Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2019/6619 E. 2020/1331 K. 13.02.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/6619
KARAR NO : 2020/1331
KARAR TARİHİ : 13.02.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Aile)
DAVA TÜRÜ : Katılma Alacağı

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada bozma üzerine yapılan yargılama sonunda Mahkemece, asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

K A R A R

Davacılar … ve diğerleri vekili, mal rejiminin tasfiyesiyle evlilik birliği içinde davalı eş adına edinilen mallar nedeniyle 3.000,00 TL alacağın davalıdan alınarak davacılara verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili, davanın reddini savunmuştur.
Birleşen dosyada davacı … vekili, mal rejiminin tasfiyesiyle evlilik birliği içinde davalı eş adına edinilen mallar nedeniyle 1.000,00 TL alacağın davalıdan alınarak davacıya verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda asıl ve birleşen davanın kabulüyle 3.000,00 TL alacağın davalıdan alınarak davacılara verilmesine karar verilmiştir. Hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 sayılı HMK mad. 33). İddianın ileri sürülüş şekline göre dava, ölüme bağlı mal rejiminin tasfiyesi nedeniyle artık değere katılma alacağı isteğine ilişkindir.
Mal rejiminin devamı süresince, bir eşin sahip olduğu edinilmiş malda, diğer eşin artık değerin yarısı oranında katılma alacağı hakkı vardır. Artık değere katılma alacağı; eklenecek değerlerden (TMK mad.229) ve denkleştirmeden (TMK mad.230) elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere, eşin edinilmiş mallarının (TMK mad.219) toplam değerinden, bu mallara ilişkin borçlar çıktıktan sonra kalan artık değerin (TMK mad.231) yarısı üzerindeki diğer eşin alacak hakkıdır (TMK mad.236/1). Katılma alacağı, Yasa’dan kaynaklanan bir hak olup, bu hakkı talep eden eşin gelirinin olmasına veya söz konusu mal varlığının edinilmesine, iyileştirilmesine ya da korunmasına katkıda bulunulmasına gerek yoktur.
Artık değere katılma alacağı miktarı hesaplanırken, mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan malların, bu tarihteki durumlarına göre, ancak tasfiye tarihindeki sürüm (rayiç) değerleri esas alınır (TMK mad.227/1, 228/1, 232 ve 235/1). Yargıtay uygulamalarına göre, tasfiye tarihi karar tarihidir.
Belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse, iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. Eşlerden hangisine ait olduğu ispat edilemeyen mallar onların paylı mülkiyetinde sayılır. Bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal olarak kabul edilir (TMK mad.222).
Yukarıdaki değer tespiti, belirleme ve hesaplamaların yapılabilmesi için gerek görülürse konusunun uzmanı bilirkişi veya bilirkişilerden de yardım alınmalıdır.
Somut olaya gelince; eşler, 20.04.1993 tarihinde evlenmiş, 25.07.2010 tarihinde eş … Kınasakal ölmüştür. Mal rejimi, eş …’nin ölüm tarihi itibarıyla sona ermiştir (TMK mad.225/1). Sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden evlilik tarihinden 4721 Sayılı TMK’nin yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı (743 Sayılı TKM mad.170), bu tarihten mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar ise, edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (4722 Sayılı Yasa mad.10, TMK mad.202/1). Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı bulunduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır (TMK mad.179).
Yukarıda açıklanan yasal düzenleme ve ilkeler uyarınca yapılan incelemede;
Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde, davacılar ve birleşen dosyada davacının davalı eş adına edinilen mallar nedeniyle katılma alacağı talebinde bulundukları, davalının 2002 sonrası edinilen malları kişisel malvarlıklarıyla edindiğine yönelik kişisel mal savunmasında bulunduğu, Mahkemece, 2002 sonrası edinildiği kabul edilen …, … ve … plakalı araçlar ile 1478 ada 2 parselde 8 numaralı bağımsız bölüm yönünden hesaplanan katılma alacağına hükmedildiği anlaşılmaktadır. Davalı tarafın tasfiyeye konu malların kişisel malları ile edindiğine yönelik kişisel mal savunmasına ilişkin yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya elverişli değildir. O halde Mahkemece öncelikle, 1478 ada 2 parselde 8 numaralı bağımsız bölümün kooperatif üyeliği yoluyla edinildiği görülmekle, kooperatife yapılan ödeme belgeleri getirtilmeden, kooperatife yapılan ödemeler ve bu ödemelerin isabet ettiği dönemler belirlenmeden, ayrıca kişisel mal savunması dikkate alınmadan, yeterli araştırma ve inceleme yapılmadan, ferdileşme tarihi dikkate alınarak taşınmaz yönünden yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur. Diğer yandan, tasfiyeye tabi tutulan …, … ve … plakalı araçlar yönünden de kişisel mal savunması dikkate alınmadan, yeterli araştırma ve inceleme yapılmadan sadece alınma tarihleri dikkate alınarak, mal rejimin sona erdiği tarihte mevcut olmayan mallar yönünden yazılı şekilde karar verilmesi de hatalı olmuştur (TMK mad.235/1).
Kabule göre de, hakim, tarafların talep sonucu ile bağlı olup, kararında taleplerin herbiri hakkında verilen hükmü göstermesi gerekir (HMK mad. 26; 297/2). Somut olayda, Mahkemece, asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmesine rağmen, hangi kalem için ne kadar alacağın kabul edildiği hükümden anlaşılamamaktadır. 6100 sayılı HMK’nin 297/2 maddesine göre, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi, infaza elverişli biçimde hüküm kurulması zorunludur. Mahkemece hangi alacak kalemi için ne miktar talebin kabul edildiğinin açıkça yazılarak karar verilmesi gerekirken, açık ve anlaşılır olmayacak şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olmuştur.
Ayrıca, tarafların taraf ehliyetine sahip olmaları dava şartı (HMK mad. 114/1,d) olup, Mahkemece taraf ehliyetinin mevcut olup olmadığı, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırılır (HMK mad. 115/1). Somut olayda, davacı … mirasçısı …’ın kısıtlı olduğu, vasisinin davaya dahil edildiği ancak TMK’nin 462. maddesi 8. bende göre, dava açmak için gerekli olan vesayet makamının izni alınmadan yazılı şekilde karar verilmesi de doğru olmamıştır.
SONUÇ: Davalı vekilinin temyiz itirazları yukarıda gösterilen sebeplerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’un 440/I. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 13.02.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.