YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/2415
KARAR NO : 2021/1876
KARAR TARİHİ : 03.03.2021
TÜRÜ : Dernek Şubesinin Genel Kurulunun İptali
MAHKEMESİ : Kayseri 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Kayseri 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 27.11.2017 tarihli ve 2016/44 Esas, 2017/537 Karar sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmiş, Mahkeme hükmüne karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine şeklinde hüküm kurulmuş olup, bu kez davacı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava dilekçesinde, davalı dernek şubesinin 12.02.2016 tarihli genel kurulunda derneğe üye olmayan kişilerin katılımı ile genel kurul yapılması sebebi ile genel kurulun iptali istenmiş; Mahkemece, genel kurula katılan 57 kişinin üyeliklerinin usulüne uygun olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Davanın reddine dair İlk Derece Mahkemesince verilen karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi üzerine, davacı vekili tarafından istinaf isteminin esastan red kararı temyiz edilmiştir.
Dava, dernek genel merkezi tarafından üyeliğe kabul edilen üyelerin genel kurul hazirun cetvelinde isimleri olmamasına rağmen seçimli genel kurula katılmaları sebebi ile genel kurulun iptali istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 114. maddesinde, davada tarafların, taraf ve dava ehliyetine ve kanuni temsilin söz konusu olduğu hâllerde de temsilcinin gerekli niteliğe sahip olmaları dava şartları arasında sayılmış; 115. maddesinde ise, mahkemenin, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştıracağı, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar vereceği, ancak, bu noksanlığın giderilmesi mümkün ise tamamlanması için kesin süre verileceği, bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddedeceği hükme bağlanmıştır.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu davada taraf olma ehliyetini, medeni haklardan yararlanma ehliyetinin bir parçası olarak saydıktan sonra 8, 28, 47 ve 48. maddeleriyle bu yönde hükümler getirerek medeni haklardan yararlanma ehliyeti bulunan her gerçek ve tüzel kişinin davada taraf olma ehliyetini taşıdığını belirttiğinden dava tarihinden önce ölen ve kişiliği sona erenin veya tüzel kişilik kazanmamış bir topluluğun taraf ehliyetinin bulunmayacağı kuşkusuzdur.
5253 sayılı Dernekler Kanunu’nun 2/h maddesine göre, dernek şubeleri, dernek faaliyetlerinin yürütülebilmesi için bir derneğe bağlı olarak açılan tüzel kişiliği olmayan ve bünyesinde organları bulunan alt birim olarak tanımlandığından; kanun ile derneklere şube açma imkanının tanınması ve dernek şubelerinin organlarının bulunması, şubelerin tüzel kişiliği bulunduğu sonucunu doğurmaz.
Somut olayda, Derneğin Kayseri Şubesinin genel kurul toplantısının iptali istenmiş; dava dilekçesinde davalı olarak dernek şubesi gösterilmiş ve dava dilekçesi dernek genel merkezi yerine dernek merkezini temsile yetkisi olmayan dernek şubesine tebliğ edilerek yargılama yapılmış ve karar verilmiştir. Yukarıda açıklanan hukuksal olgular ve şubenin tüzel kişiliğinin dolayısıyla davada taraf ehliyetinin bulunmadığı gözetildiğinde, davada taraf teşkili sağlanmadan yargılama yapılıp karar verildiği anlaşıldığından; dava dilekçesinde dernek şubesinin hasım gösterilmesinin temsilcide yanılma olduğu kabul edilerek, dava dilekçesi ve duruşma gününün tüzel kişiliği bulunan dernek adına ve genel merkez adresine tebliğe çıkarılması, dernek yetkilileri veya vekilleri duruşmaya geldikleri takdirde davaya karşı diyeceklerinin tespiti ile delillerinin ibraz etme imkanı tanındıktan sonra sonucuna göre bir karar verilmesi yerine, bu imkan tanınmadan işin esasının incelenmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda gösterilen nedenlerle davacı vekilinin yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile Ankara Bölge Adliye Mahkemesi (16.) Hukuk Dairesinin 13.02.2020 tarihli ve 2018/358 Esas, 2020/174 Karar sayılı istinaf isteminin esastan reddine dair kararının KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi hükmünün 6100 sayılı HMK’nin 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HMK’nin 373/1.maddesi gereği kararın bir örneğinin Ankara Bölge Adliye Mahkemesi (16.) Hukuk Dairesine, dosyanın ise Kayseri 3. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 03.03.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.