YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/52
KARAR NO : 2020/5486
KARAR TARİHİ : 28.09.2020
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İtirazın İptali
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, Şanlıurfa 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/94 esas sayılı dosyası ile Şevki ve … aleyhine 23/02/2005 tarihinden dava tarihi olan 11/05/2009 tarihine kadar olan dönem için ecrimisil bedeli istemine ilişkin davanın 10.000,00 TL ecrimisil tazminatının kabulüne ilişkin karar verildiğini, bu dosyanın yargılaması sırasında alacak miktarına ilişkin olarak alınan bilirkişi raporuna göre; 96.277,30 TL alacağın sabit olduğunu, ancak yargılama sırasında bu dönem için dava konusu yerlerin sadece bu iki kardeş tarafından değil, vekil edenin dışındaki kardeşlerin tümü tarafından kullanıldığının ortaya çıktığını, davalılar yönünden açılan davanın kabul edildiğini, vekil edenince kullanılmayan kısım yönünden ise davanın reddine karar verilmiş olduğunu, kararın yargıtay denetiminden geçerek kesinletiğini, her bir kardeşin payına düşen miktar için ayrı ayrı ilamsız takip başlatıldığını, Şanlıurfa 4. İcra Müdürlüğünün 2011/8140 nolu takip dosyası ile yapılan tebligat üzerine haksız şekilde itiraz edilerek takibin durdurulduğunu belirterek itirazın iptali ile takibin devamına ve % 20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini karar verilmesini istemiştir.
Davalı taraf, talebin zamanaşımına uğradığını beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, “Davanın kısmen kabulü ile, davalının şanlıurfa 4. İcra Müdürlüğü’nün 2011/8140 nolu dosyasına yaptığı itirazın 2.169,58 TL yönünden iptali ile takibin bu miktar yönünden devamına, bu miktara takip tarihi olan 12.12.2011 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddin ,” karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Dava; tapulu taşınmazlara el atılması nedeniyle ecrimisil alacağı yönelik olarak, daha önce açılan davada saklı tutulan fazlaya ilişkin hakların tahsiline yönelik başlatılan icra takibine davalı /borçlu tarafından yapılan itirazın iptali talebine ilişkindir.
Bilindiği üzere, zamanaşımı, alacak hakkının belli bir süre kullanılmaması yüzünden dava edilebilme niteliğinden yoksun kalmasını ifade eder. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere zamanaşımı, alacak hakkını sona erdirmeyip sadece onu “eksik bir borç” haline dönüştürür ve “alacağın dava edilebilme özelliği”ni ortadan kaldırır.
Bu itibarla zamanaşımı savunması ileri sürüldüğünde, hakkın dava edilebilme niteliği ortadan kalkacağından, artık mahkemenin işin esasına girip onu incelemesi mümkün değildir.
Türk Borçlar Kanunu’nun 154. maddesi (818 Sayılı BK 133/2) uyarınca, alacaklının dava açmasıyla zamanaşımı kesilir. Ancak zaman aşımının kesilmesi sadece dava konusu alacak için söz konusudur.
6098 Sayılı TBK’nin 154. maddesinin 2. fıkrası uyarınca, dava açılması veya icra takibi yapılması zamanaşımını kesen nedenlerdendir. Kanunun 156. maddesi ise, zamanaşımının kesilmesi halinde yeni bir sürenin işlemesi gerektiğini açıkça belirtmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca benimsenmiş ilkeye göre, kısmi davada fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmuş olması, saklı tutulan kısım için zamanaşımını kesmez, zamanaşımı, alacağın yalnız kısmi dava konusu yapılan miktar için kesilir.
Zamanaşımı, dava devam ederken iki tarafın yargılamaya ilişkin her işleminden ve hâkimin her emir ve hükmünden itibaren yeniden işlemeye başlar ve kesilmeden itibaren yeni bir süre işler.
25.05.1938 tarih ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtay’ın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ise, ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar.
Somut olayda, davacı tarafından, Şanlıurfa 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2009/94 Esas sayılı dosyası ile 11.05.2009 tarihinde açılan davada, 23.02.2005 – 11.05.2009 tarihleri arası için ecrimisil alacağı talebinde bulunulduğuna, davacı tarafından başlatılan icra takibinde ve eldeki davada ise ilk davada saklı tutulan fazlaya ilişkin kısım talep edildiğine göre, az yukarıda yapılan açıklamalar ışığında, 6098 sayılı TBK’nin 154. maddesinin 2. fıkrası uyarınca icra takibi yapıldığı tarih olan 12.12.2011 tarihinde zamanaşımını kesildiği dikkate alınarak 2009/94 Esas sayılı dosyada talep edilen süre ve miktarda nazara alınarak bu tarihten geriye dönük beş yıl nazara alınarak ecrimisil bedeline karar verilmesi gerekirken, itirazın iptali davasının açılış tarihi olan 11.02.2013 tarihi zamanaşımının başlangıç tarihi olarak kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna,
peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 28.09.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.