Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2020/1730 E. 2020/3863 K. 23.06.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/1730
KARAR NO : 2020/3863
KARAR TARİHİ : 23.06.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi, Ecrimisil, Eski Hale Getirme

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, elatmanın önlenmesi, ecrimisil, eski hale getirme davasının usulden reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Asıl ve birleşen dosyalarda davacı vekili, vekil edeninin maliki olduğu 2453 parsel sayılı taşınmazı 11.09.1995 tarihinde ihale ile edindiğini, davalıların hiçbir akdi ve kanuni hakları olmamasına rağmen dava konusu taşınmazı işgal ettiklerini, bu nedenle davalıların taşınmaza el atmalarının önlenmesine, 43.754,00 TL ecrimisil ile taşınmazın eski haline getirilmesi için yapılacak masrafın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiş, 03.09.2014 tarihli ıslah dilekçesi ile bilirkişi raporu uyarınca ecrimisil değerini 224.438,48 TL olarak ıslah etmiştir.
Asıl ve birleşen dosyada davalılar, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, ilk hükümle, asıl davanın ve birleşen davanın kabulüne, dava konusu 2453 parsel sayılı taşınmaza davalıların elatmasının önlenmesine, bilirkişilerce belirlenen 224.438,48-TL’nin 43.754,00-TL’sinin dava tarihinden kalan miktarının ıslah tarihinden itibaren başlayacak yasal faizi ile davalılardan tahsiline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı … ve müşterekleri vekili ile davalılar … ve müşterekleri vekili tarafından temyiz edilmiş, Dairemizin 17.10.2018 tarihli ve 2018/2259 Esas 2018/17510 Karar sayılı kararı ile “…Dosya içeriği ve toplanan delillerden, davanın, hükmedilmesi istenen ecrimisil isteği üzerinden harç ödenmek suretiyle açılıp ıslah edildiği, elatmanın önlenmesi yönünden harç yatırılmadığı gibi, yargılama sırasında da bu yönden harç ikmali yapılmadığı anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere, 492 sayılı Harçlar Kanunu, harcın alınmasını veya tamamlanmasını tarafların isteklerine bırakmayıp, anılan hususun mahkemece kendiliğinden gözetileceğini düzenlemiş ve buyurucu nitelikteki 32. maddesinde yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemlerin yapılamayacağını öngörmüştür. Hâl böyle olunca, öncelikle davada ileri sürülen isteklerden elatmanın önlenmesi isteği ilgili olarak keşfen saptanan dava değeri üzerinden peşin harcın alınması, bu zorunluluk yerine getirildiği takdirde davaya devam edilmesi gerekirken, anılan husus gözardı edilerek işin esası bakımından hüküm kurulması doğru değildir…’ gerekçesi ile bozulmuştur. Mahkemesince yeniden yapılan yargılama neticesinde, asıl dava ve birleşen dava yönünden davanın Harçlar Kanunu 30 ve 32. maddesi ve HMK’nin 115/2 ve 120. maddeleri uyarınca dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiş, hüküm asıl ve birleşen dosyada davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, elatmanın önlenmesi, ecrimisil ve eski hale getirme talebine ilişkindir.
Bozma ilamında da değinildiği üzere, 492 sayılı Harçlar Kanunu, harcın alınmasını veya tamamlanmasını tarafların isteklerine bırakmayıp, anılan hususun mahkemece kendiliğinden gözetileceğini düzenlemiş, aynı Kanun’un 32. maddesi ise; “Yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemler yapılmaz. Ancak ilgilisi tarafından ödenmeyen harçları diğer taraf öderse işleme devam olunmakla beraber bu para muhakeme neticesinde ayrıca bir isteğe hacet kalmaksızın hükümde nazara alınır.” şeklinde düzenlenmiştir.
O halde, harca esas gerçek dava değeri olarak keşfen belirlenen dava değeri üzerinden harç ikmali yapılmadıkça işin esasının incelenemeyeceği kuşkusuzdur.
Böyle bir durumda, mahkemece yapılacak iş; HMK’nin 150. (HUMK’un 409.) maddesi uyarınca dosyanın yenileninceye kadar işlemden kaldırılmasına; maddede belirtilen süre içerisinde harcın yatırılmadığı, dosyanın yenilenmediği anlaşıldığı takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesinden ibarettir.
Mahkemece, bozma sonrası, 10.07.2019 tarihli ilk celse de, davacı tarafa eksik harcı tamamlaması için 2 haftalık kesin süre verilmiş, davacı vekili 08.10.2019 havale tarihli dilekçesi ile, dava devam ederken davalıların dava konusu yeri terkettiklerini belirterek, davanın elatmanın önlenmesi talebi yönünden müracaata bırakılmasını talep etmiş, aynı talebini 04.12.2019 tarihli celse de tekrarlamış, davalı vekili ise, elatmanın önlenmesi yönünden davayı takip edeceklerini bildirmiş, Mahkemece davacıya verilen kesin süre içerisinde eksik harç tamamlanmadığından davanın usulden reddine karar verilmiş ise de, bu görüşe katılma olanağı bulunmamaktadır. Şöyle ki, davacı taraf, elatmanın önlenmesi talebi yönünden davayı takip etmeyeceğini bildirmiş ise de, davalı taraf elatmanın önlenmesi talebi yönünden davayı takip edeceğini bildirdiğinden, davalı tarafa belirlenen harcı yatırması için süre verilmesi, yatırmadığı takdirde, az yukarıda açıklanan ilkeler uyarınca, HMK’nin 150. (HUMK’un 409.) maddesi uyarınca dosyanın yenileninceye kadar işlemden kaldırılmasına; maddede belirtilen süre içerisinde harcın yatırılmadığı, dosyanın yenilenmediği anlaşıldığı takdirde de davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekirken tüm bu yöntemler izlenmeden davanın usulden reddine karar verilmesi hatalı olmuştur.
Yine, bilindiği üzere, 6100 sayılı HMK’nin 297/2. maddesine göre, mahkeme kararında taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi, infaza elverişli biçimde hüküm kurulması zorunludur.
Somut olayda, ilk hükümde Mahkemece, asıl ve birleşen davaların kabulüne, dava konusu 2453 parsel sayılı taşınmaza davalıların elatmasının önlenmesine, bilirkişilerce belirlenen 224.438,48-TL ‘nin 43.754,00-TL’sinin dava tarihinden kalan miktarın ıslah tarihinden itibaren başlayacak yasal faizi ile davalılardan tahsiline karar verilmiş, hüküm, Dairece elatmanın önlenmesi yönünden harç ikmaline ilişkin olarak bozulmuş, temyize konu diğer hususlar incelenmemiştir. Bu durumda, bozma ilamında, ecrimisil ile ilgili Mahkeme hükmüne ilişkin bir inceleme yapılmadığı ortada iken, Mahkemece davacının harcı yatırılmış ecrimisil talebine ilişkin davası hakkında olumlu-olumsuz bir hüküm kurulmadan, davacının tüm talepleri hakkında yazılı şekilde redde karar verilmiş olması da bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, asıl ve birleşen dosyalarda davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 23.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.