Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2020/1155 E. 2020/6983 K. 10.11.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/1155
KARAR NO : 2020/6983
KARAR TARİHİ : 10.11.2020

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : Babalık
İLK DERECE
MAHKEMESİ : Ankara 9. Aile Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Ankara 9. Aile Mahkemesi hükmüne karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması sonunda Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun kabulü ile baba hanesine kayıt ve mirasçı olduğunun tespiti talepleri yönünden ilk derece mahkemesi kararının düzeltilerek yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiş, bu kez Bölge Adliye Mahkemesi kararının Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı ile davalılar vekilleri tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 10.11.2020 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davacı vekili Avukat …, davalılar vekili Avukat … ve karşı taraftan ihbar edilen Hazine vekili Avukat … geldiler. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Dava dilekçesinde, evlilik birliği dışında 17.08.1942 tarihinde doğan davacı …’nın babasının davalıların murisi 01.01.2015 tarihinde vefat eden … olduğu ileri sürülerek terditli olarak ölüme bağlı tasarruf yolu ile evlilik dışı doğan çocuğun tanınması, bu talep kabul görmez ise babalığın hükmen tespiti ile davacının, baba olduğu tespit edilenin nüfus kaydına tescili ile mirasçı olduğunun tespitine karar verilmesi istenmiş; Mahkemece, babalığın hükmen tespiti talebinin kabulüne, diğer taleplerin ise reddine karar verilmiştir.

Davanın kısmen kabulüne dair verilen karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince “Davacının …’ın nüfus hanesine tescili ve …’ın yasal mirasçısı olduğunun tespiti taleplerinin reddine ilişkin ilk derece mahkemesi kararına yönelik istinaf isteğinin Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b-2 maddesi uyarınca kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının bu bölümlerinin kaldırılmasına, bu bölümlerin düzeltilerek yeniden karar verilmesine,
Davacının …’ın nüfus hanesine tescili talebinin, bu aşamada hukuki yararı bulunmadığından usulden reddine, davacının babalık hükmüne ilişkin idari işlem yapılmasını sağlamak amacıyla Nüfus Müdürlüğüne başvurmakta muhtariyetine,
Davacının …’ın yasal mirasçısı olduğunun tespiti talebinin bu aşamada hukuki yararı bulunmadığından usulden reddine,” karar verilmiş hüküm davacı ve davalı vekillerince ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
Dava, ergin kişi tarafından baba olduğu iddia edilen ve 01.01.2015 tarihinde vefat eden … mirasçıları aleyhine terditli olarak açılan; ölüme bağlı tasarruf yolu ile evlilik dışı doğan çocuğun tanınması, bu talep kabul görmez ise babalığın hükmen tespiti ile davacının, baba olduğu tespit edilenin nüfus kaydına tescili ile mirasçı olduğunun tespiti istemlerine ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından istinaf istemiyle önüne gelen dosya ve karar bir bütün olarak değerlendirilerek, HMK’nin 353/(1)-b maddesinde yer alan “b) Aşağıdaki durumlarda davanın esasıyla ilgili olarak; 1) İncelenen mahkeme kararının usul veya esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığı takdirde başvurunun esastan reddine, 2) Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında, 3) Yargılamada bulunan eksiklikler duruşma yapılmaksızın tamamlanacak nitelikte ise bunların tamamlanmasından sonra yeniden esas hakkında, duruşma yapılmadan karar verilir” düzenlemesi uyarınca, davanın hangi kısmı ile ilgili olursa olsun, ilk derece mahkemesi kararının hüküm fıkrasının düzeltilmesi de dahil istinaf isteminin kısmen bile kabulüne karar verilecek olsa dahi, şayet yeniden hüküm kurulacak ise, İlk Derece Mahkemesi kararının tamamen kaldırılması ve tüm hükümlerin yeniden kurulması gerekir. Bölge Adliye Mahkemeleri, bir yandan hukuki denetim yapan mahkemeler iken diğer yandan vakıa incelemesi de yapan mahkemelerdir. İlk Derece Mahkemelerince yapılan vakıa incelemesi Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yerinde bulunmadığı takdirde İlk Derece Mahkemesi kararı bütünüyle ortadan kaldırılmalı ve infazda tereddüt oluşturmayacak şekilde yeniden bir hüküm kurulmalıdır. Aksi halde, aynı dosyada infazı kabil birden fazla kararın ortaya çıkması tehlikesine ve HMK’nin 297. ile 359. maddelerine aykırı olarak infazda tereddüte sebebiyet verilebilecektir. Keza, İlk Derece Mahkemesi kararı hakkında kısmen esastan ret, kısmen kabul kararı verilip, sadece kabul olunan kısım yönünden kararın kaldırıldığı hallerde, böyle bir kararın bozulması durumunda bozma sonrası davaya bakacak mahkeme konusunda da belirsizlik ortaya çıkabilecektir.
Bu nedenle somut olayda, yukarıda açıklandığı şekilde İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının düzeltilmesi durumunda öncelikle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesi, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesi halinde de yeniden tüm talepler bakımından hüküm kurulması gerekirken, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından usule ve yasal düzenlemelere aykırı şekilde, babalık hükmüne yönelik herhangi bir hüküm kurulmadan İlk Derece Mahkemesinin hüküm fıkrasının düzeltilmesine rağmen, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmaması ve yeniden tüm talepler hakkında hüküm kurulmamış olması doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüyle HMK’nin 371. maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, dosyanın Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesine gönderilmesine, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 2.540,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davalıya verilmesine, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 2.540,00 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davacıya verilmesine,
peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine 10.11.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.