Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2020/2535 E. 2020/4859 K. 01.09.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/2535
KARAR NO : 2020/4859
KARAR TARİHİ : 01.09.2020

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
İLK DERECE
MAHKEMESİ : İstanbul 4. İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki icra takibine itirazın kaldırılması ve tahliye davası sonucu verilen hükmün Dairece bozulması üzerine; verilen direnme kararına ilişkin dava dosyası, 02.12.2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 45. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen geçici 4/1. maddesi uyarınca Daireye gönderilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:

KARAR

Davacı alacaklı, 15.11.2012 başlangıç tarihli yazılı kira akdine dayanarak 28.10.2016 tarihinde başlattığı icra takibi ile Temmuz ayı başında ödenmesi gereken yıllık kira bedeli 480.000,00 USD kira alacağı ile 86.400,00 USD KDV alacağının faiziyle tahsilini talep etmiş, ödeme emri davalı borçluya 14.11.2016 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davalı borçlu, 17.11.2016 tarihli itiraz dilekçesinde, müvekkili şirketin karşı tarafa takibe konu edilen tutarda bir borcu bulunmadığı gibi müvekkili şirketin takipten önce temerrüde düşürülmediğini bildirerek borca ve faize itiraz ettiğini bildirmiştir. Ödeme emrine davalı borçlu tarafından itiraz edilmesi üzerine, davacı alacaklı İcra Mahkemesine başvurarak itirazın kaldırılması ve tahliye isteminde bulunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulüne, davalının itirazının kaldırılmasına, davalının asıl alacağın %20’si oranında tazminata mahkum edilmesine dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, davalı borçlu ödeme emrine itirazında sözleşmedeki imzasına açıkça itiraz etmediğinden takip hukuku bakımından kira ilişkisinin varlığının kesinleştiği, davalı vekilinin icra takibine itiraz sırasında ileri sürmediği nedenleri davaya cevap dilekçesiyle ileri sürmesinin itiraz sebeplerinin genişletilmesi yasağına tabi olup ilk derece mahkemesinin bu hususa itibar etmemiş olmasının usul ve yasaya uygun olduğu, davalı vekilinin kira sözleşmesinin müvekkili tarafından feshedildiğine ve o tarihten sonra ortada bir kira sözleşmesi olmadığı yönündeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı, faiz ve KDV’nin istenemeyeceği yönündeki istinaf sebebinin de yerinde görülmediği, mahkeme kararlarının açık, anlaşılabilir ve infazı aşamasında tereddüde neden olmayacak şekilde olmasının kamu düzeni ile ilgili olup eldeki davada mahkemece itirazın kaldırılmasına,
% 20 oranında tazminata hükmedilmesine şeklinde verilen kararın açık, anlaşılabilir ve infaz aşamasında tereddüde neden olmayacak nitelikte bulunmadığından ilk derece mahkemesinin kararının HMK’nin 355. maddesi kapsamında düzeltilmesi gerektiği, itirazın kaldırılması davalarında İİK’nin 67. maddesi uyarınca hükmedilecek icra inkar tazminatının, takip konusu yabancı para cinsinden alacağın takip tarihindeki Türk Lirası cinsinden karşılığı tespit edilip bu miktar üzerinden hesaplanması gerektiği açıklanarak davalı vekilinin istinaf başvurusunun başka bir nedenle kabulü ile HMK’nin 355. maddesi kapsamında HMK’nin 353/1-b-2 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davalının itirazının kaldırılmasına, takibe konu USD cinsinden alacağın takip tarihindeki TL cinsinden karşılığı olan 1.494.728,90 TL’nin %20’sine karşılık gelen 298.945,78 TL (%20’si) icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, söz konusu karara karşı her iki taraf vekilince temyiz yoluna başvurulmuş, Dairenin 12.12.2018 tarihli ve 2018/11307 Esas, 2018/20121 Karar sayılı ilamıyla, davalı borçlu vekilinin cevap dilekçesi ile kira sözleşmesinin müvekkili şirket tarafından Beyoğlu 13. Noterliğinin 27.06.2016 tarihli ve 6721 yevmiye sayılı ihtarı ile 30.06.2016 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere feshedildiğini, taşınmaza ilişkin anahtarların Beyoğlu 13. Noterliği’nin 7604 yevmiye numaralı tutanağı ile emanet hesabına alındığını, bu nedenle müvekkilinin takip konusu aylar kira bedellerinden sorumlu olmadığını savunduğu, kiralananın tahliye edildiğinin (kiracının kiralananı iade borcunu yerine getirdiğinin) kabul edilebilmesi için, kiralananın fiilen boşaltılmasının yeterli olmadığı, anahtarın da kiralayana teslim edilmesi gerektiği, kiralayanın anahtarı teslim almaktan kaçınması veya başka bir sebeple anahtarın teslim edilememesi durumunda, kiracının yapması gerekenin, mahkemeden bu yolda tevdi mahalli tayinini isteyip tayin edilecek yere anahtarı teslim etmek ve durumu kiralayana bildirmek olduğu, kiracının kiralananı iade borcunun ancak bu şekilde, durumun kiralayana bildirildiği tarihte son bulacağı, aksi takdirde, kiracının, kira parasını ödemek de dahil olmak üzere, sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerinin devam edeceği, kiracının bildirdiği tahliye tarihinin kiraya veren tarafından kabul edilmemesi, başka bir ifadeyle, tahliye tarihinin taraflar arasında çekişmeli olması halinde, kiralananın fiilen boşaltıldığını ve anahtarın teslim edildiğini, böylece kira ilişkisinin kendisince ileri sürülen tarihte hukuken sona erdirildiğini kanıtlama yükümlülüğünün kiracıya ait olduğu, kiracı, kiralananı kendisinin ileri sürdüğü tarihte tahliye ettiğini ispatlayamazsa, kiraya verenin bildirdiği tahliye tarihine itibar olunması, anahtar teslim edilmediği sürece kiralananın kiracının kullanımında olduğunun kabulü gerektiği, somut olayda Beyoğlu 3. Noterliğinin 30.06.2016 tarihli ve 07604 yevmiye sayılı düzenleme şeklindeki emanet tutanağına göre kiralanana ait anahtarların ilgili şirkete teslim edilmek üzere emanete teslim edildiğinin anlaşılmasına göre, dava konusu taşınmazın anahtarlarının emanete bırakıldığına dair 30.06.2016 tarihli “düzenleme şeklindeki emanet tutanağı”nın davacı şirkete tebliğine ilişkin tebliğ evrakı istenerek, tebliğ edilip edilmediğinin araştırılması, tebliğ edilmiş ise kiralananın hukuken bu tarihte tahliye edildiğinin kabul edilmesi ve bu tarihe kadar olan kira alacakları yönünden itirazın kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığına işaret edilerek anılan karar bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesince direnme kararı verilmesi üzerine; karar, her iki taraf vekilince temyiz edilmiştir.
Bilindiği üzere, direnme kararının varlığından söz edilebilmesi için mahkemece bozma kararından esinlenilerek yeni herhangi bir delil toplamadan önceki deliller çerçevesinde karar verilmeli; gerekçesini önceki kararına göre genişletebilirse de değiştirmemelidir (6217 sayılı Kanun’un 30, maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “geçici madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. maddesi).
Mahkemenin yeni bir delile veya bilgiye dayanması, ilk kararının gerekçesinde dayandığı hukuki olgunun yanında veya dışında yeni bir hukuki olguya dayanarak ve gerekçesini de bu yeni hukuki olgu yönünde değiştirerek karar vermiş olması hâlinde, direnme kararının varlığından söz edilemeyecektir.
Bölge Adliye Mahkemesinin direnme kararının gerekçesinde yer verdiği, …Petrol ürünleri Taşımacılık Sanayi ve Ticaret Ltd. şirketi (yeni Unvanı Özeser Gayrimenkul Yatırım Ticaret A.Ş) ile davalı arasında 15.11.2012 tarihli kira sözleşmesi, Beyoğlu 13. Noterliğinin 27.06.2016 tarihli ve 6721 sayılı fesih ihbarı, yine Beyoğlu 13. Noterliğinin 30.06.2016 tarihli ve 7604 yevmiye nolu düzenleme şeklinde anahtar emanet ve teslim tutanağı ile Büyükçekmece 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/86 D. İş sayılı dosyasının bozma kapsamından önce de dosya İçerisinde bulunduğu dikkate alındığında, direnme kararının yeni hüküm niteliğinde olmadığı sonucuna varılmıştır.
Dava kira alacağı yönünden yapılan icra takibine yönelik itirazın kaldırılması davasıdır.
Davacı … Tic. Ltd. Şti. tarafından davalı şirkete yönelik İstanbul 1. İcra Müdürlüğünün 2016/32122 Esas sayılı takip dosyasıyla kira alacağına yönelik icra takibi başlatılmış, davalı vekilinin icra dosyasına sunmuş olduğu itiraz dilekçesi ile özetle takibe, borca ve ferilerine itiraz edilmiş, davacı ise itirazın kaldırılması davası açmıştır.
02.12.2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 43. maddesi ile değişik 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 373. maddesinin 5. fıkrası ve aynı Kanun’un geçici 4. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca yapılan incelemeye, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere, hukuki ilişkinin nitelendirmesine, İİK’nin 63. maddesi gereğince davalı borçlu icra dosyasına yapmış olduğu itiraz sebepleriyle bağlı olup, İcra Hukuk Mahkemesinde açılan itirazın kaldırılması davasında, alacaklının dayandığı takip dayanağı belge metninden anlaşılanlar dışında icra dosyasına yapılan itirazlar değiştirilip genişletilemeyeceğine, davalının itiraz dilekçesinde kira akdine açıkça itiraz etmediğine, bu nedenle itirazın kaldırılması davasında icra takip dosyasına yapılan itiraz sebeplerinin dışına çıkamayacağına, taşınmazın tahliye edildiğine ilişkin itiraz, sebebin genişletilmesi niteliğinde olup bu itiraza dayanılamayacağına (İİK mad.269/2), Dairenin bozma ilamında ve davacı vekilinin temyiz dilekçesinde yazılı sebepler eldeki itirazın kaldırılmasına ilişkin davada icra hukuk mahkemesi tarafından dikkate alınamayacağına göre bozma ilamına karşı verilen direnme kararı usul ve yasaya uygun bulunmuş olup davacı şirket vekili ile davalı şirket vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesinin 24.12.2019 tarihli ve 2019/2040 Esas, 2019/2399 Karar sayılı direnme kararının HMK’nin 370. maddesi gereğince ONANMASINA, taraflardan ayrı ayrı alınan 54,40’ar TL peşin harcın onama harcına mahsubuna, 01.09.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.