Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2020/1359 E. 2020/6249 K. 15.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/1359
KARAR NO : 2020/6249
KARAR TARİHİ : 15.10.2020

DAVA TÜRÜ : İstihkak
MAHKEMESİ : Bursa 2. İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Bursa 2. İcra Hukuk Mahkemesinin 29.01.2019 tarihli ve 2017/1193 Esas, 2019/61 Karar sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmiş, Mahkeme hükmüne karşı davacı üçüncü kişi, davalı borçlu tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesince davacı üçüncü kişinin istinaf talebinin kabulüne, ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına davanın kabulüne, davalı borçlunun talebinin reddine şeklinde hüküm kurulmuş olup, bu kez davalı alacaklı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı üçüncü kişi vekili, borçlu aleyhine yapılan takipte müvekkiline ait menkullerin haczedildiğini, borçlu şirket ile müvekkili arasında Franchising Sözleşmesi mevcut olduğunu, bu sözleşmeye göre müvekkilinin … alan olduğunu, “…” logosu ve isminin … veren şirketin tescilli markası olduğunu, müvekkilinin tüm dokümanlarında “…” ibaresini sergilemek zorunda olduğunu, borçlu şirketin haciz adresinde hiçbir zaman faaliyette bulunmadığını belirterek, davanın kabulü ile davalı alacaklı aleyhine tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, borçlu ile imzalanan 25.04.2015 tarihli protokolle takibin dayanağı çeklerin müvekkiline verildiğini, üçüncü kişi şirketin borcun doğum tarihinden sonra 20.04.2016 tarihinde kurulduğunu, borçlunun muvazaalı şekilde iş yerlerini devrederek alacaklıdan mal kaçırmaya çalıştığını, borçlunun iş yerini davacı şirkete devrettiği düşünülse dahi, devre istinaden davacının borçtan sorumlu olduğunu, borcun doğum tarihinden sonra düzenlenen Franchising Sözleşmesinin muvazaalı olduğunu iddia ederek, davanın reddine ve davacı aleyhine tazminata karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen kararın davalı alacaklı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, İstanbul 21. Bölge Adliye Mahkemesi tarafından 07.11.2017 tarihli 2017/1363 Esas 2017/1743 Karar sayılı kararı ile delillerin toplanmamış olduğu gerekçesiyle kaldırılmasına karar verilerek, dosya İlk Derece Mahkemesine gönderilmiştir.
Kaldırma kararı üzerine yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi 29.01.2019 tarihli kararı ile franchising veren …. Ltd. Şti ile … alan Lacivert… Ltd. Şti arasında, … hakkını kullanması hususunda yapılan sözleşmeye ilişkin alınan 16.11.2018 tarihli bilirkişi raporu uyarınca, tarafların sözleşmenin gereklerini tam olarak yerine getirmediklerinin tespit edildiği bu nedenle gerçek bir sözleşme olmadığı belirtilerek, haciz mahallinde borçlu şirket ismini taşıyan belgeler bulunduğu, bu nedenle muvazaalı işlemlerin varlığı kabul edilerek, davanın reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı üçüncü kişi vekili ve davalı borçlu vekilince istinaf yoluna başvurulmuştur.
İstanbul BAM 21. Hukuk Dairesinin 24.12.2019 tarihli ve 2019/702 Esas 2018/2774 Karar sayılı kararı ile üçüncü kişi şirket ile borçlu şirket arasında düzenlenen ve dosyaya sunulan Franchising sözleşmesi ve sözleşme bedelinin ödendiğine ilişkin sunulan deliller, mahcuzlara ilişkin sunulan 12.02.2016 ve 17.02.2016 tarihli faturaların takibin dayanağı 28.04.2016 tarihli çekten önceki tarihli olması nedeniyle, muvazaalı olarak devir işlemi yapıldığı iddiası ispat edilemediğinden davacı üçüncü kişinin istinaf başvurusunun kabulüne İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne davalı borçlu vekilinin istinafa başvurmakta hukuki yararı bulunmadığından talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nin 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 27. maddesinde yer bulan “Hukuki Dinlenilme Hakkı” gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, Mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir. Tarafların gösterdiği deliller toplanmadan karar verilmesi, hukukî dinlenilme hakkının ihlalidir.
Somut uyuşmazlıkta, davacı üçüncü kişi, davalı borçlu ile yapıldığı ileri sürülen Franchising Sözleşmesine dayanarak istihkak iddiasında bulunmuş, davalı alacaklı ise Franchising Sözleşmesinin muvazaalı olduğunu ileri sürmüştür. İlk Derece Mahkemesince alacaklı tarafın söz konusu iddiasına ilişkin olarak sadece borçlu şirket defterleri incelenerek düzenlenen rapor hüküm kurmaya elverişli değildir.
Buna göre, Bölge Adliye Mahkemesince 15.10.2015 tarihli Franchising Sözleşmesinin, sözleşme uyarınca düzenlenen bonoların, mahcuzlara ilişkin borçlu şirket tarafından üçüncü kişi şirket adına düzenlenen faturaların ve ödemeye ilişkin kayıtlarının HMK’nin 31. maddesi uyarınca hem borçlu şirket hem de üçüncü kişinin ticari defterlerinde mevcut olup olmadığının tespiti için (açılış ve kapanış tasdiklerinin yapılmış olması göz önünde bulundurularak) uzman bilirkişiden rapor alınması, alınacak raporun dosyada mevcut diğer delillerle birlikte değerlendirilerek alacaklı tarafça ileri sürüldüğü üzere üçüncü kişi ile borçlu arasında yapıldığı ileri sürülen Franchising Sözleşmesinin muvazaalı olup olmadığının tespit edilmesi ve sonucuna göre istihkak iddiası hakkında bir karar verilmesi gerekmektedir.
Mahkemece belirtilen tüm bu maddi ve hukuki özellikler dikkate alınmadan ve özellikle yetersiz bilirkişi raporuna dayanarak eksik inceleme ve araştırma neticesinde yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Davalı alacaklı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının yukarıda yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK’nin 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK’nin 373/2. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 15.10.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.