YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/4236
KARAR NO : 2021/3323
KARAR TARİHİ : 08.04.2021
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacılar vekili, 1 parsel sayılı taşınmazda müvekkillerinin paydaş olduğunu, taşınmaz üzerine davalı Kurumca verici istasyonu tesis edildiğini, ayrıca bu istasyon üzerine Turkcell İletişim Hizmetleri ve Vodafone Telekomünikasyon Hizmetleri AŞ ile kira akdi tesis edilerek kullanmaya devam ettiğini ileri sürerek, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile 28.01.2008 tarihinden dava tarihine kadar işlemiş 55.000 TL ecrimisilin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiş olmakla; Dairece dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, ecrimisil istemine ilişkindir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. HMK’nin 297. ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmıştır. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle, hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil olarak kurulması gerekir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş ve mahkeme kararlarına duyulan güven sarsılmış olacaktır.
Somut olaya gelindiğinde, Mahkemece, ecrimisil olarak; toplam 64.866,41 TL’nin kabulüne karar verilmiş olmasına karşın gerek kısa kararda gerekse gerekçeli kararda: “ecrimisil tazminatı olarak; toplam 64.866,41 TL’nin bilirkişi kurulu raporu doğrultusunda; 7.200,00 TL’nin 28.01.2004 tarihinden itibaren, 7.974,00 TL’nin 28.01.2005 tarihinden itibaren, 8.765,65 TL’nin 28.01.2006 tarihinden itibaren, 9.428,24 TL’nin 28.01.2007 tarihinden itibaren, 10.312,21 TL’nin 28.01.2008 tarihinden itibaren, 10.977,10 TL’nin 28.01.2009 tarihinden itibaren, 11.844,27 TL’nin 28.01.2010 tarihinden itibaren, 12.590,84 TL’nin 28.01.2011 tarihinden itibaren, 13.950,38 TL’nin 28.01.2012 tarihinden itibaren, 15.503,82 TL’nin 28.01.2013 tarihinden itibaren, işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine ,… ” şeklinde hüküm kurulmuş, toplamda 64.866,41 TL’nin kabulüne karar verildiği belirtilmiş olsa da 108.546,51 TL ecrimisile hükümde yer verilmiş olup bu şekilde açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil olarak hüküm tesis edilmemiş olması, hükmün çelişkili olması doğru olmadığından kararın bu yönden bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne, usul ve yasaya aykırı olan hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK’un 440/1. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 08.04.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.