YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/1553
KARAR NO : 2020/4026
KARAR TARİHİ : 25.06.2020
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonucunda Mahkemece verilen davanın kabulüne dair kararın davalı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 21.01.2020 tarihli ve 2016/21565 Esas, 2020/525 Karar sayılı ilamı ile onanmasına karar verilmişti. Davalı üçüncü kişi vekili tarafından süresinde kararın düzeltilmesi istenmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı alacaklı vekili, borçlu ile davalı üçüncü kişi arasında yaklaşık bir yıldır ticari ilişki bulunduğunu, borçluya ait üç adet marketin önce dava dışı … …. Şirketine devredildiğini, marketlerde yapılan ihtiyati haciz sonrasında davalı şirkete devredildiğini, yapılan devrin alacaklıları zarar uğratmak kasdıyla muvazaalı olarak yapıldığını, muvazaalı olmasa dahi devrin İİK’nin 44. maddesinde belirtilen koşullara uygun olmadığını bu nedenle davalının borçlunun borçlarından sorumlu olduğunu belirterek, davanın kabulü ile istihkak iddiasının reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı üçüncü kişi vekili, borçlu ile müvekkili arasında hukuki ve fiili bağ olmadığını, devre ilişkin bir anlaşma bulunmadığını, haciz yapılan iş yerinin taşınmaz mülkiyetini Görele İcra Müdürlüğünün 2012/1008 sayılı dosyasında yapılan satışla aldığını, satıştan sonra kiracı olan dava dışı ……. Ltd. Şti.nin taşınmazı tahliye ettiğini, tüm malların davalıya ait olduğunu, bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece; borcun doğmundan sonra alacaklıları zarara uğratmak kasdı ile danışıklı olarak borçlu ile devir sözleşmesi yapıldığı, bu nedenle davacı alacaklıların haklarının devirden etkilenmeyeceği gerekçesiyle davanın kabulü ile üçüncü kişinin istihkak iddiasının reddine karar verilmiş, hüküm davalı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dairemizin 21.01.2020 tarihli ve 2016/21565 Esas, 2020/525 Karar sayılı ilamı ile hükmün onanmasına karar verilmiş, davalı üçüncü kişi vekili tarafından karar düzeltme isteğinde bulunulmuştur.
Dava, alacaklının İİK’nin 99. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasının reddi talebine ilişkindir.
Davaya konu 07.06.2013 tarihli haciz, üçüncü kişinin huzurunda yapılmış olup, sicil kayıtları uyarınca borçlu şirket haciz adresinden 11.03.2013 tarihinde ayrılarak, sicil adresini, “…..” adresine taşımış, ödeme emri de bu adreste tebliğ edilmiştir. Bu durumda İİK’nin 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesi üçüncü kişi yararına olup, bu yasal karinenin aksinin davacı alacaklı tarafından inandırıcı ve güçlü delillerle ispat edilmesi gerekir. Bu sebeple, ispat yükü altında olan ve karinenin aksini her türlü delille kanıtlama olanağına sahip olan alacaklının delillerinin ispat yükünü karşılayıp karşılamadığının ve aleyhine olan karineyi çürütüp çürütemediğinin irdelenmesi gerekmektedir.
Davacı vekili, 19.12.2012 – 26.2.2013 tarih aralığında borçlu şirket adına ve haciz adresine düzenlenen şeker, pirinç gibi misli mallara ilişkin fatura sunarak takibin dayanağı 16.04.2013 tarihli çekin faturalara istinaden borçlu şirket tarafından verildiğini, borçlunun borcun doğumundan sonra 11.03.2013 tarihinde adresten ayrıldığını beyan etmiş ise de; çekin dosyaya sunulan faturalara istinaden düzenlendiği kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ispatlanamamıştır. Dosyaya getirtilen SGK kayıtları uyarınca borçlu şirket ile üçüncü kişi işletmesinin çalışanlarının aynı kişiler olması tek başına muvazaanın ispatı için yeterli değildir. Borçlu haciz adresinden 11.03.2013 tarihinde ayrılmış, dava dışı … …. Ltd. Şti. aynı gün borçlu şirket yetkilisinden kiraladığı adreste şube açmış, 04.04.2013 tarihinde ise şube iş yerini kapattığını bildirmiştir. Davalı üçüncü kişi 04.04.2013 tarihinde haciz adresinde şube açmış, Görele İcra Müdürlüğünün 2012/1008 Esas sayılı dosyasından ihale yoluyla aldığı taşınmazın dosyadaki tapu kaydı uyarınca 08.04.2013 tarihinde adına tescili yapılmış olması karşısında; kiracı dava dışı … …. Şirketi ile aynı faaliyet alanında çalışan malik davalı üçüncü kişi kiracının faaliyetine son vererek haciz adresinde faaliyete başlamıştır. Dolayısıyla borçlu ile aralarında işletme devri sözkonusu değildir. Bu bilgiler ışığında alacaklının muvazaa iddiasını ispatlayamadığı anlaşıldığından davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru olmadığından hükmün bozulması gerekirken onanması nedeniyle onama kararının kaldırılarak, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Davalı üçüncü kişi vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile; Dairemizin 21.01.2020 tarihli ve 2016/21565 Esas, 2020/525 Karar sayılı onama kararının kaldırılmasına, hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle İİK’nin 366 ve 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 25.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.