YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/1309
KARAR NO : 2020/3464
KARAR TARİHİ : 16.06.2020
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali Ve Terkin, Elatmanın Önlenmesi, Yıkım
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı vekili, davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı Hazine vekili, davalılar adına kayıtlı olan 162 parsel sayılı taşınmazın kıyı kenar çizgisi içinde kalan kısmının tapu kaydınının iptali ile elatmanın önlenmesi ve yıkım isteğinde bulunmuştur.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, hükmüne uyulan bozma ilamından sonra davanın kısmen kabulüne, dava konusu 162 parsel sayılı taşınmazın bilirkişi raporunda (Fen bilirkişi …’ın 06.04.2015 günlü ek raporda göstermiş olduğu A ve B harfi ile işaretli alanda ) gösterilen 959,94 m2’lik kısmı yönünden davalıların elatmasının önlenmesine, aşan talebin reddine, bu kısım kıyı kenar çizgisi içinde kaldığından davalılar adına olan tapunun iptali ile kamu yararına terkinine karar verilmiştir. Hüküm, davalılardan … vekili ile davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 3621 sayılı Kıyı Kanunu ile Türk Medeni Kanunu’nun 715 ve 999. maddelerine dayalı olarak açılmış tapu kaydının iptali ile sicilden terkini, elatmanın önlenmesi ve kal isteklerine ilişkindir.
Mahkemece davacı vekili ile davalılardan … vekilinin yüzüne karşı verilen kısa kararda, davanın kısmen kabulüne, dava konusu 162 parsel sayılı taşınmazın bilirkişi raporunda gösterilen 959,94 m2’lik kısmı yönünden davalıların el atmasının önlenmesine, aşan talebin reddine karar verilmiş, gerekçeli kararda ise yukarıda yazıldığı şekilde karar verilerek kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki yaratılmıştır.
TC. Anayasası yargılamanın aleniyeti ilkesini benimsemiştir. Bunun anlamı; yargılama açık olarak yapılacak ve yargılamanın sonunda verilen karar da açıkça belirtilecektir. HMK’nin 298/2. maddesi gereğince, sonradan yazılacak gerekçeli kararın da bu kısa karara uygun olması gerekir. Aksi halde, yargılamanın aleniyeti ilkesi zedelenmiş ve mahkeme kararına da güven sarsılmış olacaktır. Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 10.04.1992 tarihli ve 7/4 sayılı kararında, kısa kararla gerekçeli karar arasında çelişki bulunmasının bozma nedeni olacağı içtihat edilmiş bulunmasına göre, mahkemece yapılacak iş; bozmadan sonra kısa karar ile bağlı olmaksızın çelişkiyi gidermek kaydıyla vicdani kanaatine göre yeni bir karar vermekten ibarettir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle taraf vekillerinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 16.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.