YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/2099
KARAR NO : 2020/5529
KARAR TARİHİ : 29.09.2020
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın usulden reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı vekili, tarafların babasından mirasen kalan ve mirasçılar arasında paylaşımı yapılmayan taşınmazları davalının kullandığını ileri sürerek fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere 4.000,00 TL ecrimilisin davalıdan alınarak davacıya verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, mirasçılardan hiç birisinin diğerlerinin rızası olmaksızın terekedeki mal varlığı değerleri üzerinde hak ileri süremeyeceği gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, ecrimisil istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 320. maddesinin birinci fıkrasında “mümkün olan hallerde” mahkemenin tarafları duruşmaya davet etmeden dosya üzerinden karar verebileceği öngörülmüş, ancak “mümkün olan haller”in neler olduğu madde metninde sayılmamıştır.
Bilindiği üzere; HMK’nin hukuki dinlenilme başlıklı 27. maddesi uyarınca; davanın tarafları, kendi haklarıyla bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu kapsamda kural olarak duruşma yapılması zorunlu olan çekişmeli yargıda hakim, Kanunun gösterdiği istisnalar dışında tarafları dinlemeden veya iddia ve savunmalarını bildirmeleri için Kanun’a uygun biçimde davet etmeden hükmünü veremez.
Hukuki dinlenme hakkının gereği olarak, taraflar duruşmaya çağrılmadan hüküm verilememesi, Anayasanın 36. maddesiyle düzenlenen iddia ve savunma hakkının kullanılmasına olanak tanınması ilkesinin doğal bir sonucudur. Aynı zamanda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının da en önemli unsurudur.
Duruşma yapılmaksızın dosya üzerinden karar verilmesi istisna olup ancak bu konuda kanuni dayanak bulunması halinde mümkündür. Eş deyişle; ancak hukukun izin verdiği ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz, delil tespiti, İcra ve İflas Kanunu’nun 17 ve 18’inci maddelerinde öngörülen şikâyet gibi iş ve işlemlerde dosya üzerinden karar verilebilir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 320/1. maddesi hükmünün de bu çerçevede değerlendirilmesi gerektiği açıktır.
Bu itibarla; Mahkemece, yargılamanın duruşma açılmak suretiyle yapılması gerekirken, değerlendirmede yanılgıya düşülerek dosya üzerinden karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
Kabule göre de, elbirliği mülkiyetinde paydaşlardan birinin öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine/üçüncü kişiye ecrimisil davası açabilmesi mümkün olduğundan Mahkemenin aksi yöndeki değerlendirmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının yerinde olduğundan kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 29.09.2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.