YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/1583
KARAR NO : 2020/6591
KARAR TARİHİ : 27.10.2020
… Anadolu 15. İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda … Anadolu 15. İcra Hukuk Mahkemesi hükmüne karşı, davacı üçüncü kişi vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması sonunda … Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, bu kez hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtayca incelenmesi davacı üçüncü kişi vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 27.10.2020 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden gelmedi. Karşı taraftan davalı alacaklı … Tek. Boya ve Kimya San. Ltd. Şti. vekili Avukat …geldiler. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı üçüncü kişi vekili, dava konusu vincin daha önce borçluya ait iken SGK tarafından haczedilerek satışa çıkarıldığını ve dava dışı … isimli şahsa ihale edildiğini, 30.04.2016 tarihinde müvekkilinin bu menkulü dava dışı …’dan satın aldığını ve bedelini ödediğini, diğer haczedilen inşaa halindeki elektronik aksamı bulunmayan geminin de davacıya ait olduğunu belirterek, davanın kabulü ile haczin kaldırılmasına ve tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, icradan satın alan kişinin borçlu ve üçüncü kişi ile danışıklı olup, borçluya ait bir malın icra satışı eliyle yeniden borçlu mülkiyetine girmesinin sağlandığını, borçlu şirket çalışanlarının üçüncü kişi şirkette de çalışmaya devam ettiğini, borçluya tebliğ yapılan adres ile haciz adresinin aynı olduğunu, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davacı şirketin borcun doğumundan 3 ay önce kurulduğu, iki şirketin 03.07.2014 tarihine kadar aynı adreste ve aynı iş kolunda faaliyet gösterdiği, 17 işçinin farklı tarihlerde davacı ve borçlu şirketlerde çalıştığı, dava konusu vincin haciz mahallinde ve davacının faaliyet gösterdiği adreste satılmasına rağmen davacı şirketin kendi adresinde yapılan ihaleye katılmayıp dava dışı kişi aracılığıyla bu vinci kendisine fatura ettirerek kendi mülkiyetine geçirmek istemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, davacı üçüncü kişi vekilince İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yoluna başvurulmuştur.
… Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesinin 08.01.2020 tarihli ve 2019/635 Esas, 2020/26 Karar sayılı kararı ile; borçlu ve üçüncü kişi şirketin 03.07.2014 tarihine kadar aynı adreste birlikte faaliyet gösterdiği, borçlunun bir kısım işçilerinin üçüncü kişi şirkette çalışmaya devam ettiği, haciz mahallinde farklı tarihlerde yapılan hacizlerde üçüncü kişi şirket adına beyanda bulunan kişilerin iş yerinin borçlu şirketten satın alındığını ifade ettikleri, üçüncü kişinin karinenin aksini ispat edemediği gerekçesi ile davacı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi üzerine; istinaf kararı davacı üçüncü kişi vekili tarafından bu kez temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nin 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
Dava konusu edilen 15.02.2017 tarihli haciz tutanağında, haciz yapılan yer “… Bölgesi – … Tersanesi” olarak belirtilmiştir. Davacı üçüncü kişinin ticaret sicil adresi “… Bölgesi … Köyü no: 22- Z01”; borçlu şirketin ticaret sicil adresi ise 03.07.2014 tarihine kadar;’… Köyü A-3 parsel’’ olarak gösterilmiştir. Mahkemece, haciz adresinde 03.07.2014 tarihine kadar borçlu ve üçüncü kişinin birlikte faaliyet gösterdiği kabul edilmiş ise de; haciz tutanağında haciz yapılan adres net olarak yazılmadığı gibi borçlu ve üçüncü kişi şirketlerin ticaret sicilde kayıtlı adresleri numara ve parsel açısından farklı görünmesine rağmen, aynı olduğuna dair dosyada bilgi ve belge de bulunmamaktadır. Bu durumda, Mahkemece, davanın esasına yönelik bir karar verilmeden önce, dava konusu haczin tam olarak nerede yapıldığı, açık adresin net olarak belirlenmesi, haczin yapıldığı yerin borçlu şirkete ödeme emri tebliğ edilen adres olup olmadığı gerektiğinde yerinde yapılacak inceleme ile hacze katılan icra memurunun tanıklığı ile belirlenmesi, ayrıca 03.07.2014 tarihine kadar borçlu ve üçüncü kişi şirket adresi olarak ticaret sicilde gösterilen … Bölgesi … Köyü no: 22- Z01 ile … Bölgesi … Köyü A-3 parsel adreslerinin aynı olup olmadığının ilgili Kurumlardan sorularak netleştirilmesi ondan sonra İİK’nın 97/a maddesindeki mülkiyet karinesinin kimin yararına olduğunun tespiti gerekmektedir. Öte yandan, davacı üçüncü kişi hacze konu mahcuzlardan vinci ihale ile alan dava dışı …’dan satın aldığını iddia ettiğine göre ilgili takip dosyası ve ihale evraklarının dosya kapsamına alınmadan karar verilmesi de hatalı olmuştur. Ayrıca, üçüncü kişi temyiz dilekçesinde borçlu şirketin faaliyetine son verdiğini belirttiğine göre borçlu şirketin ticaret sicilde kayıtlı son adresinde faaliyetine devam edip etmediğinin tespiti için tüm ticaret sicil kayıtları ve vergi kayıtlarının dosya arasına alınması, ayrıca haciz mahallinde ve borçlu şirketin son ticaret sicil adresinde kimlerin faaliyette bulunduğunun tespiti için kolluk araştırması yapılması gerekmektedir. Bununla birlikte, hacze konu mahcuzlardan yapım aşamasındaki geminin yapımı için ilgili Liman Başkanlığından izin alınıp alınmadığının sorulması, bununla ilgili belgelerin getirtilmesi gerekmektedir. Bu doğrultuda toplanacak delillerin dava dosyasında bulunan diğer delillerle birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma sonucu davanın reddine karar verilmesi doğru olmadığından istinaf başvurusunun kabulü yerine oluşa ve dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçe ile esastan reddine yönelik hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı 6100 sayılı HMK’nin 373/1. maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda belirtilen nedenle BOZULMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 27.10.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.