Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2019/58 E. 2021/2137 K. 10.03.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/58
KARAR NO : 2021/2137
KARAR TARİHİ : 10.03.2021

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ecrimisil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacılar vekili; muristen intikal eden taşınmazların davalı tarafından kiraya verilmek ve kendisi oturmak sureti ile işgal edildiğinden bahisle ecrimisile karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; taşınmazların uzun süre boş kaldığını ve kiraya verilmediğini bildirerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş olup; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; paydaşlar arasında ecrimisil istemine ilişkindir.
Bilindiği üzere; paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan her zaman payına vaki elatmanın önlenmesini ve/veya ecrimisil isteyebilir. Elbirliği mülkiyetinde de paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine ecrimisil davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa açacağı ecrimisil davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir.
Kural olarak, men edilmedikçe paydaşlar birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi de, ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın davaya konu taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak isteğinin davalı paydaşa bildirilmiş olmasına bağlıdır. Ancak, bu kuralın yerleşik yargısal uygulamalarla ortaya çıkmış bir takım istisnaları vardır. Bunlar; davaya konu taşınmazın kamu malı olması, ecrimisil istenen taşınmazın (bağ, bahçe gibi) doğal ürün veren ya da (iş yeri, konut gibi) kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden olması, paylı taşınmazı işgal eden paydaşın bu yerin tamamında hak iddiası ve diğerlerinin paydaşlığını inkar etmesi, paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belirli bulunması, davacı tarafından diğer paydaşlar aleyhine daha önce bu taşınmaza ilişkin, elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri davalar açılması veya icra takibi yapılmış olması halleridir. Bundan ayrı, taşınmazın getirdiği ürün itibariyle de, kendiliğinden oluşan ürünler; biçilen ot, toplanan fındık, çay yahut muris tarafından kurulan işletmenin yahut, başlı başına gelir getiren işletmelerin işgali halinde intifadan men koşulunun oluşmasına gerek bulunmamaktadır.
Bu nedenle, davaya konu taşınmazlar yönünden sayılan istisnalar dışında intifadan men koşulunun gerçekleşmesi aranacak ve intifadan men koşulunun gerçekleştiği iddiası, her türlü delille kanıtlanabilecektir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.02.2002 tarihli ve 2002/3-131 E, 2002/114 K sayılı ilamı) Açıklanan ilke ışığında tüm dosya kapsamı incelendiğinde; tarafların dava konusu taşınmazlarda paydaş oldukları, çekişme konusu bir kısım taşınmazların dava dışı kiracı kullanımında, mesken nitelikli bağımsız bölümün ise davalının kullanımında olup, davalının bağımsız bölümdeki kullanımının dosya kapsamı ile sabit olduğu; ancak cevap dilekçesinde de ifade edildiği üzere davalı tarafça kiraya verilen taşınmazların uzun süre boş kaldığının savunulduğu, davalının bu savunmasının ispatı için tanık dinletmek istediği ancak, Mahkemece davalının süresinde sunduğu cevap dilekçesinde tanık listesini de bildirmiş olduğu hususu gözden kaçırılarak, 27.05.2014 tarihli celsede tanık listesi sunması için taraflara verilen süreden sonra tanık listesi sunduğu gerekçesiyle bu istemin reddedildiği, davacı tanıklarının anlatımından da beş yıllık kullanımın kanıtlanamadığı; bundan ayrı dosya içerisinde davadan önce davacılardan … ve … tarafından çekilmiş olan ihtar davalının bizzat kullanmakta olduğu bağımsız bölüm için intifadan men koşulunu sağlamış ise de davacılardan … yönünden mesken nitelikli bağımsız bölüm yönünden intifadan men koşulunun gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılmadığı belirlenmiş; belirlenen bu sonuca göre Mahkemece yapılması gereken davalının cevap dilekçesinde bildirmiş olduğu tanıkları da dinlenmek sureti ile çekişme konusu taşınmazların ecrimisil talep edilen dönemin tamamının davalının kullanımında olup olmadığı hususunun şüpheden uzak bir şekilde saptanması ve davacılardan … yönünden mesken nitelikli bağımsız bölüm için intifadan men koşulunun sağlanıp sağlanmadığı açıklığa kavuşturulduktan sonra hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi iken; eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde sonuca gidilmesi doğru görülmemiş, açıklanan sebeplerle hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ : Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 10.03.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.