YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/1738
KARAR NO : 2020/3647
KARAR TARİHİ : 17.06.2020
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı üçüncü kişi vekili, davalı borçlu ile dava dışı … Şirketi arasında olan alacağın temliki sözleşmesi gereğince, dava dışı … Şirketince, kesilen faturaların bedelinin borçlu şirketin hesabına gönderildiğini, dava dışı … Şirketi ile borçlu arasındaki temliknamenin iptal edildiğini ve iptalin taraflarına bildirildiğini, bu bildirimden sonra … Şirketi tarafından kesilen fatura bedelinin borçlu şirketin hesabına sehven gönderildiğini ve takip alacaklısı tarafından bu ödemenin borçlunun hesabına sehven yapıldığının bilindiğini, buna rağmen borçlu hesabındaki kendilerine ait paraya 89/1 haciz ihbarnamesi ile haciz konulduğunu belirterek, istihkak iddialarının kabulünü talep etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, davacının üçüncü kişi konumunda olmadığını, üçüncü şahsın dava dışı … Şirketi firması olduğunu, dava dışı … Şirketine yatırılacak olan paranın borçlu adına yatırıldığını, bu nedenle davanın … Şirketi tarafından açılması gerektiğini, savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı borçlu, davacı üçüncü kişi tarafından kendi hesaplarına yanlışlıkla para gönderildiğini, davalı alacaklının alacağından dolayı bu paraya haciz konulduğunu, kendilerinin kötü niyetli bir tasarruflarının olmadığını belirterek, açılan davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, alacaklı tarafından, 26.06.2013 tarihinde uygulanan hacizden sonra 21.05.2014 tarihinde yasal altı aylık hak düşürücü süreden sonra İcra Müdürlüğüne başvurularak, haczedilen paranın dosyaya gönderilmesi için talepte bulunulduğu, bu durumda alacaklı tarafından haciz tarihinden itibaren altı aylık süre içinde paranın istenmesi keyfiyetinin yerine getirilmediği ve para üzerindeki haczin kalktığı, bu sebeple dava tarihinde geçerli bir haciz bulunmadığı gerekçesi ile davanın ön koşul yokluğundan usulden reddine, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 40.100,04 TL nispi avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiş, karar davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 3. kişinin İİK’nin 96. maddesine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
İstihkak davalarında geçerli bir haczin bulunması dava şartı olup, hüküm kesinleşinceye kadar yargılamanın her aşamasında re’sen gözetilmesi gerekir. Davaya konu mahcuzlarla ilgili olarak haciz bulunmadığı göz önüne alınarak davanın ön koşul yokluğundan usulden reddine karar verilmesi doğru ise de; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 7/2. maddesi gereğince maktu vekalet ücreti takdiri gerekirken nispi vekalet ücreti takdir edilmesi doğru olmamıştır.
Ne var ki, yapılan bu yanlışlığın giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden, davalı yararına hükmedilen vekalet ücretine ilişkin hüküm bölümünün anılan tarifenin 7/2. maddesi dikkate alınarak 6100 sayılı HMK’nin Ek Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK’un 438/7. maddesi uyarınca düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı üçüncü kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hüküm fıkrasının 5. bendindeki “… 40.100,04 TL nispi ….” ibaresinin çıkarılarak yerine “906.00 TL maktu ….” ibaresinin yazılmasına, hükmün düzeltilen bu şekli ile ONANMASINA, taraflarca İİK’nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
istek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, 17.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.