Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2019/3267 E. 2021/3517 K. 14.04.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/3267
KARAR NO : 2021/3517
KARAR TARİHİ : 14.04.2021

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVACI – KARŞI DAVALI : …
DAVALI – KARŞI DAVACI : …
DAVA TÜRÜ : Temliken Tescil Olmazsa Ağaçların Bedeli

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, bozma üzerine asıl dava yönünden ağaç bedeli bakımından kabulüne karşı dava bakımından ise talepler açısından reddine karar verilmiş olup hükmün davalı-karşı davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

K A R A R

Davacı-karşı davalı vekili, dava konusu Mersin ili, Toroslar ilçesi, 1360 ve 1368 parsel sayılı taşınmazların müvekkili tarafından davalı kardeşinden haricen satın alındığını, tarafların kardeş olmaları ve birbirlerine olan güvenleri nedeniyle tapuda devir işlemlerinin hep geciktirildiğini, müvekkilinin taşınmazları tapudan devir alacağı inancıyla imar-ihya ettiğini, üzerinde muhtelif cins ve sayıda ağaç yetiştirdiğini, ağaçların değerinin arazi değerinden fazla olduğunu belirterek, TMK’nin 724. maddesi gereğince taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile müvekkili adına tesciline, bu mümkün olmadığı takdirde üzerindeki ağaçların belirlenecek değerinin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, 29.04.2014 tarihli esas hakkındaki beyanlarına ilişkin dilekçe ile taşınmazın zemin değerinin ağaçların değerinden fazla olduğu belirlendiğinden, temliken tescil talebinden vazgeçtiklerini açıklamıştır.
Davalı-karşı davacı vekili; dava konusu taşınmazları müvekkilinin 31.03.2006 tarihinde satın aldığını, aynı gün davacı-karşı davalının kendisine vekaleten tapuda satış yaptığı esnada bir kağıt imzalattığını, “bu belgeyi imzala, yerini teslim al” dediğini, müvekkilinin imzalamak istememesine rağmen okumadan emri vakiyle hile ile imzaladığını, karşı davalının 2000 m2’den fazla yeri 2006 yılından beri işgal ettiğini, 30 yaşlarında 100 adet elma ağacını keserek yerine şeftali ağacı diktiğini, davacı-karşı davalıya ait, dava konusu parsellere bitişik taşınmazlar olduğundan davacının kendi yerini kullandığı düşüncesiyle müvekkilinin kuşkulanmadığını belirterek, davacının davasının reddini savunmuş, karşı dava ile de; davacı-karşı davalının dava konusu taşınmaza elatmasının önlenmesine, ağaçların sökülerek kaldırılmasına, daha önce taşınmazda mevcut bulunan ağaçlar kesilmiş olduğundan ağaç bedeli ile muhtemel ömürlerine göre oluşacak gelir kaybının ödenmesine, yine davacı-karşı davalının taşınmazı işgali nedeniyle saptanacak ecrimisilin tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davacı-karşı davalının iyi niyetli olmadığı, sadece taşınmazlara ektiği ağaçların enkaz bedellerini isteme hakkı bulunduğu gerekçesiyle davasının 16.200,00.-TL olarak kısmen kabulüne, davalı-karşı davacının mülkiyet hakkının varlığı kabul edilerek men’i müdahale ve kal istemine ilişkin davasının kabulü ile, ecrimisil talebine ilişkin davasının 7.304,00.-TL, ağaç bedeline ilişkin davasının 21.450,00.-TL olarak kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı-karşı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yapılan kanun yolu incelemesi neticesinde; Dairemizin 06.06.2017 tarihli ve 2016/3723 Esas, 2017/8393 Karar sayılı ilamıyla; tapulu taşınmazlarda harici satışın geçersiz olduğu, bu nedenle, mülkiyet hakkına üstünlük tanınması gerekeceği, ancak davacı-karşı davalının taşınmazı 10 yıl gibi uzunca bir süre kullanmış olması ve davalı-karşı davacı tarafından da bu kullanımına uzun bir süre ses çıkarılmadığı gözetildiğinde, taşınmazı haricen satın alan tarafın, fuzuli şagil sayılamayacağı, 1940 tarihli ve 2/77 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca harici satış bedeli kendisine ödeninceye kadar taşınmazı elinde tutma hakkı bulunduğu, davalının bu dönem yönünden iyiniyetli zilyet konumunda olacağı ve TMK’nin 994. maddesi uyarınca iyiniyetli zilyedin, yaptığı zorunlu ve faydalı giderlerin tazminini talep edebileceği, bu tazminat ödeninceye kadar da hapis hakkı doğacağı, öte yandan davacı-karşı davalının, davalı-karşı davacı taşınmazına el attığı gözetilerek ecrimisile ve daha önce dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan ağaçların kesilmesi nedeniyle kesilen ağaçların bedeline ilişkin tazminata hükmedildiği, fakat davacı-karşı davalının taşınmazı satın almak suretiyle kullanması ve bu süre içerisinde taşınmazın kullanılmasına göz yumulmuş olması, kullanmaya muvafakat olarak değerlendirilmesi gerektiği, bu halde davacı-karşı davalının fuzuli şagil olarak kabul edilemeyeceği, elatmanın önlenmesine karar verildikten sonra davacı-karşı davalının ecrimisilden sorumlu tutulmasının doğru olmadığı, yine davacı-karşı davalının dava tarihine kadar taşınmazları kullanımının iyiniyetli zilyet sıfatıyla sürdüğü ve TMK’nin 993. maddesinde düzenlenen iyi niyetli zilyede tanınan haklardan faydalanabileceği, bu nedenle taşınmazdan iyi niyetle yararlanan zilyet, geri vermekle yükümlü olduğu kimseye karşı bu yüzden tazminat ödemek zorunda olmadığı gibi, kaybedilmesinden, yok olmasından ve hasara uğramasından sorumlu olmadığı, davalı-karşı davacı lehine taşınmaz üzerinde daha önce bulunduğu iddia edilen ağaçların bedeline ilişkin tazminata hükmedilmesinin de hatalı olduğu gerekçeleriyle karar bozulmuş, davalı-karşı davacının karar düzeltme talebi de Dairemizce reddedilmiştir.
Yerel Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda; davacı-karşı davalının iyiniyetli zilyet olduğu, yaptığı zorunlu ve faydalı giderlerin tazminini talep edebileceği, bu tazminat ödeninceye kadar da hapis hakkı doğacağı, dikilen ağaçların faydalı gider kapsamında olduğu belirtilerek asıl dava yönünden ağaçların bedeli olan 54.000 TL’nin davacıya ödenmesine, karşı dava yönünden ise davacının “iyi niyetli kabul edilmesi nedeniyle ecrimisil ve harici satış bedeli kendisine ödeninceye kadar taşınmazı elinde tutma hakkı bulunduğu göz önüne alındığında meni müdahale, kal taleplerinin yerinde olmadığı” gerekçe gösterilerek meni müdahale, kal, ecrimisil ve tazminat taleplerinin subut bulmadığından reddine karar verilmiş, hüküm davalı-karşı davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Asıl dava; temliken tescil, olmazsa dikilen ağaçların bedeli, karşı dava ise el atmanın önlenmesi, kal, ecrimisil ve kesilen ağaçların tazmini istemine ilişkindir.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre davalı-karşı davacı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Somut olayda; içtihat kapsamındaki tazminat ödeninceye kadar davacının hapis hakkı bulunduğuna göre; karşı davadaki taleplerle ilgili kurulan hükümde “subut bulmadığından” ibaresinin yer alması doğru değildir. Ancak anılan hususun düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını zorunlu kılmadığından, mahkeme kararının düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. (HUMK mad. 438/7, HMK mad. 370/2).
SONUÇ: Yukarıda (1) no’lu bentte açıklanan nedenlerle, davalı-karşı davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) no’lu bentte yazılı nedenlerle kararın 2.paragrafında bulunan “sübut bulmadığından” ibaresinin madde metninden çıkarılarak yerine “tazminat ödeninceye kadar hapis hakkı bulunduğundan” ibaresinin yazılmasına, 6100 sayılı HMK’nin geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 438/7. maddesi uyarınca hükmün bu şekliyle düzeltilerek ONANMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 14.04.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.