Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2019/5283 E. 2019/10033 K. 07.11.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/5283
KARAR NO : 2019/10033
KARAR TARİHİ : 07.11.2019

MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Katılma Alacağı

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı … vekili, dava dilekçesinde belirtilen taşınmazlar ve araç nedeniyle mal rejiminin tasfiyesi ile alacak isteğinde bulunmuştur.
Davalı … vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemenin davacının davasının kısmen kabulü ile 19.272 TL katılma alacağının davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine dair ilk kararı, davacı vekilinin temyizi üzerine Dairenin 07.02.2018 tarihli ve 2016/14302 Esas, 2018/1751 Karar sayılı ilamı ile “…davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi ile dava konusu 187 ada 17 parseldeki 3 nolu bağımsız bölüm yönünden, taşınmazın tamamı edinilmiş mal olarak kabul edilerek taşınmazın davalı tarafından annesine devredildiği tarihteki durumu esas alınarak bozma sonrası yeni karar tarihindeki sürüm (rayiç) değeri belirlenerek bu değer üzerinden talep miktarı ve tarafların kazanılmış hakları da gözetilerek katılma alacağının hesaplanması…” gereğine işaret edilerek bozulmuştur. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucu davacının davasının kabulüne, dava konusu 187 ada 17 parselde 3 nolu bağımsız bölüm yönünden 75.000 TL, … plakalı araç yönünden 2.500 TL katılma alacağının toplamı 77.500 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve uyulan bozma ilâmında açıklandığı üzere işlem yapılıp sonucu dairesinde hüküm tesis edildiğine göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince;
a. Mahkemece bozma ilamına uyulduğu halde bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Bozmaya uyulmakla taraf yararına usuli kazanılmış hak doğar ve bozma ilamı çerçevesinde araştırma ve inceleme yapılması gerekir. Az yukarıda bahsi geçen bozma ilamında dava konusu 187 ada 17 parseldeki 3 nolu bağımsız bölümün davalı tarafından annesine devredildiği tarihteki durumu (niteliği, seviyesi, yaşı vs.) esas alınarak bozma sonrası yeni karar tarihindeki sürüm (rayiç) değeri belirlenerek bu değer üzerinden katılma alacağının hesaplanması gerektiğinin belirtilmesine ve mahkemece bozma ilamına uyulmasına rağmen, bozma ilamından sonra alınan, taşınmazın halihazır durumu itibariyle değerlendirmeye göre taşınmazın güncel değerini tespit eden 18.10.2018 tarihli ek teknik bilirkişi raporu mahkemece hükme esas alınarak karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
Bundan ayrı, bozma ilamından önce alınan 20.04.2015 tarihli teknik bilirkişi raporunda taşınmazın keşif tarihi olan 17.04.2015 tarihi itibariyle değeri 95.000 TL olarak, bozma ilamından sonra alınan 18.10.2018 tarihli ek teknik bilirkişi raporunda güncel tarih olan 09.10.2018 tarihi itibariyle değeri 150.000 TL olarak belirlendiği halde, aradaki farkın neden kaynaklandığına yönelik bir açıklama içermeyen ve bozma gereklerine uygun olarak alınmayan 18.10.2018 tarihli rapora göre karar verilmiş olması da doğru değildir.
b. Davacı vekili dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklar saklı olmak üzere 5.000 TL talepte bulunmuş, bozma ilamından önce sunduğu ve harcını da yatırdığı 04.05.2015 havale tarihli bedel arttırım dilekçesi ile talebini dava konusu taşınmaz yönünden 42.500 TL ve dava konusu araç yönünden 5.000 TL olmak üzere toplamda 47.500 TL’ye yükseltmiş, bozmadan sonra sunduğu ve harcını da yatırdığı 21.12.2018 tarihli ıslah dilekçesinde talebini dava konusu taşınmaz yönünden 75.000 TL ve dava konusu araç yönünden 2.500 TL olmak üzere toplam 77.5000 TL olarak ıslah etmiştir. 04.02.1948 tarihli ve 1944/10 Esas, 1948/3 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ve ilgili Yargıtay Hukuk Dairelerinin yerleşmiş uygulamaları gereğince “bozmadan sonra ıslah yapılamaz” ilkesi geçerlidir. Hal böyle olunca, mahkemece bozmadan sonra ıslah olmayacağı dikkate alınarak talep miktarı ve tarafların kazanılmış hakları da gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken bozmadan sonra yapılan ıslah doğrultusunda karar verilmiş olması da doğru olmamıştır.
c. Mahkemece ilk kararda dava konusu araç yönünden davacının katılma alacağının 2.000 TL olduğu belirlenerek bu miktara hükmedildiği, davacı vekilinin temyizi üzerine sair temyiz itirazlarının reddine karar verilerek hükmün sadece 3 nolu bağımsız bölüm yönünden bozulduğu, dolayısıyla dava konusu araca yönelik davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddine karar verildiği ve dava konusu araçla ilgili bozma kararı olmadığı halde dava konusu araç yönünden önceki kazanılmış haklar nazara alınarak 2.000 TL’ye hükmedilmesi gerekirken bozmadan sonra alınan ek teknik bilirkişi raporundan hareketle 2.500 TL’ye hükmedilmesi de doğru değildir.
SONUÇ: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda (2.a), (2.b) ve (2.c) nolu bentlerde yazılı nedenlerle kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının yukarıda (1) nolu bentte yazılı nedenlerle reddine, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 07.11.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.