Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2020/2214 E. 2021/2270 K. 15.03.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/2214
KARAR NO : 2021/2270
KARAR TARİHİ : 15.03.2021

DAVA TÜRÜ : Katılma Alacağı
MAHKEMESİ : İzmir 10. Aile Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda İzmir 10. Aile Hukuk Mahkemesinin 26.12.2017 tarihli ve 2014/376 Esas, 2017/932 Karar sayılı kararıyla davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, Mahkeme hükmüne karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine şeklinde hüküm kurulmuş olup, bu kez davacı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı … vekili, evlilik birliği içinde edinilen taşınmazın ve aracın yarı hissesinin davacı adına tesciline olmadığı takdirde toplam 20.000 TL’nin faiziyle davalıdan tahsiline, davalı adına kayıtlı ticari plaka üzerinde 5.000 TL alacağın faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, talebini taşınmaz için 57.712,34 TL, plaka için 125.000 TL ve araç için 14.841 TL olarak artırmıştır.
Davalı … Kerekçi vekili, davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, davacının tescile ilişkin talebinin reddine, taşınmaza ilişkin 57.712,34 TL alacağın , ticari plakanın takılı olduğu 2012 model araç ile ilgili 6.591 TL alacağın tasfiye tarihinden itibaren faiziyle davalıdan tahsiline, ticari plakaya yönelik davanın reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, İzmir Bölge Adliye 2. Hukuk Dairesince, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm süresi içinde davacı vekili tarafından redde karar verilen ticari plakaya yönelik olarak temyiz edilmiştir.
Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 Sayılı HMK mad. 33). İddianın ileri sürülüş şekline göre dava, artık değere katılma alacağı isteğine ilişkindir.
Mal rejiminin devamı süresince, bir eşin sahip olduğu edinilmiş malda, diğer eşin artık değerin yarısı oranında katılma alacağı hakkı vardır. Artık değere katılma alacağı; eklenecek değerlerden (TMK mad. 229) ve denkleştirmeden (TMK mad. 230) elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere, eşin edinilmiş mallarının (TMK mad. 219) toplam değerinden, bu mallara ilişkin borçlar çıktıktan sonra kalan artık değerin (TMK mad. 231) yarısı üzerindeki diğer eşin alacak hakkıdır (TMK mad. 236/1). Katılma alacağı, Yasa’dan kaynaklanan bir hak olup, bu hakkı talep eden eşin gelirinin olmasına veya söz konusu mal varlığının edinilmesine, iyileştirilmesine ya da korunmasına katkıda bulunulmasına gerek yoktur.
Artık değere katılma alacağı miktarı hesaplanırken, mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan malların, bu tarihteki durumlarına göre, ancak tasfiye tarihindeki sürüm (rayiç) değerleri esas alınır (TMK mad.227/1, 228/1, 232 ve 235/1). Yargıtay uygulamalarına göre, tasfiye tarihi karar tarihidir.
Belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse, iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. Eşlerden hangisine ait olduğu ispat edilemeyen mallar onların paylı mülkiyetinde sayılır. Bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal olarak kabul edilir (TMK mad.222).
Yukarıdaki değer tespiti, belirleme ve hesaplamaların yapılabilmesi için gerek görülürse konusunun uzmanı bilirkişi veya bilirkişilerden de yardım alınmalıdır.
Somut olaya gelince; taraflar, 08.08.2004 tarihinde evlenmiş, 09.05.2014 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün, kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona ermiştir (TMK mad.225/son). Sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden evlilik tarihinden mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar taraflar arasında edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (4722 Sayılı Yasa mad. 10, TMK mad. 202/1). Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı bulunduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır (TMK mad. 179).
İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemesince, dinlenen tanık beyanlarına göre, ticari plakanın davalının abisine babaları tarafından alındığı, abisinin de davalıya bedelsiz devrettiği gerekçesiyle plakaya yönelik katılma alacağı talebinin reddedildiği, davaya konu ticari plakanın davalının abisi tarafından 2005 model minibüsle beraber 04.10.2011 tarihinde davalıya devredildiği, dosya kapsamında toplanan deliller ve dinlenen tanık beyanlarına göre, davalının askerde olduğu dönemde davalının abisi adına alınan plakayı, davalı askerden geldikten sonra beraber çalıştırdıkları, daha sonra davalının abisi Niğde’ye taşındığından plakanın davalıya devredildiği anlaşılmaktadır. Davalı ve abisinin, plakanın davalıya devri öncesinde ticari plakayı beraber çalıştırdıkları dikkate alındığında, ticari plakanın davalı ve abisine ait olup, davalı tarafından abisinden devralınan kısmın, abisine düşen yarı payı bulunduğu, bu yarı payın kişisel malı niteliğinde olduğunun ispat yükünün davalıda olduğu, dosya kapsamına göre, abiden alınan bu kısmın kişisel malı niteliğinde olduğunun somut delillerle ispatlanamadığı, bu nedenle ticari plakanın karar tarihine en yakın tarihteki değerinin yarısının davacının edinilmiş malı kabul edilerek, bu kısım üzerinde davacı lehine katılma alacağına hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz istemi yukarıda açıklanan nedenle yerinde olduğundan kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı 6100 sayılı HMK’nin 373/1. maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının HMK’nin 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 15.03.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi