Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2019/3443 E. 2019/6554 K. 26.06.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/3443
KARAR NO : 2019/6554
KARAR TARİHİ : 26.06.2019

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi, Ecrimisil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın elatmanın önlenmesi yönünden kabulüne, ecrimisil yönünden kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı vekili, dava dilekçesinde mevkii ve hudutları belirtilen dava konusu taşınmazın müvekkili tarafından 21.01.1980 tarihli hibe senedi ile satın alındığını, vekil edenin 20 yıldan beri malik ve zilyedi olduğu taşınmazı davalının işgal ettiğini belirterek davalının işgaline son verilmesini, 560,00 TL ecrimisil bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılardan … vekili, dava konusu taşınmazın Kaş Kadastro Mahkemesinin 2009/452 Esas sayılı dosyasında davalı olduğunu, Mahkemece verilen ilk kararda krokide C3 ile gösterilen yerin bir kısmının vekil edeni adına tespit ve tesciline karar verildiğini, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 2004/9268 Esas, 2004/12166 Karar sayılı ilamı ile taşınmazın A, B, C, D ve E bölümlerine ilişkin temyiz itirazlarının reddi ile 44 ada 41 parsele ilişkin hükmün onanmasına karar verildiğini, müvekkilinin 44 ada 41 parselde hissedar olduğunu ve oturduğu alanda da işgalci olmadığını ifade ederek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, Kaş Kadastro Mahkemesi’nin 02.06.1994 tarihli ve 1988/596 Esas, 1994/66 Karar sayılı kararına da değinilerek dava konusu yerin davacının miras bırakanına ait olduğu gerekçeleriyle “1-Davacının davalı … açısından meni müdahale talebinin kabulüne, davalı … bakımından ecrimisil talebinin kısmen kabulüne; -175,00 TL ecrimisilin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı …’dan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, -Davalı …’ın dava konusu Antalya İli, Kaş İlçesi, Merkez Kilise Cami mevkii 44 ada 41 parsel sayılı taşınmazda Fen bilirkişisi Taşkıran Cansever’in 06/08/2014 havale tarihli bilirkişi raporunda kırmızı boyalı alanda gösterilen kısma yönelik müdahalesinin men’ine, 2-Diğer davalılar …, …, Münevver
Aydoğdu, … bakımından husumet yokluğu nedeni ile meni müdahale ve ecrimisil talebinin reddine,” karar verilmiştir. Karar, davalılardan … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; elatmanın önlenmesi ve ecrimisil istemine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delilerden; Kaş Kadastro Mahkemesi’nin 2009/452 Esas sayılı dava dosyasının 02.06.1994 tarihli ve 1988/596 Esas, 1994/66 Karar sayılı (ilk) kararının 20. bölümünde “Fen ehlinin 14.12.1992 tarihli krokisi de C/3 harfli 448 m2’lik bölümü 44 adanın son parsel numarası verilmek suretiyle masahası mahreç kabul edilerek 60/448’ini Hüseyin oğlu … adına, 99/448 sehiminin Ali Ünal eşi Mustafa kızı Hanife Ünal adına, 289/448 sehiminin Ali kızı … (Ünal) adına, tapuya tespit ve tesciline, parsel içerisindeki evin Hüseyin oğlu …’a aittir şerhinin tapu kütüğünün beyanlar hanesinde gösterilmesine” hükmedildiği, temyiz başvurusu üzerine Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin, 2004/9268 Esas ve 2004/12166 Karar sayılı ilamı ile “Sonuç kısmının 1. fıkrasında” “44 ada 41 sayılı parselin krokide (A, B, C, D ve E) ile gösterilen bölümlere ilişkin hükmün” onanmasına karar verildiği anlaşılmaktadır. Ancak Dairemizce yapılan geri çevirme işlemine rağmen Kadastro Mahkemesi ilgili kısmının kesinleşip kesinleşmediği, kesinleşmiş ise Tapu Müdürlüğünde infazının gerçekleşip gerçekleşmediği anlaşılamamıştır.
Nitekim kararın mevcut hali ile kesinleşmesi durumunda davacı ile (aleyhine hüküm kurulan) davalı …’ın çekişmeli taşınmazda paydaş olacağı aşikardır.
Paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan her zaman payına vaki elatmanın önlenilmesini ve/veya ecrimisil isteyebilir. Elbirliği mülkiyetinde de paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine ecrimisil davası açabilir.
Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa açacağı ecrimisil davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir.
Kural olarak, men edilmedikçe paydaşlar birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi de, ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın davaya konu taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak isteğinin davalı paydaşa bildirilmiş olmasına bağlıdır. Ancak, bu kuralın yerleşik yargısal uygulamalarla ortaya çıkmış bir takım istisnaları vardır. Bunlar; davaya konu taşınmazın kamu malı olması, ecrimisil istenen taşınmazın (bağ, bahçe gibi) doğal ürün veren yada (işyeri, konut gibi) kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden olması, paylı taşınmazı işgal eden paydaşın bu yerin tamamında hak iddiası ve diğerlerinin paydaşlığını inkar etmesi, paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belirli bulunması, davacı tarafından diğer paydaşlar aleyhine daha önce bu taşınmaza ilişkin, elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri davalar açılması veya icra takibi yapılmış olması halleridir. Bundan ayrı, taşınmazın getirdiği ürün itibariyle de, kendiliğinden oluşan ürünler; biçilen ot, toplanan fındık, çay yahut muris tarafından kurulan işletmenin yahut, başlı başına gelir getiren işletmelerin işgali halinde intifadan men koşulunun oluşmasına gerek bulunmamaktadır.
Bu nedenle, davaya konu taşınmazlar yönünden sayılan istisnalar dışında intifadan men koşulunun gerçekleşmesi aranacak ve intifadan men koşulunun gerçekleştiği iddiası, her türlü delille kanıtlanabilecektir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.02.2002 tarihli ve 2002/3-131 E., 2002/114 K. sayılı ilamı)
Somut olaya gelince; Mahkemece, Kaş Kadastro Mahkemesinin 02.06.1994 tarihli ve 1988/596 Esas, 1994/66 Karar sayılı kararın 20. bölümünün kesinleşip kesinleşmediği etraflıca araştırılarak hüküm akıbetinin tereddüde mahal bırakılmayacak şekilde netleştirilmesi, gerektiğinde kesinleştirme işlemleri için taraflara da görev tevdi etmek suretiyle (önem arz eden bu eksikliğin) dosyanın geçirdiği aşamada dikkate alınarak giderilmesi, hüküm fıkrasının mevcut şekli ile kesinleşmesi halinde davacı ile (aleyhine hüküm kurulan) davalı …’ın çekişmeli taşınmazda paydaş olacağı da göz önünde bulundurularak, yukarıda belirtilen ilkeler ve oluşacak sonucuna göre dosya kapsamına uygun bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılardan … vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne, usul ve yasaya aykırı olan hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 26 .06.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.