Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2020/108 E. 2020/1244 K. 12.02.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/108
KARAR NO : 2020/1244
KARAR TARİHİ : 12.02.2020

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

K A R A R

Mahkemece davalı vekilinin temyiz talebinin reddine ilişkin verilen 19.11.2019 günlü ek karar davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir. Mahkemece dava değerinin takibe konu borç miktarı olan 3.614,18 TL olduğu değerlendirilerek davalı vekilinin temyiz isteminin miktar itibariyle reddine karar verilmiş ise de, dosya içerisindeki bilgi ve belgelere göre, dava konusu haciz konulan “…” plakalı aracın değeri temyiz sınırının üzerinde olup, temyiz dilekçesinin değerden reddine dair gerekçenin isabetsiz olduğu anlaşılmakla; İstanbul 14. İcra Hukuk Mahkemesinin 19.11.2019 tarihli ve 2016/459 Esas, 2019/1109 Karar sayılı temyiz talebinin reddine ilişkin ek kararın kaldırılmasına karar verilerek, davalı vekilinin temyiz itirazları doğrultusunda hükmün esası incelenmiştir.
Davacı üçüncü kişi vekili, müvekkiline ait araca haciz konulduğunu, aracın müvekkili tarafından borçluya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satıldığını ve teslim edildiğini, sözleşmenin aracın trafik kaydına işlendiğini, ayrıca alacaklının ikametgahının bulunduğu Kırklareli 1.Noterliğinin özel siciline tescil edildiğini, sözleşmenin hukuken geçerli bir sözleşme olduğunu, ancak satış bedeli ödenmediğinden aracın mülkiyetinin halen müvekkilinde olduğunu, müvekkiline ait aracın borçlunun borcundan dolayı haczinin mümkün olmadığını belirterek, istihkak iddialarının kabulüne ve davalı alacaklı aleyhine tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, mülkiyeti muhafaza şartı ile yapılan satış sözleşmesinin şekil şartlarına uygun olup olmadığının araştırılması gerektiğini, ayrıca davacının alacağını borçludan tahsil edemediği halde, 4 sene boyunca herhangi bir işlem yapmamasının muvazaayı gösterdiğini bildirerek, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, davacı üçüncü kişi satış bedelinin ödenmediğini iddia etmişse de aradan geçen sürede aracın teslimi veya mal bedelinin tahsili yolunda girişimde bulunduğuna ilişkin delil bildirmemiş olduğundan, borçluya karşı başvuruda bulunmayan satıcı üçüncü kişinin alacaklıya karşı istihkak iddiasında bulunmasının hakkın kötüye kullanılmasını teşkil ettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 14.03.2016 tarihli ve 2015/3481 Esas, 2016/4538 Karar sayılı ilamı ile; davacı üçüncü kişi tarafından açılan mülkiyeti muhafaza kaydıyla satım sözleşmesinin iptaline ilişkin davada; borçlu tarafından peşinat dışındaki senet bedellerinin ödenmediği beyan edilmiş olsa da, alıcı-borçlu ve satıcı-üçüncü kişi şirkete ait defter kayıtlarının birlikte incelenmesi için dosyanın bilirkişiye tevdi ile senet bedellerinin tamamının ödenip ödenmediği hususu üzerinde durularak elde edilen bilgilerin dava dosyasında bulunan diğer delillerle birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiğinden bahisle bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyulmak suretiyle yapılan yargılama sonunda; mahcuz mal ile ilgili olarak davacı ve borçlu arasında mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışın 10.12.2010 tarihli sözleşme ile yapıldığı, davacının ticari defterlerinde borçlu tarafından yapılan ödemeye rastlanmadığının bilirkişi marifetiyle saptandığı, Tekirdağ 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/186 Esas, 2014/686 Karar sayılı ilamı ile mahcuz malın davacı adına tesciline karar verildiği, davacı ve borçlu arasında muvazaa iddiasının davalı alacaklı tarafından ispatlanamadığı, bu haliyle mülkiyetin haciz tarihi itibariyle gerçekte borçluya ait olmadığı ve davacının istihkak iddiasında haklı olduğu, davacı tarafından sonradan ihtirazi kayıtla yapılan ödeme nedeniyle mahcuz üzerindeki haczin kaldırıldığı ve dava konusunun bedele dönüştüğünün anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davacı/üçüncü kişi tarafından ihtirazi kayıtla ödenen 5.252,01 TL’nin 15.06.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalı alacaklıdan alınarak davacı/üçüncü kişiye verilmesine karar verilmiş, karar davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nin 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
Dosya kapsamına alınan Tekirdağ 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 10.12.2014 tarihli ve 2014/186 Esas, 2014/686 Karar sayılı kararı ile davacı üçüncü kişi ile borçlu arasında dava konusu mahcuza ilişkin olarak akdedilen Tekirdağ 3. Noterliğinin 10.12.2010 tarihli ve 007813 yevmiye nolu Düzenleme Şeklinde Mülkiyetin Saklı Tutulması Kaydıyla Satış Sözleşmesinin iptaline ve … plakalı aracın davacı … Motorlu Araçlar ve Akaryakıt Nak. Tic. Ltd. Şti. adına tesciline karar verildiği, kararın 30.01.2015 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Davacı üçüncü kişi şirketin, aracın satışını yapabilmek için haczin fekkini temin etmek üzere dosya borcu olan 5.252,01 TL’yi ihtirazı kayıtla icra dosyasına yatırdığı anlaşılmaktadır.
Dairemiz bozma kararından sonra davacı üçüncü kişi vekili 01.10.2019 tarihli celsede müvekkili adına tescili sağlayabilmek için icra dosya borcunu dosyaya yatırdıklarını ve ardından müvekkilinin dava konusu aracı sattığını beyan etmiştir. Sözleşmenin iptaline ilişkin ilamın infazı için haczin fekkinin zorunlu olmadığı, üçüncü kişi şirketin aracı satabilmek amacıyla dosya borcunu ödeyerek haczin kaldırılmasını sağladığı, haczin kaldırılmasından sonra aracı sattığı davaya konu araç İcra Dairesince satılıp paraya çevrilmediğinden davanın bedele dönüştüğünden sözedilemeyeceği, yargılama sırasında haciz kalktığından davanın konusunun kalmadığının kabulü gerektiği, Mahkemece, konusu kalmayan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek, yargılama giderleri ile maktu karar ve ilam harcının ve vekalet ücretinin dava açıldığı tarihteki haklılık durumuna göre davanın açılmasına neden olan tarafa yükletilmesi için hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün İİK’nin 366 ve 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK’nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 12.02.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.