Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2019/6775 E. 2021/4491 K. 27.05.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/6775
KARAR NO : 2021/4491
KARAR TARİHİ : 27.05.2021

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
İLK DERECE
MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 7. İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda İstanbul Anadolu 7. İcra Hukuk Mahkemesinin 29.03.2018 tarihli ve 2016/1209 Esas, 2018/261 Karar sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmiş, Mahkeme hükmüne karşı davacı üçüncü kişi vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun kabulüne kararın kaldırılarak davanın kabulüne şeklinde hüküm kurulmuş olup, bu kez davalı alacaklı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı üçüncü kişi vekili, borçlu aleyhine yapılan takipte haczedilen malların dava dışı … Gemi … Ltd. Şti.den satın alındığını, borçlularla aralarında organik bağ olmadığını, borçluların gerçek kişiler olduğunu ve gerçek kişilerin borcu nedeniyle şirketin mallarının haczedilemeyeceğini, ortakların kar payı veya tasfiye paylarının haczedilebileceğini ileri sürerek, haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, davanın süresinde açılmadığını ve usulden reddi gerektiğini, borçlulardan … ile …’ın … Group firmasının sahibi olduklarının öğrenildiğini, haciz mahallinde sekreter tarafından yetkilinin … olduğunun beyan edildiğini, evrak araştırmasında … Grup … yazılı teslimat fişinin olduğunu, borçluların davacı üçüncü kişi şirketi yönettiklerini, davacı ve borçlular arasında organik bağ olduğunu ve mal kaçırma amacıyla muvazaaı olarak … şirketini kurduklarını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi tarafından, borçlulardan … ve …’ın haciz mahallinde bulunması, haciz mahallinde borçlulara ve … Grup’a ait evrakların, yine sekreteryada bulunan telefonun üzerinde Suphi ve …’ın dahili numaralarının yazılı olması, haciz sırasında …’in 2015 yılında iş yerini satın aldıklarına ilişkin beyanı, haciz konusu vinci satan … … Ltd. Şti. ile satın alan davacı üçüncü kişi …… Ltd. Şti.nin adreslerinin aynı olması, … … Ltd. Şti.nin yetkili ortaklarının borçlular Suphi ve … olması nedeniyle davanın reddine karar verilmiş,hükme karşı davacı üçüncü kişi vekilince istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, borçluların … Pazarlama…A.Ş, … İçecek … A.Ş, …, … ve … olduğu, haciz adresinin borçlulara ödeme emrinin tebliğ edildiği adres olmadığı, haciz adresinin üçüncü kişinin sicil adresi olması nedenleriyle mülkiyet karinesi üçüncü kişi lehine değerlendirilmiş,karinenin aksinin davalı alacaklı tarafından ispatlanacağı kabul edilmiştir.Alacaklının sunduğu belgelerin doğrudan üçüncü kişi ile borçlu arasında organik bağ bulunduğuna ve muvazaalı işlemler yapıldığın ispata elverişli olmadığı, dava dışı … Grubun borçlu sıfatının bulunmadığı, davacı şirketin haciz yapılan adresi dava dışı … Grup’tan devraldığını iddia ettiği, davacı şirketin kuruluş tarihinin borcun doğumundan önce olup, üçüncü kişi şirketin ortakları veya kurucularının borçlular olmadığı belirtilerek, borçlunun ortağı olduğu şirket üzerinden organik bağ kurulamayacağı gerekçesiyle istinaf talebinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı alacaklı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nin 96 ve devamı maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
Alacaklı vekilince 15.4.2010 tarihinde yapılan takibe borçluların itiraz etmiş olması nedeniyle 29.09.2016 tarihinde yapılan hacizde borçlulardan …’ın işleri nedeniyle adresten geçici olarak ayrıldığı, …’ın ise toplantıda olabileceği beyan edilerek telefonla sekreter tarafından arandığı haciz tutanağından anlaşılmaktadır. … … Ltd. Şti ortaklarının gerçek kişi borçlular … ve … olması nedeniyle haciz adresinde bulunuyor olmaları hayatın olağan akışına uygun kabul edilebilir ise de şirketin ticaret sicil kayıtları uyarınca 10.03.2016 tarihinde haciz adresinden ayrılmış olmasına rağmen 29.09.2016 tarihli hacizde hala adreste bulunuyor olmalarının sebebi açıklanamamıştır. Davacının iş yerini devraldığını beyan ettiği dava dışı … … Ltd. Şti. 2009 tarihinden 10.03.2016 tarihine kadar haciz adresinde faaliyette bulunmuştur. Davacı üçüncü kişi şirket ise 2009 yılında haciz adresinde kurulmuş ve hala faaliyetine adreste devam etmektedir. Dolayısıyla davacı şirket ile dava dışı …… Ltd. Şti.nin uzun yıllar aynı adreste aynı konuda faaliyet göstermiş oldukları da dikkate alındığında davanın reddi yerine kabulü doğru olmamıştır.
SONUÇ: Davalı alacaklı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi kararının yukarıda yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK’nin 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK’nin 371. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 27.05.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.