YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/1869
KARAR NO : 2020/7119
KARAR TARİHİ : 12.11.2020
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi Ve Tahliye
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, mahkemenin görevsizliğine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı vekili, dava dilekçesinde belirtilen dava konusu taşınmazın vekil edenine ait olduğunu, davalıların taşınmazı işgal ettiğini belirterek, davalılar tarafından yapılan müdahalenin önlenmesi ile taşınmazdan tahliyelerini talep ve dava etmiştir.
Davalılar … ve diğerleri, davalıların murisi ile davacının oğlu arasında yapılan kira sözleşmesi uyarınca taşınmazı kullandıklarını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Davalılar … ve diğerleri, dava konusu taşınmazı anne ve babalarının kullandığını, ölümü ile çocuklarının bir kısmının kullanmaya devam ettiğini, kendilerinin kullanmadığını belirterek, davanın reddini savunmuşlardır.
Davalı …, dava konusu taşınmazı kayınpederi ve kayınvalidesinin kullandığını, ölümü ile çocuklarının bir kısmının kullanmaya devam ettiğini, kendisinin kullanmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, taraflar arasında sözlü kira sözleşmesi olduğu gerekçesiyle mahkemenin görevsizliğine, dosyanın talep halinde görevli Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde mahkemece, taraflar arasında sözlü kira sözleşmesi olduğu gerekçesiyle mahkemenin görevsizliğine karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya elverişli değildir. Şöyle ki, somut olayda, bir kısım davalıların cevap dilekçelerinde davalıların murisi ile davacı arasında yapılan kira sözleşmesi uyarınca taşınmazı kullandıklarını savunduğu, ön inceleme duruşmasında sözleşmeyi sunmak için süre talep ettikleri, Mahkemece kira sözleşmesini sunmaları için davalılara süre ve imkan verilmediği, taraf delillerinin tamanının toplanmadığı, davacının kira sözleşmesinin varlığını kabul etmediği, davacının Savcılık soruşturma dosyasındaki beyanının ve dosya kapsamındaki mevcut diğer delillerin taraflar arasında kira sözleşmesinin var olduğunun kabul edilmesi için yeterli olmadığı anlaşılmaktadır. O halde, Mahkemece, davalılara yazılı olduğunu iddia ettikleri kira sözleşmesini sunmaları için süre ve imkan verilmesi, ayrıca tarafların toplanmayan diğer delillerin toplanması, taraf delilleri toplandıktan sonra delillerin değerlendirilerek sonucuna göre, davacının talebinin mülkiyet hakkına dayalı müdahalenin önlenmesi ve tahliye olması nedeniyle kira sözleşmesinin varlığının ispatlanması halinde davanın reddine, kira sözleşmesinin varlığının ispatlanamaması halinde işin esası hakkında karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru olmamıştır.
SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazları yukarıda açıklanan sebeplerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’un 440/I. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz eden iadesine, 12.11.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.