YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/129
KARAR NO : 2021/4138
KARAR TARİHİ : 18.05.2021
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi Ve Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın görevsizlik nedeniyle usulden reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı, 5 parsel sayılı işyeri niteliğindeki taşınmazı 26.01.2012’de … …’den satın aldığını, davalıya ecrimisil bedeli ödenmesi için gönderildiği ihtarın sonuçsuz kaldığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, taşınmaza yapılan müdahalenin men’i ile şimdilik 33.000,00 TL ecrimisilin yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, taşınmazı önceki malikten kiraladığını, kiracılık sıfatı olmasa dahi davacı tarafın ecrimisil isteyebilmesi için intifadan men koşulunun ancak ihtarname tebliğ tarihi olan 16.11.2012 tarihinden sonraki döneme ilişkin olarak gerçekleştiğini, iktisap tarihi olan 26.01.2012 tarihinden itibaren istenebilecek bir alacak olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, elatmanın önlenmesi talebi açısından davanın kabulüne, ecrimisil istemi bakımından ise davanın kısmen kabulüne karar verilmiş Yargıtay 1.Hukuk Dairesinin 2015/190 Esas 2017/2874 Karar sayılı ilamı ile “Dosya içeriği ve toplanan delillerden davacının, dava konusu taşınmazı 26.01.2012 tarihinde … …’den satış suretiyle devraldığı, … …’ün taşınmazı önceki malik … Ltd. Şti’den 21.12.2011 tarihinde, … Ltd. Şti.’nin ise 25.12.2008 tarihinde iktisap ettiği belirlenmiştir. Davalı tarafından ibraz edilen kira sözleşmesinde kiraya verenin … Ltd. Şti., kiracının ise davalı … Mobilya San. ve Tic. Ltd. Şti.(eski ünvanı ….), kira başlangıç tarihinin 20.05.2011, kira süresinin ise 10 yıl süreli olduğu tespit edilmiştir. Davacı tarafından davalıya noter kanalıyla haksız işgaline son vermesi amacıyla ihtarname gönderilmiş ve bu ihtarname 16.11.2012 tarihinde davalıya tebliğ edilmiştir. Bilindiği üzere Türk Medeni Kanunu 683.maddesi gereğince bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içerisinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir. Davalının kiracılık savunması nedeniyle taraflar arasında kira ilişkisi bulunup bulunmadığı tereddüte yer bırakmayacak şekilde saptanmalıdır. Hal böyle olunca; davalının kira sözleşmesini vergi dairesine bildirilip bildirmediği, uzun süreli kira sözleşmesi nedeniyle tapuda şerh olup olmadığının açıkça araştırılması, davalının kullanımının kiraya dayalı olduğu kanıtlanırsa yeni malik yönünden kira sözleşmesinin bağlayıcı olduğu gözetilip davanın reddi, aksi halde davacı istemi yönünden değerlendirme yapılarak sonuca gidilmesi gerektiğinden eksik inceleme ile sonuca gidilmesi doğru değildir.” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde, kira sözleşmesinin tapuya şerh edilip edilmediği sorulmuş, böyle bir şerhin olmadığı, kira sözleşmesinin vergi dairesine bildirilmediği anlaşılmış ise de; davalı tarafın sunduğu faturalar ve defterler üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu alınan rapora göre Kurumlar Vergisi mükellefleri arasındaki kiralamaların stopaja tabi olmayıp KDV’ye tabi olduğu, kira sözleşmesinin bildirilmesi zorunluluğunun olmadığı, taraflar arasındaki kira sözleşmesinin varlığının kabulü gerektiği gerekçesiyle davanın usulden reddine mahkemenin görevsizliğine dair karar verilmiş hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, mülkiyet hakkına dayalı elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, kira ilişkisinden söz edilmek ve davanın sulh hukuk mahkemesinde görülmesi gerektiği belirtilmek suretiyle görevsizlik kararı verilmiştir.
Ne var ki, eldeki dava, davalının çekişme konusu taşınmazı fuzulen işgal ettiğinden bahisle açıldığına göre; anılan isteğin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu hükümlerinden kaynaklandığı ve uyuşmazlığın çözümünün 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 2/1. maddesi uyarınca Asliye Hukuk Mahkemesinin görevinde bulunduğu kuşkusuzdur.
Hâl böyle olunca, işin esasının incelenmesi, taraflar arasında hukuken geçerli bir kira ilişkisinin varlığının saptanması halinde davanın reddedilmesi, aksi halde elatmanın önlenmesi ve ecrimisil yönlerinden bir karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenle yerinde olduğundan kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 18.05.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.