YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/3429
KARAR NO : 2020/1585
KARAR TARİHİ : 19.02.2020
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı üçüncü kişi vekili, 08.04.2015 tarihinde yapılan haciz sırasında müvekkilinin istihkak iddiasında bulunduğunu, 29.04.2015 tarihinde ise cebri icra ve muhafaza tehdidi altında borcun ödendiğini, haciz adresinin borçlu ile ilgisi olmadığını belirterek, haczin kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozma öncesi 30.04.2015 tarihli kararında; borç ödendiği için, konusuz kalan davada karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hükmün davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyizi üzerine, Dairemizin 2016/147 Esas, 2018/15866 Karar ve 18/09/2018 tarihli kararı ile 29.04.2015 tarihinde, “… cad. No:45 …/…” adresine tekrar hacze gidildiği, davacı üçüncü kişinin, malların muhafazası tehdidi ile dosya borcunu ihtirazi kayıtla ödediği, borcun ihtirazi kayıtla ödenmesi nedeniyle istihkak davasının ödenen para üzerinden devam ettiğinin kabulü gerektiği, iş bu nedenle Mahkemece, davanın esası hakkında karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesi ile bozulmuştur.
Bozma sonrası Mahkemece yeniden yapılan yargılamada; bozma ilamına uyularak, İİK’nin 96. ve 97. maddeleri uyarınca gerçekleşterilen hacizlerde dava açma külfetinin üçüncü kişide olduğu, davacı üçüncü kişi tarafından haciz adresinin ve haczedilen mahcuzların kendisine ait olduğunun ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, İİK. 97. maddesine dayalı, üçüncü kişinin istihkak iddiasına ilişkindir.
Haciz adresinin, ödeme emri tebliğ adresi olmadığı, haczin üçüncü kişi huzurunda yapıldığı, haciz sırasında borçlu hazır olmadığı gibi borçluya ait evrak da bulunmadığı nazara alındığında, İİK’nin 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesinin üçüncü kişi yararına olduğunun kabulü gerekir. Borçlu …’in üçüncü kişinin amcasının gelini olması (üçüncü kişi beyanına göre) karinenin borçlu lehine işletilmesi için yeterli değildir.
Bu durumda, az yukarıda açıklanan yasal karinenin aksinin davalı alacaklı tarafından inandırıcı ve güçlü delillerle ispat edilmesi gerekir. İspat yükü altında olan alacaklı karinenin aksini kanıtlamaya elverişli delilleri sunamamıştır.
O halde, Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözönüne alınarak, davanın kabulü yerine oluşa ve dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçe ile davanın reddine yönelik hüküm kurulması doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı üçüncü kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK’nin 366 ve 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK’nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 19.02.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.