Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2020/130 E. 2020/1488 K. 18.02.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/130
KARAR NO : 2020/1488
KARAR TARİHİ : 18.02.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi, Eski Hale Getirme, Tazminat

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın usulden reddine karar verilmiş olup hükmün asıl birleşen davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

K A R A R

Asıl davada davacı vekili, kayden 1/8 paydaş olduğu 172 parsel sayılı taşınmazın 7/8 payını davalı …’ın 2008 tarihinde satın aldığını ve kendisinin 40 yıldır sınırları değişmeden kullandığı bölümün bir kısmına hafriyat döküldüğü için kullanamadığını ileri sürerek, elatmanın önlenmesine; birleştirilen davada ise; davalı …’in dava konusu taşınmazın 7/8 payını 2006 tarihinde satın aldığını, 2007 tarihinde anılan payın diğer davalı …’a, …’un da 2008 tarihinde davalı …’a devrettiğini, davalılardan … ile …’nın kendisinin kullanmış olduğu bölümdeki bir kısım ağaçları söktüğünü ve su tesisatını tahrip ettiklerini, daha sonra da diğer davalı …’in, kullanmakta olduğu bölüme hafriyat döktüğünü ileri sürerek, taşınmazın eski hale getirilmesi için 7.000,00 TL, zarar gören ağaçlar için 2.000,00 TL ve üç yıldır alamadığı mahsulün bedeli olarak 1.000,00TL ecrimisilin faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında ıslahla taleplerini arttırmıştır. Davacının yargılama sırasında vefatı üzerine davaya mirasçıları tarafından devam edilmiştir
Davalılar vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, ilk hükümle, asıl dava bakımından davalı …’ın çekişmeli taşınmaza herhangi bir müdahalesinin bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine, birleşen dava yönünden ise davalılar … ile …’un taşınmaza herhangi bir müdahaleleri bulunmadığından anılan davalılar bakımından davanın reddine, diğer davalı … bakımından iddianın sabit olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş,hükmün davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 19/12/2017 tarihli ve 2017/651 Esas, 2017/468 Karar sayılı ilamı ile ‘ …Somut olayda, Nizip Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen 2007/440 Esas sayılı şufa davası, taşınmazda fiili kullanma biçiminin oluştuğu gerekçesiyle reddedilmiş ancak davacının kullanımına bırakılan yer açıkça tespit edilmemiştir.Hal böyle olunca, fiili kullanımda davacının kullanımına bırakılan bölümün duraksamaya yer vermeyecek şekilde saptanması, davalı … tarafından hafriyat dökülen yerin davacının kullanımına bırakılan bölümün içerisinde kalıp kalmadığının belirlenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken noksan soruşturma ile yetinilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir…’gerekçesi ile bozulmuştur. Mahkemesince, bozmaya uyma kararı verilerek yeniden yapılan yargılama neticesinde davanın usulden reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Asıl dava, elatmanın önlenmesi, birleştirilen dava eski hale getirme, tazminat ve ecrimisil isteklerine ilişkindir.
Tüm dosya içeriği ve toplanan delillerden, dava konusu 172 parsel sayılı taşınmazın 1/8 payının davacı … adına, 7/8 payının da asıl/birleşen davalılarından … adına tapuda kayıtlı olduğu, birleşen davalı …’in taşınmazdaki 7/8 payını 08/02/2007 tarihinde birleşen davalı … …’a, … …’un da 12/02/2008 tarihinde asıl/birleşen davalı …’a satış sureti ile temlik ettiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda, Mahkemece, bozma ilamına uyulmuş ise de; bozma gerekleri doğrultusunda yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Şöyle ki, Mahkemece verilen ilk hükümde, fiili taksim sonucu davacının kullanımında olan alandaki ağaçların davalı … tarafından sökülmüş olduğu, taşınmazdaki sondaj kuyusunun aynı davalı tarafından tahrip edildiği ve davacıya ait taşınmazın bir kısmının davalı … tarafından dolgu malzemesiyle doldurulmuş olduğu sabit görüldüğünden davalı … bakımından davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davalının temyizi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, fiili kullanımda davacının kullanımına bırakılan bölümün duraksamaya yer vermeyecek şekilde saptanması, davalı … tarafından hafriyat dökülen yerin davacının kullanımına bırakılan bölümün içerisinde kalıp kalmadığının belirlenmesi gerektiği belirtilmiş, bozmadan sonra, davalı vekili, fiili taksim sınırlarının net olarak belirlenmesi ve ağaçların varlığının ispatı için hava fotoğraflarının dosya arasına alınmasını talep etmiştir. Mahkemece, davacıya verilen kesin süre içinde hava fotoğraflarının temini için eksik gider avansı yatırılmadığından davanın usulden reddine karar verilmiş ise de, bu görüşe katılma olanağı bulunmamaktadır. Davacı, dava dilekçesinde, tanık, keşif incelemesi, dava konusu yer ile ilişkili olan bir takım dava dosyalarına ve sair delillere dayandığı gibi bozma ilamında da, fiili taksimin sınırlarının net olarak belirlenmesi için hava fotoğraflarının gerekliliğinden açıkça bahsedilmemiştir. Mahkemece, bozmadan sonra keşif yapılmış ancak bozma öncesi dinlenen tanıklar bozma ilamı doğrultusunda yeniden dinlenmemiş, eldeki deliller bozma ilamı doğrultusunda yeniden değerlendirilmemiştir. Bu durumda, fiili taksimin sınırlarının belirlenmesi için sadece hava fotoğraflarının delil olarak nitelendirilmesi yanlış olup bozmayı gerektirmiştir. O halde mahkemece yapılacak iş, uyuşmazlığın çözümü için, dosyadaki diğer deliller değerlendirilerek toplanmış ve toplanacak deliller çerçevesinde bir karar vermek olmalıdır.
Kabule göre de, davalı vekili hava fotoğraflarının incelenmesi talebinde bulunmuş, 16/04/2019 tarihli celse de, hava fotoğraflarının istenilmesine karar verilmiş, hava fotoğrafları geldiğinde bozma ilamı doğrultusunda bilirkişiden rapor alınmasına ve bilirkişi ücreti ve tebligat masraflarının davalıdan alınmasına, aksi halde davalının bu delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağı ihtarı yapılmasına rağmen, davalı yerine davacıya bahsedilen hususlar hakkkında kesin süre ihtarı içeren muhtıra gönderilmesi de doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 18.02.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.