Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2019/3635 E. 2020/5558 K. 29.09.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/3635
KARAR NO : 2020/5558
KARAR TARİHİ : 29.09.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali Ve Tescil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

K A R A R

Davacı Hazine vekili, kadastro çalışmaları sırasında … adına tespit ve tapuya tescil edilen 1492 parsel numaralı taşınmazın 13.821,38 m2’lik kısmının kıyı kenar çizgisi içinde kaldığını ileri sürerek, tapusunun iptaline ve üzerindeki yapıların yıkımına karar verilmesini istemiştir.
Davalı … vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen karar, Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 07.04.2010 tarihli ilamı ile 5841 sayılı Yasa uyarınca davanın reddi gerektiğine değinilerek bozulmuş, Mahkemece bozma ilamına uyulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Bu defa, Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin, 02.04.2012 tarihli ilamı ile; hak düşürücü süreye ilişkin Yasa maddesinin Anayasa Mahkemesinin 12.05.2011 tarihli ve 2009/31 E., 2011/77 K. sayılı kararı ile iptal edildiği ve 23.07.2011 tarihinde de Resmi Gazete’de yayımlanmasıyla iptal hükmünün yürürlüğe girdiği, Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararından sonra davanın hak düşürücü süreden reddine ilişkin verilen kararın doğruluğundan söz edilemeyeceği; işin esası hakkında 28.11.1997 tarihli ve 5/3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı doğrultusunda değerlendirme yapılmak ve yargılama masrafları yönünden de 6099 sayılı Yasa hükümleri gözetilmek suretiyle uyuşmazlığın çözüme kavuşturulması gerektiği gerekçesi ile kararın bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemesince bozmaya uyma kararı verildikten sonra yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulü ile, 295 ada 1 parselde davalı adına kayıtlı taşınmazın 22.07.2013 havale tarihli fen bilirkişisinin raporunda ( e, j, m, p ) harfi ile gösterilen toplam 13.034,71 m2’lik kısmının tapu kaydının iptali ile, tescil dışı bırakılmasına, taşınmaz üzerindeki yapıların kaldırılmasına karar verilmesi üzerine, hüküm, davacı Hazine vekili ve davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir. Hüküm, son defa, Dairenin 06/07/2017 tarihli ve 2016/20505 Esas 2017/1140 Karar sayılı ilamı ile ‘ … Dava konusu parselin ilk geldi kaydı olan 1593 parsele tapulama çalışmaları sırasında uygulanan Ağustos 1952 tarihli ve 65 sıra nolu tapu kaydının hükmen tescil sonucu oluştuğu Amasra Tapu Müdürlüğünün yazısından ve eksikten gelen karar sureti ve ekli belgelerden anlaşılmaktadır. O halde; hükmen tescile esas 1952/398 Esas ve 1952/399 Esas sayılı dava dosyalarındaki keşif zabıtları ve krokiler uygulanmak sureti ile, dava konusu taşınmazın yerinin belirlenmesi, bundan sonra temyize konu dosya yönünden kesin hüküm ya da dava konusu taşınmazın niteliği bakımından güçlü delil olup olmadığının belirlenmesi, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek hüküm kurulması gerekmektedir…’gerekçesi ile bozulmuştur. Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama neticesinde, hükmen tescile esas dosyanın eldeki dosya açısından kuvvetli delil niteliğinde olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi üzerine, hüküm davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 3621 sayılı Yasa’dan kaynaklanan taşınmaza ait sicil kaydının kütükten terkini ve yıkımı isteğine ilişkindir.
Dosya içeriğine ve toplanan delillere göre; çekişme konusu 1492 ifraz parselinin geldisinin 1593 sayılı kadastro parseli olduğu, 1593 parselin tespitinin 1959 tarihinde yapıldığı, Hazine’ce tespite itiraz davası açıldığı, (mülkiyete Hazinenin bir itirazı olmayıp, sadece nizalı taşınmazın altındaki madenlerin Hazine’ye ait olduğunun belirtilmesi istenmekle hükmen davalı … adına tapuya tesciline, taşınmazın altındaki madenlerin Hazine’ye ait olduğunun belirtilmesine karar verildiği), 04.04.1963 tarihinde hükmen tescil ile davalı … adına tapuya tescil edildiği, 05.08.1977 ve 21.08.1995 tarihlerinde ifraz yoluyla davalı … adına sicilinin oluştuğu, en son 06/03/2013 tarihinde 3402 sayılı Yasa uyarınca yenilemenin tescili ile de 295 ada 1 Parsel olarak tapuya kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır.
Somut olayda, her ne kadar Mahkemece, bozmaya uyularak karar verilmiş ise de, bozma gereklerinin tam olarak yerine getirildiğini söyleyebilme olanağı bulunmamaktadır. Şöyle ki, dava konusu taşınmazın kök tapusu olan ve tapulama çalışmalarında 1593 parsele revizyon gören Ağustos 1952 tarihli ve 65 sıra numaralı tapu kaydının oluşumuna esas, Bartın Sulh Hukuk Mahkemesinin 1952/398 Esas, 1952/567 Karar ve 1952/399 Esas 1952/566 Karar sayılı kararları incelendiğinde, taşınmazın zilyetliği ile ilgili araştırma ve inceleme yapıldığı, eldeki davaya konu kıyı kenar çizgisi ile bir araştırma yapılmadığı düşünüldüğünde, eldeki dosyaya kuvvetli delil teşkil edeceğinin düşünülmesi hatalı olmuştur. O halde, Mahkemece yapılması gereken iş, keşif sonrası alınan 22.07.2013 tarihli fen bilirkişisi raporu da dikkate alınarak, toplanmış ve toplanacak deliller çerçevesinde, davacının talebi hakkında bir karar vermek olmalıdır. Bu husus düşünülmeden, hatalı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, davacı Hazine temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 29.09.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.