YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/3482
KARAR NO : 2021/2949
KARAR TARİHİ : 30.03.2021
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi, Yıkım, Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı, maliki olduğu 1 parsel sayılı taşınmaza komşu parsel maliki olan davalının ahır yapmak suretiyle el attığını ve hayvanlarını otlattığını ileri sürerek, davalının taşınmaza el atmasının önlenmesine, ahırın yıkımına ve 1.000,00 TL ecrimisile karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, el atmanın önlenmesi ve yıkım talebinin kabulüne, ecrimisil talebinin ise kısmen kabulüne karar verilmiş davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 1.Hukuk Daire’sinin 26.04.2017 tarih 2014/21516 Es,2017/2150 Kar.sayılı ilamı ile”Hemen belirtilmelidir ki; iddianın içeriği ve ileri sürülüş biçiminden, davanın taşınmaz malın aynına ilişkin olduğu ve konusunu oluşturan hakkın para ile değerlendirilmesinin mümkün bulunduğu; böyle bir davada, 6100 sayılı HMK’nın 120. (1086 sayılı HUMK’un 413.) ve 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 16. maddeleri uyarınca dava değerinin ve buna göre alınacak harcın, el atılan yerin ve yıkımı istenen şeyin değeri ile talep edilen ecrimisil toplamından ibaret olacağı kuşkusuzdur (04.03.1953 tarihli ve 10/2 sayılı İBK). Dava dilekçesinde, dava değerinin ecrimisil isteği yönünden 1.000,00 TL gösterildiği, elatmanın önlenmesi ve yıkım isteği bakımından ise dava değerinin gösterilmediği ve istenen ecrimisil miktarı üzerinden peşin harcın ödendiği, sonrasında mahkemece yıkımı istenen yapı değeri üzerinden harcın tamamlatıldığı anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere, 492 sayılı Harçlar Kanunu, harcın alınmasını veya tamamlanmasını tarafların isteklerine bırakmayıp, anılan hususun mahkemece kendiliğinden gözetileceğini düzenlemiş ve buyurucu nitelikteki 32. maddesinde yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemlerin yapılamayacağını öngörmüştür.
Hâl böyle olunca, öncelikle davada ileri sürülen isteklerden el atmanın önlenmesi isteği ile ilgili olarak keşfen saptanan dava değeri üzerinden nispi tarifeye göre harcın tamamlatılması, bu koşul yerine getirildiği taktirde davaya devam edilmesi gerekirken, anılan husus gözardı edilerek işin esası bakımından hüküm kurulması doğru değildir.Kabule göre de, mahkemece ecrimisil talebinin kısmen kabulüne karar verilmekle reddedilen müktar üzerinden davalı lehine vekalet ücretine hükmolunmaması isabetsizdir.”gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde , taşkınlığın imar sonucu meydana geldiğinin belirlenmesi sebebi ile taşkın olan yapıların bedeli mahkeme veznesine depo ettirilerek davanın kabulüne ancak davalı tarafın yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmasına karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; el atmanın önlenmesi ve kal istemlerine ilişkindir.
1-Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve uyulan bozma ilâmında açıklandığı üzere işlem yapılıp sonucu dairesinde hüküm tesis edildiğine göre aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
2-Davalı vekilinin yargılama gideri ve vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde,
Taşkınlığın imar uygulaması sonucu meydana geldiği Mahkemenin de kabulünde olduğuna, yapının haksız veya taşkın durum yaratması, kamusal bir tasarrufun sonucu olup, tecavüzlü durumun yapıyı yapan kişinin iradesi dışında meydana gelmesi nedeniyle davanın açılmasına sebebiyet verdikleri söylenemez. O halde, taşkın yapıyı kullananın kötü niyetli sayılamayacağı ve kendisine kusur izafe edilemeyeceği gözetildiğinde yargılama giderlerinden ve bu giderlerden sayılan vekalet ücretinden sorumlu tutulamayacağı açık olup, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş ise de, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün 1086 sayılı HUMK’un 438/7. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde düzeltilerek onanması yoluna gidilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, yerel mahkeme hükmünün 2.bendinde yer alan “davalıdan” ibaresi çıkartılarak yerine “davacılardan” ibaresinin yazılmasına, 3. 4. ve 6. bentler çıkartılarak yerine 3.bent olarak “davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, davacılar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına” ibarelerinin yazılmasına, bundan sonraki bentlerin numaralarının buna göre teselsül ettirilmesine, 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK’nin 438/7. fıkrası gereğince hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, HUMK’un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna,
210,00 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 623,38 TL’nin temyiz edenden alınmasına 30.03.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.