Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2020/1838 E. 2021/4377 K. 26.05.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/1838
KARAR NO : 2021/4377
KARAR TARİHİ : 26.05.2021

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Men’i Müdahale, Yıkım Ve Ecrimisil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonucunda Mahkemece; davanın reddine karar verilmiş olup, hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

K A R A R

Davacı vekili, müvekkilinin hissedar olduğu 6044 ada, 3 parsel sayılı arsanın davalı tarafından diğer maliklerden izin almadan gaz istasyonu haline getirilerek işgal edildiğini belirterek, davalı şirketin müdahalesinin men’ine, davalının arsa üzerinde inşa ettiği binanın yıkımına ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 7.500 TL ecrimisil bedelinin tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemenin 2009/406 Esas-2013/553 Karar sayılı ve 24/09/2013 tarihli kararı ile elatmanın önlenmesi talebinin feragat nedeniyle reddine, ecrimisil talebinin kabulü ile 32.738,88 TL ecrimisilin tahsiline karar verilmesi üzerine; hüküm davalı tarafından temyiz edilmiş, 1. Hukuk Dairesinin 2014/4369 Esas – 2015/3778 Karar sayılı, 18/03/2015 tarihli ilamı ile; davaya konu taşınmazın imar şuyulandırma evrakları ve imar öncesi kadastral parsellerin tedavüllü tapu kayıtları dosyasına getirtilip, araştırma yapılmak üzere bozulmuş, bozma üzerine Mahkemece, davalı şirkete ait “gaz istasyonu” nun imar uygulamasından önce var olduğu, bu durumda davalının kendi arzu ve iradesi dışında idari kararla oluşan bir durum söz konusu olduğu için kusurlu sayılamayacağı 2981 sayılı Yasa’nın 3290 sayılı Yasa ile değişik 10/c maddesi ve 3194 sayılı İmar Yasa’sının 18 madde hükümleri birlikte değerlendirildiğinde imar parseli malikine karşı yapı sahibini koruma zorunluluğu bulunduğundan davacı tarafça açılan ecrimisil davasının reddine, elatmanın önlenmesi talebinin feragat nedeniyle reddine,karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, çaplı taşınmaza yönelik elatmanın önlenmesi, kal ve ecrimisil istemine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu 60444 ada 3 sayılı parselin 446 parselin şuyulandırılması ile oluştuğu, şuyulandırılan 446 sayılı kadastro parselinin 110.250,00 m2 olduğu, gerek dava konusu imar parselinde gerekse kadastro parselinde davacı , davalı ile dava dışı üçüncü kişilerin paylarının bulunduğu ,davacı ve davalının yargılama aşamasında hisselerini dava dışı şirkete sattıkları anlaşılmıştır.
Hemen belirtmek gerekir ki; paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan her zaman payına vaki elatmanın önlenmesini ve/veya ecrimisil isteyebilir. Elbirliği mülkiyetinde de paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine ecrimisil ve/veya elatmanın önlenmesi davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı ya da kullanılabileceği bir kısım yer varsa açacağı ecrimisil ve/veya elatmanın önlenmesi davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir.
Somut olayda, dava konusu imar parseli 8.224,00 m2 olup, davalının tamamını kullandığının keşfen saptandığı oysa kadastral parselin 110.250,00 m2 olduğu ve davalı kullanımındaki akaryakıt istasyonunun imar öncesinde kadastral parselde mevcut olduğu, davacılar ile davalının kadastral parselde paydaş olduğu ve imar uygulmasının kamusal bir tasarrufun sonucu olup, kişinin iradesi dışında meydana geldiği düşünüldüğünde yukarıdaki ilke ve esaslar gözetilerek dava konusu dönem nazara alınarak 446 sayılı kadastro parselinde davacıların az ya da çok kullanabilecekleri bir alanın bulunup bulunmadığı, kullandıkları ya da kullanabilecekleri bir alanın varlığı ve intifadan men’in bulunmaması halinde ecrimisil talebinin reddine, aksi halde davacı payı ve kullanılan alan nazara alınarak ecrimisil talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ile yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının yerinde olduğundan kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nın Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK’nın 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’nun 440/1 maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, istek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, 26.05.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.