YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/1173
KARAR NO : 2020/7287
KARAR TARİHİ : 17.11.2020
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali Ve Tescil (713/2 Ölüm)
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtayca incelenmesi bir kısım davalılar … ve diğerleri vekili ile duruşmasız olarak davalılardan … vekili (ek karar temyizi), davalılardan … vekili, davalılardan Hazine vekili, davalılardan İstanbul … 1. Bölge Müdürlüğü vekili, davalılardan …, …, … vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 17.11.2020 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden … ve müşterekleri vekili Av. …, … vekili Av. …, Hazine vekili Av. …, … vekili Av. … ve karşı taraftan … ve müşterekleri vekili Avukat … geldiler. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacılar vekili, dava konusu 10 parça taşınmazın tapuda ölü … (… oğlu) adına kayıtlı olduğunu, vekil edenlerinin en az 40 yıldır taşınmazları nizasız fasılasız kullandığını, evveliyatında da babalarının ve dedelerinin kullandığını, son yıllarda ise manda beslemek için çayır olarak kullanıldığını, vekil edenlerinin kardeşleri ile yapmış oldukları rızai taksime dayalı olarak taşınmazı uhdelerinde bulundurduklarını açıklayarak, taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile, vekil edenleri adına eşit hisselerle kaydedilmesini istemiştir.
Davalılardan Hazine vekili, zamanaşımı nedeniyle davanın reddi gerektiğini, tapuda kayıtlı taşınmazların zilyetlik ile kazanılmalarının mümkün olmadığını, husumetin kayıt malikine yöneltilmesi gerektiğini, Vakıf mallarının zilyetlik ile kazanılamayacağını beyanla davanın reddini savunmuş, davalılardan … temsilcisi, dava ile bir ilgilerinin bulunmadığını, taşınmazları 30 yıldır davacıların ve murislerinin kullandığını beyan etmiş, davalılardan … Bölge Müdürlüğü vekili, Vakıf taşınmazlarının zilyetlikle kazanılamayacağını beyanla davanın reddini savunmuş, bir kısım gerçek kişi davalılar da davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen kararın; dava konusu 9 parça taşınmaza ait tapu kaydında … Vakfına ilişkin şerh bulunduğu da gözetilerek tapu kayıtlarına … Vakfı ile ilgili konulan şerhe ilişkin tüm bilgi ve belgelerin dayanak tapu kayıtlarından da araştırılarak merciinden istenerek dosya arasına getirtilmesi, adı geçen vakfa ait vakıf belgesi ve diğer tüm kayıtlar getirtilerek vakfiyenin niteliği ve zilyetlikle edinilebilen özel mülkiyete konu edilebilen yerlerden olup olmadığı hususunda 6100 sayılı HMK’nin 266.maddesi uyarınca üniversitelerin Medeni Hukuk kürsüsünde görevli ve … Hukuku konusunda uzman olan öğretim üyelerinden rapor alınması ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile Dairenin 11.11.2014 tarihli ve 2014/8551 Esas, 2014/20658 Karar sayılı ilamı ile bozulması üzerine Mahkemece yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne dair verilen karar, davalılardan … vekili, davalılardan … vekili, davalılardan Hazine vekili, davalılardan İstanbul … 1.Bölge Müdürlüğü vekili, davalılardan … ve diğerleri vekili ile davalılardan … ve diğerleri vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece her ne kadar bozma ilamına uyulmuş ise de bozma ilamı uyarınca yeterli araştırma ve inceleme yapılmamıştır.
Bozma sonrası dosyaya ibraz edilen bilirkişi raporlarında farklı görüş ve tespitlere yer verilmek suretiyle, 24.8.2016 tarihli raporda, 531 parsel sayılı taşınmazın mülk arazisi, diğer taşınmazların miri arazi olduğu, 10.9.2018 tarihli raporda taşınmazların tamamı açısından vakfın sahih vakıf olduğu, 13.3.2019 tarihli raporda ise vakıf kaydının gayri sahih olduğu belirtilmiştir. Bu haliyle raporlar hüküm vermeye yeterli olmadığı gibi, raporlar arasındaki çelişki de net olarak giderilmemiştir.
Hükmüne uyulan bozma ilamında da belirtildiği üzere; Vakfiye kapsamındaki her bir taşınmazın coğrafi konumu ve hukuki durumu ayrı olacağından bu taşınmazların kadim köy, kasaba ya da şehir içindeki mülk topraklar içinde olup olmadığının keşfen incelenmesi, taşınmazın konumunun düzenlenecek paftada kadim köy ve kasaba ya da şehirlere göre haritasında işaret edilmesi, vakfın niteliği hakkında bu belirlemeden sonra görüş bildirilmesi gerekir. Bütün bunlardan anlaşılacağı üzere vakıf türünün belirlenmesi ve belirlenen vakıf türüne göre çekişmeli taşınmazların zilyetlikle kazanılıp kazanılamayacağı hususunun saptanması bu tür davalarda önem kazanmaktadır.
Hal böyle olunca, dava konusu 9 parça taşınmaza ait tapu kaydında … Vakfına ilişkin şerh bulunduğu da gözetilerek, vakfiyenin niteliği ve zilyetlikle özel mülkiyete konu edilebilen yerlerden olup olmadığı hususunda mahallinde keşif yapılmak suretiyle, 6100 sayılı HMK’nin 266.maddesi uyarınca üniversitelerin Medeni Hukuk kürsüsünde görevli ve … Hukuku konusunda uzman olan öğretim üyelerinden oluşturulacak üç kişilik heyetten rapor alınması, bu raporda dosyaya sunulan diğer tüm raporların da değerlendirilerek aralarındaki çelişkinin giderilmesinin sağlanması, vakıf türünün belirlenmesi ve belirlenen vakıf türüne göre çekişmeli taşınmazların zilyetlikle kazanılıp kazanılamayacağı hususunun saptanması, ondan sonra tüm taşınmazlar ile ilgili olarak diğer kazanma koşullarının oluşup oluşmadığının belirlenmesi açısından bozma öncesi alınan tanık ve mahalli bilirkişi beyanları ile tüm deliller birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve incelemeye dayanılarak karar verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Davalılardan … vekili, … vekili, Hazine vekili, İstanbul … 1.Bölge Müdürlüğü vekili, … ve diğerleri vekili ile davalılardan … ve diğerleri vekilinin temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenle yerinde olduğundan kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre temyiz edenlerin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 2.540,00’ar TL avukatlık ücretinin davacılardan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davalılar …’e, …’e, Hazineye ve İstanbul … Bölge Müdürlüğüne ayrı ayrı verilmesine,
taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 17.11.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.