YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/6543
KARAR NO : 2020/1002
KARAR TARİHİ : 06.02.2020
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : Mal Rejiminin Tasfiyesinden Kaynaklanan Alacak
İLK DERECE
MAHKEMESİ : Bursa 4. Aile Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Bursa 4. Aile Mahkemesinin 03.04.2018 tarihli ve 2017/179 Esas, 2018/330 Karar sayılı kararıyla asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiş, Mahkeme hükmüne karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 10.Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun kısmen kabulüne ve kısmen reddine şeklinde hüküm kurulmuş olup, bu kez davacı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı … … vekili, davalı eş adına edinilen 2235 ada, 2 parsel 4 nolu bağımsız bölüm ve … plakalı araç nedeniyle 50.000,00 TL alacağın tahsilini talep ve dava etmiş, 18.07.2016 tarihli dilekçesiyle talep miktarını 174.356,85 TL’ye yükseltmiştir, birleşen dava dilekçesiyle de davalı eş adına edinilen 45 parsel sayılı taşınmaz edeniyle 30.000,00 TL alacağın tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, asıl davanın kabulüyle 174.356,85 TL alacağının davalıdan tahsiline, birleşen davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından istinaf edilmiş, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiş, karara karşı, davacı vekili tarafından temyiz yoluna başvurulmuştur.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelemesine gelince;
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından istinaf istemiyle önüne gelen dosya ve karar bir bütün olarak değerlendirilerek, HMK’nin 353/(1)-b maddesinde yer alan “b) Aşağıdaki durumlarda davanın esasıyla ilgili olarak; 1) İncelenen mahkeme kararının usul veya esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığı takdirde başvurunun esastan reddine, 2) Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, Kanun’un olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında, 3) Yargılamada bulunan eksiklikler duruşma yapılmaksızın tamamlanacak nitelikte ise bunların tamamlanmasından sonra yeniden esas hakkında, duruşma yapılmadan karar verilir” düzenlemesi uyarınca, davanın hangi kısmı ile ilgili olursa olsun, istinaf isteminin kısmen bile kabulüne karar verilecek olsa dahi, şayet yeniden hüküm kurulacak ise, İlk Derece Mahkemesi kararının tamamen kaldırılması ve tüm hükümlerin yeniden kurulması gerekir. Bölge Adliye Mahkemeleri, bir yandan hukuki denetim yapan mahkemeler iken diğer yandan vakıa incelemesi de yapan mahkemelerdir. İlk Derece Mahkemelerince yapılan vakıa incelemesi Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yerinde bulunmadığı takdirde İlk Derece Mahkemesi kararı bütünüyle ortadan kaldırılmalı ve infazda tereddüt oluşturmayacak şekilde yeniden bir hüküm kurulmalıdır. Aksi halde, aynı dosyada infazı kabil birden fazla kararın ortaya çıkması tehlikesine ve HMK’nin 297. ile 359. maddelerine aykırı olarak infazda tereddüte sebebiyet verilebilecektir. Keza, İlk Derece Mahkemesi kararı hakkında kısmen esastan ret, kısmen kabul verilip, sadece kabul olunan kısım yönünden kararın kaldırıldığı hallerde, böyle bir kararın bozulması durumunda bozma sonrası davaya bakacak mahkeme konusunda da belirsizlik ortaya çıkabilecektir.
Bu nedenle somut olayda, yukarıda açıklandığı şekilde istinaf başvurusunun kısmen dahi olsa kabul edildiği durumda öncelikle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesi, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesi halinde de yeniden tüm talepler bakımından hüküm kurulması gerekirken, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından usule ve yasal düzenlemelere aykırı şekilde, bir yandan davacı vekilinin yargılama giderlerine yönelik istinaf talebinin kabulüne karar verilmesine, diğer yandan diğer istinaf taleplerinin reddine karar verilmesine rağmen İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmaması, ayrıca kanunda yer almadığı şekilde yalnızca İlk Derece Mahkemesi hükmünün yargılama giderleri ile ilgili bölümü yönünden hüküm kurulması doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazları (2) numaralı bentte gösterilen nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulüyle HMK’nin 371. maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının (1) numaralı bentte gösterilen nedenlerle reddine, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine, karardan bir suretin de İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz edene adesine, 06.02.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.