YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/1542
KARAR NO : 2021/1050
KARAR TARİHİ : 09.02.2021
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Katılma Ve Değer Artış Payı Alacağı
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada bozma sonrası yapılan yargılama sonunda Mahkemece, asıl ve birleşen davaların ayrı ayrı kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davalı asıl tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı ile 10.02.2011 tarihinde evlenip Gölcük 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 29.02.2012 tarihli kararı ile anlaşmalı olarak boşandıklarını, davalının evlenmeden önce satın aldığı 2008 model aracına 2011 yılı Mayıs ayı içerisinde kendisine ait kredi kartı ile LPG yakıt sistemi takıldığını ve ödemelerde kendisinin de katkıda bulunduğunu, davalının aracı 10.02.2012 tarihinde sattığını, araca yapılan katkı nedeni ile aracın daha yüksek bedelle satıldığını, bu katkının kendisine ödenmediğini belirterek, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 990,00 TL’nin faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. Bozma sonrası birleşen dava dosyasında, davalı adına alınan araç için çekilen banka kredi taksitleri nedeniyle fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 2.220,00 TL alacağın faiziyle tahsilini talep etmiştir.
Mahkemece verilen ilk kararda, tarafların boşanmalarına ilişkin Gölcük 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2012/113 Esas, 108 Karar sayılı kararının incelenmesinden; toplanan deliller, tarafların iddia ve savunması, anlaşmalı boşanmaya ilişkin ilgili mahkeme kararı ve tüm dosya kapsamından, tarafların TMK’nin 166/3. maddesi gereğince birlikte hazırlayıp mahkemeye sundukları ve altını imzaladıkları protokol ile boşandıkları, anlaşmalı boşanma şartları gereği tarafların boşanma, maddi manevi tazminat, yoksulluk nafakası, katkı payı ve tüm diğer sonuçlarında anlaştıkları, mahkemece boşanmalarına karar verildiği, dolayısıyla davacı tarafın boşanma kararı kesinleştikten sonra katkı payı alacağına ilişkin dava açmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacı tarafından temyiz itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde, Daire’nin 2015/13072 Esas, 2017/2745 Karar sayılı ilamıyla, davacının boşanma protokolündeki ve protokolü doğruladığı 29.02.2012 tarihli oturumdaki boşanma dava dosyasındaki beyanının, boşanmanın fer’i niteliğindeki mali konulara yönelik olduğu, mal rejiminin tasfiyesi dolayısı ile eldeki dava konusu yapılan malvarlığına ilişkin bir açıklama içermediği, mal rejiminin tasfiyesi boşanma davasının eki niteliğinde olmadığından; boşanmayla birlikte karara bağlanması zorunluluğu bulunmadığı, mahkemece iddia ve savunma çerçevesinde taraf delilleri toplanarak tartışılması ve tüm deliller değerlendirildikten sonra talebin esası hakkında olumlu olumsuz bir karar verilmesi gerektiğine işaret edilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde davaların kısmen kabulü kısmen reddi ile, toplam 2.520,00-TL mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklı alacağın karar tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. Hüküm, süresi içerisinde davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Bilindiği üzere; 5219 ve 5236 sayılı Kanun ile 1086 sayılı HUMK’un 427/2. maddesi uyarınca 01.01.2019 tarihinden itibaren 3.200,00 TL den az olan davalara ait yerel mahkeme kararlarına karşı temyiz yoluna gidilemeyeceği öngörülmüştür.
Temyiz eden davalı yönünden kabul edilen miktar (2.520,00 TL) olup miktar yukarıda anılan madde hükmüne göre temyiz kesinlik sınırının altında kalmaktadır.
Öte yandan, temyiz kesinlik sınırı içinde kalması nedeniyle temyiz kabiliyeti olmayan kararlara karşı temyiz isteği yönünden mahkemece bir karar verilebileceği gibi 01.06.1990 tarihli ve 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtay’ca da bir karar verilebilir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz edilen alacak miktarı kesinlik sınırı içinde kaldığından 6100 sayılı HMK’nin 3. maddesi yollaması ile HUMK’un 427/2 ve 432/4 maddeleri uyarınca davalı asılın temyiz dilekçesinin REDDİNE, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 09.02.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.