YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/2250
KARAR NO : 2021/2568
KARAR TARİHİ : 22.03.2021
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Katkı Payı Alacağı
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davacının “ev eşyaları, ziynet eşyaları ve manevi tazminat” davalarından “sarf-ı nazar etmesi” nedeniyle bu davaların” açılmamış sayılmasına, davacının mal rejiminin tasfiyesine ilişkin açtığı davasının kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı … vekili, dava dilekçesinde, evlilik birliği içinde edinilen bir adet taşınmazın satış bedelinin faiziyle davalıdan tahsilini, ev eşyaları ve ziynet eşyalarının bedelinin faiziyle davalıdan tahsilini ve 30.000 TL manevi tazminatın faiziyle davalıdan tahsilini talep etmiş, davacı vekili 19.12.2016 tarihli dilekçesiyle ev eşyaları, ziynet eşyası ve manevi tazminat istemlerinden sarfı nazar ettiklerini, 31.000 TL dava değerinin dava konusu taşınmazın yarı değerinin talebine ilişkin olduğunu beyan etmiş, yargılama sırasında dava konusu taşınmaz için talebini 56.000 TL olarak artırmıştır.
Davalı … vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davaya bakmakla yetkili mahkemenin Antalya Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğu gerekçesiyle yetkisizlik kararı verilmiş, hükmün taraf vekillerinin temyizi üzerine, Dairemizin 2014/6860 Esas, 2015/13210 Karar sayılı ilamıyla, eldeki davanın çözüm yerinin 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun’un 4. maddesi gereğince Aile Mahkemeleri olduğu, Aile Mahkemesi kurulmayan yerlerde ise Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenen Asliye Hukuk Mahkemeleri’nde davanın Aile Mahkemesi sıfatı ile görülüp karara bağlanması gerektiği, davanın görevsiz Asliye Mahkemesi’nde açıldığı halde,davalının ikametgahına değinilerek yazılı şekilde yetkisizlik kararı verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğuna işaret edilerek bozma kararı verilmiş, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yagılama sonrasında, davaya bakmakla yetkili mahkemenin Antalya Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğundan yetkisizlik kararı verilmiş, hükmün davacı vekili tarafından temyizi üzerine, Dairemizin 2016/2869 Esas, 2016/3714 Karar sayılı ilamı ile, eldeki davaya bakmakla yetkili mahkemenin boşanmaya karar veren Antalya Aile Mahkemesinin yetkili olduğu gözetilerek, davanın yetki yönünden usulden reddine, dava dosyasının talep halinde yetkili mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi isabetli olmuş ise de; Mahkemece, (1) nolu hüküm bendinde “Davacının davasına bakmakla yetkili mahkemenin Antalya Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşılmakla, dava dilekçesinin yetki yönünden reddi ile mahkememizin yetkisizliğine” karar verilmesinin doğru olmadığına işaret edilerek hükmün bu yönden düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
Mahkemece, davacı tarafın ev eşyaları, ziynet eşyaları ve manevi tazminat davalarından sarf-ı nazar etmesi sebebiyle bu davaların açılmamış sayılmasına, mal rejimininin tafsiyesine ilişkin açtığı davasına göre ve ıslah istemine göre 54.191,65 TL katkı payı alacağının karar tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Tasfiyeye konu taşınmazın bedelinin tamamının ya da bir kısmının kredi ile karşılanması durumunda, kredi veren kuruluşa yapılan geri ödeme miktarından ve bu ödemelerin isabet ettiği dönemlerden hareketle, mal rejiminin tasfiyesi sonucunda eşlerin alacak miktarları belirlenir. Ödemelerin, 743 Sayılı TKM’nin 170. maddesi gereğince mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu 01.01.2002 tarihinden önceki dönemde tamamlanması durumunda eşler lehine katkı payı alacağı, 4721 Sayılı TMK’nin 202/1. maddesi gereğince edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu sonraki dönemde tamamlanması durumunda ise, değer artış payı ve/veya artık değere katılma alacağı hakları doğabilecektir.
Hem mal ayrılığı hem de edinilmiş mallara katılma rejimi dönemlerine yayılan kredi borcu ödeme tablosu mevcut olduğunda; ödeme yapılan dönem, taksit sayısı ve ödenen miktar göz önünde bulundurularak hesaplama yapılmalıdır.
Buna göre, her iki dönemde yapılan ödemeler oran olarak ayrı ayrı belirlendikten sonra, mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemdeki ödemeler, daha sonra geçerli olacak edinilmiş mallara katılma rejimi kurallarına göre gerçekleştirilecek tasfiyede, ödemeye katkıda bulunan eşin kişisel malı olarak değerlendirilecektir. Başka bir anlatımla, mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu önceki dönemde yapılan katkı oranı, 4721 Sayılı TMK uyarınca yapılacak edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesinde, değer artış payı ve/veya artık değere katılma alacaklarının hesaplanmasında o eşin kişisel malı olarak hesaba katılacaktır.
Mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde (01.01.2002 tarihine kadar) yapılan kredi borcu ödemelerine her bir eşin katkı oranları ise, 743 Sayılı TKM, Borçlar Kanunu’nun genel hükümleri ile Yargıtay ve Dairemizce kabul edilen “katkı payı alacağı” hesaplama yöntemi göz önünde bulundurularak belirlenmelidir.
Bu nedenle; öncelikle, tasfiyeye konu taşınmazın satın alma bedeli, bunun kredi ile ve varsa kredi dışında eşlerin kendi imkanları ile karşıladıkları miktarlar ve oranları ile tasfiye (karara en yakın) tarihindeki sürüm (rayiç) değeri ayrı ayrı belirlenmelidir.
Açıklamalar doğrultusunda hesaplama yapılabilmesi için, iddia ve savunma çerçevesinde, taşınmazın satın alınmasına ilişkin akit tablosuyla birlikte tapu kaydı, kredi sözleşmesi ve kredi borcu ödeme tablosu dahil finans kuruluşuna ait kayıtlar, gerek duyulması halinde eşlerin katkıda kullandıklarını ileri sürdükleri mal varlıkları (miras, ziynet, bağış vb.) ile mal ayrılığı dönemine ilişkin düzenli ve sürekli gelirlerine (maaş, kar payı vb.) ilişkin belgeler bulundukları yerlerden getirtilerek uyuşmazlığın çözümünde göz önünde bulundurulmalıdır. Yukarıdaki değer tespiti, belirleme ve hesaplamaların yapılabilmesi için ihtiyaç duyulması halinde konusunun uzmanı bilirkişi veya bilirkişilerden oluşan kuruldan da yardım alınmalıdır.
Somut olaya gelince; eşler, 31.08.1993 tarihinde evlenmiş, 19.07.2010 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün, kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona ermiştir (TMK mad. 225/son). Sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden evlilik tarihinden 4721 Sayılı TMK’nin yürürlüğe girdiği tarihe kadar mal ayrılığı (743 Sayılı TKM mad.170), bu tarihten mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar ise edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (4722 Sayılı Yasa mad.10, TMK mad. 202). Tasfiyeye konu 350 ada 243 parselde kayıtlı 7 numaralı mesken 05.06.2001 tarihinde satın alınarak davalı eş adına tescil edilmiş, davalı kadın bu taşınmazı 02.09.2009 tarihinde satış yoluyla 3. kişiye devretmiştir. Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı bulunduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır (TMK mad.179).
Mahkemece, davacı tarafça yazı işleri müdürlüğüne teslim edilen 20.10.2000-20.03.2002 arasındaki dönemlere ilişkin 19 adet toplam 32.000 DM bedelli senet ödemeleri ile davaya konu taşınmazın alımına katkısı olduğu kabul edilerek, toplam senet bedelinin taşınmazın edinim tarihindeki değerine oranının katkı payı oranı olarak belirlendiği, bu oran ile davaya konu taşınmazın dava tarihindeki değerinin çarpımı neticesi, 54.191,65 TL katkı payı alacağına hükmedildiği, senetlerin dosya içinde yer almadığı, sadece yazı işleri müdürlüğünce düzenlenen tutanağın bulunduğu anlaşılmaktadır. Somut olayda, davaya konu taşınmazın 2000 yılında müteahhitten satın alınarak edinildiği, alım sırasında davacının bedele karşılık müteahhide senet verdiği, buna göre, senetlerin taşınmazın ediniminde kullanıldığının kabulü doğru ise de, mahkeme yazı işleri müdürlüğünün tutanağından anlaşıldığı üzere, düzenlenen senetlerin ödemelerinin bir kısmının 01.01.2002 tarihinden önceki döneme, bir kısmının ise 01.01.2002 tarihinden sonraki döneme isabet ettiği, buna göre öncelikle ilgili senetler dosyaya alınarak, Dairemizin yukarıda açıklanan ilke ve uygulamaları doğrultusunda, 01.01.2002 öncesi dönemde yapılan ödemeler sebebiyle davacı lehine katkı payı alacağı, 01.01.2002 sonrası dönemde yapılan ödemeler sebebiyle davacı lehine katılma alacağı hesaplanması gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile taşınmazın borcunun tamamının 01.01.2002 öncesi dönemde sona erdiği kabul edilerek davacı lehine katkı payı alacağı hesaplanması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüyle, 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK’un 428. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, (1)numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, taraflarca HUMK’un 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 22.03.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi