YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/6761
KARAR NO : 2021/2116
KARAR TARİHİ : 09.03.2021
DAVA TÜRÜ : İstihkak
MAHKEMESİ : Söke İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Söke İcra Hukuk Mahkemesinin davanın reddine hükmüne karşı, davacı alacaklı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması sonunda İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmiş, bu kez Bölge Adliye Mahkemesi kararının Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalı üçüncü kişi vekili, duruşmasız olarak davacı alacaklı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 09.03.2021 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davalı üçüncü kişi vekili Av. … ve karşı taraftan davacı alacaklı vekili Av. … geldiler. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı alacaklı vekili, borçlu şirketin tebligat adresinde haciz işlemi uygulandığını, borçlu şirketin ticaret sicil adresinin haciz adresi olduğunu, borçlu ile üçüncü kişi arasında işyeri devri söz konusu olduğunu, her iki şirketin aynı sektörde faaliyet gösterdiğini iddia ederek davanın kabulü ile tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı üçüncü kişi vekili, borçlu şirketin haciz mahallinde daha önce faaliyet gösterdiğini, ancak borçlunun gayrimenkulünü satarak işletmesini kapattığını, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği adres ile haczin uygulandığı adresin farklı adres olduğunu, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, dava konusu taşınırlar üçüncü kişi şirketin elinde haczedilmiş olup malların davalı borçluya ait olduğunu kanıtlama yükümlülüğünün davacı alacaklıda olduğu, hacze konu makine ve ekipmanların borçlu şirket tarafından dava dışı … İlgin … ortaklığına satıldığı, bu ortaklığın aynı ekipmanları 31.12.2017 tarihinde üçüncü kişi şirkete devrettiği, borçlu şirket ile üçüncü kişi şirket arasında herhangi bir ticari ilişkinin bulunmadığı, ortaklarının ve temsilcilerinin farklı olduğu, söz konusu taşınır malların borçlu şirket tarafından satıldığı … İlgin … ve … arasında herhangi bir hukuki ilişki ya da bağlantının bulunduğuna ilişkin kanıt ve belge bulunmadığı, davalı şirketler arasında herhangi bir organik bağ bulunduğunun kanıtlanmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı üçüncü kişi istinaf yoluna başvurmuştur.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesince, borçlu şirket ile üçüncü kişi şirketin ticaret sicilde kayıtlı adreslerinin aynı olması, borçlu şirkete ödeme emrinin tebliğ edildiği adreste haciz işleminin uygulanmış olması karşısında mülkiyet karinesinin İİK’nin 97/a uyarınca borçlu dolayısıyla davacı alacaklı yararına olduğu, karinenin aksinin davalı üçüncü kişi tarafından ispatlanması gerektiği, ancak davalı üçüncü kişi tarafından sunulan belgelerin istihkak iddiasını ispata elverişli olmadığı, Söke Vergi Dairesi Müdürlüğünün yoklama fişine göre 2017 yılında adreste borçlu şirket ile üçüncü kişi şirketin faaliyet göstermediği, bilirkişi raporunda istihkak iddia eden üçüncü kişi şirketin üretimde kullandığı herhangi bir makina ve teçhizatın aktifinde bulunmadığı gerekçesi ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı üçüncü kişi vekili ile tazminat açısından davacı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, alacaklının İİK’nin 99. maddesine dayalı istihkak iddiasının reddi talebine ilişkindir.
HMK’nin 297. maddesinde, hükmün hangi hususları kapsayacağı sayılmış olup, anılan maddenin 2. fıkrasında, hükmün sonuç kısmında taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerektiği düzenlenmiştir. Ne var ki,davalı alacaklı tarafından, tazminat talebinde bulunulmuş olmakla birlikte bu taleple ilgili olumlu olumsuz herhangi bir karar verilmemiştir. Bu nedenle hükmün bozulmasına, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Davacı alacaklı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının yukarıda yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK’nin 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK’nin 371. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı üçüncü kişi vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 09.03.2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi