YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/6174
KARAR NO : 2021/3288
KARAR TARİHİ : 07.04.2021
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi Ve Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davalılar vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine duruşma istemi değerden reddedilmiş olmakla, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacılar, paydaşı oldukları 171 parsel sayılı taşınmazlarına komşu 179 parsel malikleri olan davalıların haklı ve geçerli bir neden olmaksızın elattıklarını, 19.02.2013 tarihli ihtarnameden de sonuç alamadıklarını ileri sürerek elatmanın önlenmesi ile taşınmazı edinme tarihleri ile dava tarihi arası dönem için 500,00 TL ecrimisil bedelinin yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsilini istemişlerdir.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece ispatlandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hükmün davalılar vekilleri tarafından temyizi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin 07.12.2017 tarihli ve 2015/5317 Esas, 2017/7191 Karar sayılı ilamı ile yalnızca ecrimisil yönünden harç ödenmek sureti ile açılan davada, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 120/1. ve 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 16. maddeleri uyarınca elatmanın önlenmesi isteği ile ilgili olarak saptanan dava değeri üzerinden harç tamamlanmaksızın işin esası hakkında hüküm kurulmasının doğru olmadığı gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiş, Mahkemece uyulmasına karar verilen bozma ilamı uyarınca yapılan yargılama sonunda hükme esas alınan bilirkişi raporu uyarınca davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalılar vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, elatmanın önlenmesi ve ecrimisil istemlerine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya yeterli değildir.
Bilindiği üzere, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi davalarında öncelikle çap kaydının ya da kayıtlarının getirtilerek tarafların tüm delilleri toplanılmalı, dosya keşfe hazır hale geldikten sonra yapılacak uygulamada, çekişmeli yer ile tarafların ellerinde bulunan kısımların sınırları alınacak ortak beyanlarına göre açıklığa kavuşturulmalı, gerektiğinde bu yön taşınmaz başında dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklar sözleri ile kuşkuya yer bırakmayacak biçimde saptanmalıdır. Daha sonra belirlenen bu durum göz önünde tutularak hazır bulundurulan kadastro fen memuru veya mühendisi sıfat ve yeteneğini taşıyan uzman bilirkişi veya bilirkişilere kadastro sırasında konan nirengi noktalarından, bunlar yoksa hem paftada hem arazide mevcut sabit noktalardan yararlanılarak hassas aletlerle kadastral yöntemlere uygun biçimde ölçüm yaptırılmalı; bilirkişilerden uygulamayı yansıtan, infazı sağlamaya yeterli ve özellikle davacı tarafın taşınmazına bir tecavüzün bulunup bulunmadığını, varsa miktarını açıkça gösteren kroki ve rapor alınmalıdır.
Somut olayda, dosya içerisinde yer alan güncel tapu kayıt örneklerine göre yargılamanın devamı sırasında dava konusu taşınmazın bulunduğu mahalde 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 22/a maddesi kapsamında yenileme kadastrosu yapıldığı, 03.02.2018 tarihinde kesinleştiği ve taşınmazların yeni parsel numaraları aldığı anlaşılmıştır.
O halde mahkemece; yenileme kadastro çalışmalarına ilişkin tutanağın ve güncel tapu kayıtlarının dayanak belgeleri ile birlikte dosya arasına alındıktan sonra, mahallinde uzman bilirkişiler aracılığı yeniden keşif yapılarak yukarıda değinilen ilkeler doğrultusunda dava konusu taşınmaza davalılar tarafından müdahale edilip edilmediği hususunda bilirkişi raporu aldırılması, toplanmış ve toplanacak deliller değerlendirilerek varılacak sonuç çerçevesinde hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Davalılar vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma neden ve şekline göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, HUMK’un 440/III-1, 2, 3 ve 4. Bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 07.04.2021 tarihinde oy birliği karar verildi.