YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/6623
KARAR NO : 2020/1128
KARAR TARİHİ : 10.02.2020
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacılar vekili, vekil edenlerinin hissedarı olduğu 236 ada 1 parsel sayılı taşınmaza davalı tarafından kamulaştırma yapılmadan, okul yapılmak suretiyle elatıldığını belirterek, geriye dönük 5 yıl için 10.000,00 TL ecrimisilin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı … İdaresi, dava konusu taşınmaza ilişkin olarak kamulaştırmasız elatma tazminatı davası açıldığını belirterek, davanın reddini savunmuştur. Yargılama sırasında il özel idarelerinin tüzel kişiliği sona erdiğinden davaya … İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne karşı devam edilmiştir.
Mahkemece, davanın kabulü ile toplam 10.000,00 TL ecrimisil bedelinin her bir dönem için dönem sonundan itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsil edilerek hisseleri oranında davacılara ödenmesine karar verilmiş olup; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, ecrimisil istemine ilişkindir.
Dosya içeriği, toplanan deliller ve Dairemizce geri çevirme suretiyle getirtilen … 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2017/1084 Esas ve 2018/1100 Karar sayılı kamulaştırmasız el atma tazminatı dava dosyası ve birleşen dava dosyalarının incelenmesinde; eldeki dava davacıları …, …, …, …, … ve … dışındaki davacıların 23.03.2012 tarihinde, adı geçen davacıların ise 29.04.2013 tarihinde davalıya karşı kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat talebinde bulunduğu ve yargılama neticesinde kabul kararı verilerek, belirlenen kamulaştırmasız el atma tazminat bedellerine dava tarihlerinden itibaren faiz işletilerek, tapudaki ve veraset ilamındaki paylar dikkate alınmak suretiyle davacılara ödenmesine karar verildiği ve kararın 15.08.2019 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Yapılan yargılamada, davalı İdarenin davacıların paydaşı olduğu taşınmaza okul yaparak müdahale ettiği belirlenmek suretiyle ecrimisile hükmedilmesinde kural olarak bir isabetsizlik yoktur. Zira, kamulaştırma kararı alınmadan veya kamulaştırma işlemlerini tamamlamadan taşınmaza el koyan idarenin haksız işgalci konumunda olacağı sabittir.
Bununla birlikte, kamulaştırmasız elatma nedeniyle taşınmaz mal malikinin, idarenin bu fiili durumuna razı olup, bedeli mukabilinde taşınmazın mülkiyetini idareye devretme iradesini ortaya koyduğu, eş söyleyişle kamulaştırmasız el koyma karşılığının tahsili talebiyle dava açtığı tarihe kadar idarenin taşınmaza el atması haksız fiil niteliğindedir. Sonuç olarak kamulaştırmasız elatma nedeniyle mal sahibi, taşınmazın dava tarihindeki değerini isteyebileceği gibi, ecrimisil de isteyebilir. Ancak kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davasından sonraki dönem için ecrimisil istenemeyeceği kuşkusuzdur.
Somut olaya gelince; her ne kadar davacı taraf son 5 yıla ilişkin ecrimisil talep etmiş ise de, az yukarıda açıklanan ilke ve esaslar dahilinde, her bir davacı için kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davalarının açılış tarihine kadar ecrimisil hesaplanması gerekirken, kamulaştırmasız elatma nedeniyle tazminat davalarının açıldığı tarihten sonrası içinde ecimisil hesaplanması doğru olmamıştır.
Bundan ayrı; ilke olarak, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayiçe göre belirlenir. Sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilir.
İhtilafa konu uyuşmazlıkta; ilk yıl olan 27.01.2009 ile başlayan dönem için ecrimisil bedeli belirlenip, sonraki yıllar için ÜFE artış oranında belirlenecek ecrimisil miktarı esas alınarak hesap yapılması gerekirken, yerleşmiş Yargıtay ve Daire uygulamasına aykırı olarak hazırlanan bilirkişi raporu doğrultusunda hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Kabule göre de; her bir davacıya tapu kaydındaki hissesine göre, her bir dönem için ne miktarda ecrimisile hükmedildiği açıkça belirtilmesi gerekirken ve hüküm fıkrasında hangi dönem için hangi miktarın hüküm altına alındığı belirtilmeksizin tüm bedele dönem sonundan faiz işletilmesine şeklinde, infazda tereddüt oluşturacak mahiyette hüküm kurulması isabetli görülmemiştir..
SONUÇ: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda açıklanan sebeplerle kabulüyle, hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, 10.02.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.