YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/405
KARAR NO : 2020/3765
KARAR TARİHİ : 22.06.2020
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Asıl Dava: Elatmanın Önlenmesi, Karşı Dava: Tapu İptali ve Tescil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, asıl dava hakkında kabul, karşı dava hakkında görevsizlik kararı verilmiş olup, asıl karar ve ek kararın davalı-karşı davacı … … vekili, ek kararın karşı davada davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı-karşı davalı vekili, asıl davada vekil edeninin maliki olduğu dava konusu 385 ada 1 parsel sayılı taşınmazda vekil edeninin dava dışı abisi ve davalıya oturmaları için izin verdiğini, 2009 Temmuz ayına kadar oturabileceklerini söylediğini, ancak davalının taşınmazı kullanmakta ısrar ettiğini belirterek, davalının müdahalesinin men’ine karar verilmesini istemiştir.
Davalı-karşı davacı … asıl davanın reddini savunmuş ve açtığı karşı davayı asıl davacı ve dava dışı eşi …’ye karşı yöneltmiştir. Karşı davada dava konusu taşınmazın asıl davacı ve eşi … arasında kendisinden mal kaçırarak edinilmiş maldan doğan hakkını engellemek için muvazaalı olarak asıl davacı adına kaydettiklerini belirterek, asıl davacı adına olan tapu kaydının iptali ile karşı dava davalısı … adına tescili, bu mümkün olmazsa alacak talebinde bulunmuştur.
Mahkemece, davacı- karşı davalının davasının kabulüne, davalının, dava konusu yere müdahalesinin men-i ile tahliyesine karar verilmiş olup; asıl hüküm, davalı-karşı davacı … tarafından, ek karar davalı-karşı davacı … ve karşı dava davalısı … tarafından temyiz edilmiştir.
Asıl dava müdahalenin men’i; karşı dava muvazaa nedeniyle tapu iptali ve tescil olmaz ise alacak istemlerine ilişkindir.
Mahkemece 20.02.2015 tarihli kısa kararda, “davacı-karşı davalının davasının kabulüne, davalının, dava konusu yere müdahalesinin men-i ile tahliyesine; davalı-karşı davacının davasının Mahkememizin görevsizliği nedeniyle usulden reddine, karşı davanın bu dosyadan tefrik edilerek HMK 20. maddesi gereği kesinleştiği tarihten itibaren yasal 2 haftalık kesin süresi içerisinde talep edilmesi halinde yetkili ve görevli, Küçükçekmece Aile Mahkemesine gönderilmesine, süresi içerisinde talep edilmemesi halinde karşı davanın açılmamış sayılacağının ihtaratına” karar verilmiş olmasına rağmen; gerekçeli kararın hüküm sonucunun “davacı-karşı davalının davasının kabulüne, davalının, dava konusu yere müdahalesinin men-i ile tahliyesine” şeklinde olduğu ve kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki oluşturulduğu anlaşılmıştır.
T.C. Anayasası’nın 141. maddesi hükmü uyarınca, duruşmaların aleniyeti kuralı gereği, tefhim edilen kısa karar ile gerekçeli kararın birbirine aykırı ve çelişik olmaması gerekir. Buna göre, yargılama açık olarak yapılacak ve HMK’nin 297/2. maddesi hükmü gereğince de yargılama sonunda verilen kararda taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan haklar sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde açıkça gösterilecektir. Aynı Kanun’un 298/2. maddesi hükmü ise, sonradan yazılacak gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağına amirdir. Bu nedenle Mahkeme hükmü tek olduğundan ve kısa kararla aynı sonuçları taşıyacağından kısa karar ve gerekçeli karar arasında çelişki halinde ortada yasaya uygun bir hükmün varlığından söz edilemez. Nitekim Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 10.04.1992 tarihli ve 7/4 sayılı kararında, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili bulunmasının bozma nedeni sayılacağı belirtilmiş olup, Mahkemece yapılacak iş; önceki karar ile bağlı olmaksızın çelişki giderilmek suretiyle yeni bir karar vermekten ibarettir.
Kısa kararla gerekçeli karar arasındaki çelişkinin, mahkemelere ve yargıya olan güveni sarsacağı gibi infazda duraksamaya yol açacağı da açıktır. Hükmün kurulmasında esas olan kısa karar olup, gerekçeli karar da buna uygun olmalıdır. Hüküm, bu nedenle Kanuna, tarih ve numarası anılan Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’na aykırı olarak tesis edildiğinden, 20.02.2015 tarihli kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Davalı-karşı davacı … vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulüyle, Yerel Mahkeme hükmünün, kısa karar gerekçeli karar çelişkisi nedeniyle 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla uygulanacak olan 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, asıl karar yukarıda yazılı nedenle bozulduğundan karşı davacı … vekilinin sair temyiz itirazlarının ve ek karara yönelik temyiz itirazlarının, karşı dava davalısı …’nin ek karara yönelik temyiz itirazlarının bozma sebebine göre şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edenlerden karşı dava davalısı …’e iadesine, 22.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.