Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2019/3500 E. 2019/10619 K. 27.11.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/3500
KARAR NO : 2019/10619
KARAR TARİHİ : 27.11.2019

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi, Kal Ve Ecrimisil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş olup hükmün asıl dosyada davalı-birleşen dosyada davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı (tereke temsilcisi), muris dedesi …’nın ölümüyle tapuda adına kayıtlı taşınmazların kendilerine intikal ettiğini, davalının … ilçesi Kalın köyü 58, 1067, 1406, 1704, 1714 parsel numaralı tarlalara yapmış olduğu müdahale sonunda … Asliye Hukuk Mahkemesinin 2000/185 Esas ve 2002/91 Karar sayılı kararı ile davalının el atmasının önlenmesine karar verildiğini, bu ilamı … İcra Müdürlüğü’nün 2002/75 Talimat sayılı dosyasıyla icra ettirerek taşınmazı teslim aldıklarını, ancak davalının tarlalara el atmaya halen devam ettiğini, davacıların yararlanmasını engellediğini, belirterek el atmanın önlenmesini, fazlaya ilişkin talepleri saklı olmak üzere 4.500 TL ecrimisilin yasal faiziyle birlikte ödenmesini talep etmiştir.
Davalı-birleşen dosya davacısı cevabında, dava konusu taşınmazlarda muris annesi …’dan intikal eden payı olduğunu, ayrıca dava konusu taşınmazlarda hissesi bulunan Zekeriya Kösedağ ve …’nın hisselerini haricen satın aldığını, kötü niyetli olmadığını, davacıların paylarına düşen kısma müdahale etmediğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Birleşen 2003/281 Esas, 2004/129 karar sayılı dosyada davacı; 1704 parselde … murisleri Peruza Toka ve Zekeriya Kösedağ’ın hisselerini aldığını, annesi …’dan intikal eden hissesi bulunduğunu, ancak davalıların kendi rızası olmadan bu araziye sahip çıktığını belirterek davalıların el atmasının önlenmesini, üzerindeki inşaatın kalini talep etmiş, bu dosya davacının davayı takip etmemesi nedeniyle 30.06.2004 tarihinde işlemden kaldırılmıştır.
Mahkemece asıl davanın kabulüne, davalının dava konusu taşınmazlara yönelik el atmasının önlenmesine, birleşen davanın açılmamış sayılmasına, karar verilmesi üzerine; hüküm, asıl dosya davalısı … tarafından temyiz edilmiştir.
Temyize konu olan asıl dava, el atmanın önlenmesi ve ecrimisil isteğine ilişkindir.
Hemen belirtilmelidir ki; iddianın içeriği ve ileri sürülüş biçiminden, davanın taşınmaz malın aynına ilişkin olduğu ve konusunu oluşturan hakkın para ile değerlendirilmesinin mümkün bulunduğu; böyle bir davada, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 413. ve 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 16. maddeleri uyarınca dava değerinin ve buna göre alınacak harcın, el atılan yerin değerinden ibaret olacağı kuşkusuzdur (4.3.1953 tarihli ve 10/2 sayılı İBK).
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, davanın yalnızca 4.500 TL ecrimisil talebine ilişkin harç ödenmek suretiyle açıldığı, 22.10.2013 tarihli bilirkişi raporunda el atılan 1704, 1714, 1067, 1406, 58 parsel sayılı taşınmazların toplam değerinin 103.920,78 TL olduğunun tespit edildiği, ancak taşınmazın keşfen belirlenen değeri gözetilerek el atmanın önlenmesi talebi yönünden harç ikmalinin yapılmadığı anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere, 492 sayılı Harçlar Kanunu, harcın alınmasını veya tamamlanmasını tarafların isteklerine bırakmayıp, anılan hususun mahkemece kendiliğinden gözetileceğini düzenlemiş ve buyurucu nitelikteki 32. maddesinde yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemlerin yapılamayacağını öngörmüştür.
Hâl böyle olunca, öncelikle taşınmazın keşfen saptanacak dava değeri üzerinden peşin harcın tamamlanması, bu zorunluluk yerine getirildiği takdirde davaya devam edilmesi gerekirken, anılan husus gözardı edilerek işin esası bakımından hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Kabule göre de, dava konu taşınmazda tarafların paydaş olduğu gözetilerek davacının payı oranında el atmasının önlenmesine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde taşınmazın tamamına yönelik el atmanın önlenmesine karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, asıl dosya davalısı …’ın yukarıda belirtilen temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 27/11/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.