YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/6510
KARAR NO : 2020/3340
KARAR TARİHİ : 11.06.2020
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davalı alacaklı vekili ve davacı 3.kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı üçüncü kişi vekili, müvekkiline ait işyerinde haciz yapıldığını, müvekkiline ait menkullerin haczedildiğini, müvekkili ile borçlu arasında organik bağ bulunmadığını, mahcuzlara ilişkin faturaların bulunduğunu belirterek, davanın kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, borçlu ile üçüncü kişinin haciz yapılan adresi birlikte kullandıklarını, üçüncü kişi şirket ile borçlu şirket arasında organik bağ bulunduğunu, alacaklının alacağını tahsil etmesine engel olmak amacıyla muvazaalı işlemler yapıldığını belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece davanın reddine ilişkin verilen karar, davacı üçüncü kişi vekili ve davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiş, Dairemizin 26.5.2016 tarihli ve 2015/12571 Esas, 2016/ 9140 sayılı kararı ile; davacı üçüncü kişi vekilinin tüm, davalı alacaklının ise tazminat istemi dışında kalan temyiz itirazlarının reddine, davalı alacaklı yararına İİK’nin 97/13. maddesi gereğince tazminatın, mahcuzların değeri olarak belirlenen ve aynı zamanda dava değeri olan 368.000 TL. üzerinden takdir edilmesi gerekirken, asıl alacak miktarı üzerinden takdir edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğundan bahisle karar bozulmuş, davacı üçüncü kişi vekilinin karar düzeltme talebinin Dairemizin 28.11.2018 tarihli, 2016/19918 Esas, 2018/ 19373 Karar sayılı kararı ile, reddine karar verilmiştir. Mahkemece, bozmaya uyularak davanın reddine, davalı alacaklı lehine mahcuzların değeri olarak belirlenen ve dava değeri olan 368.000,00 TL üzerinden tazminata karar verilmiş, karar davacı üçüncü kişi vekili ve davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Öncelikle; kararı temyiz eden davalı alacaklı vekili tarafından kanun yollarına başvuru sırasında adli yardım talep edildiğine göre, bu talep hakkında karar verme yetkisi kanun yolu incelemesini yapacak olan Yargıtaya aittir (HMK mad.336/3). Dosya arasına alınan ve dilekçe ekinde sunulan bilgi, belge ve Devletin mahkeme harcı almasındaki menfaati ile başvuranın mahkeme vasıtasıyla hakkını korumadaki çıkarları arasındaki adil denge, Anayasa’nın 36. ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı ile bu kapsamda adalete ve mahkemeye erişim hakkı dikkate alınarak, adli yardım talebi yerinde görüldüğünden, HMK’nin 334 ve devamı maddeleri gereğince adli yardım talebinin kabulüne, davalı tarafın maktu temyiz harç ve giderlerinden geçici olarak muaf tutulmasına karar verilerek, işin esasının incelenmesine geçildi.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nin 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
Yargıtay ilamında belirtilen bozma sebepleri çerçevesinde işlem yapılarak karar verilmiş, bozma ile kesinleşen hususların yeniden temyiz sebebi yapılmasına usul hükümleri elvermemiş bulunmasına ve temyiz edilen kararda yazılı gerekçelere göre davacı üçüncü kişi vekili ile davalı alacaklı vekilinin yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Davacı üçüncü kişi vekili ile davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Mahkeme kararının İİK’nin 366. ve HUMK’un 428. maddeleri uyarınca ONANMASINA, taraflarca İİK’nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 44,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 10,00 TL’nin temyiz eden davacılardan alınmasına 11.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.