YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/2836
KARAR NO : 2020/7223
KARAR TARİHİ : 16.11.2020
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : Babalığın Tespiti Hükmüne Karşı Yargılamanın Yenilenmesi
İLK DERECE
MAHKEMESİ : İstanbul 1. Aile Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda İstanbul 1. Aile Mahkemesinin 22.11.2016 tarihli ve 2015/455 Esas, 2016/809 Karar sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmiş, Mahkeme hükmüne karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine şeklinde hüküm kurulmuş olup, bu kez davalı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili dava dilekçesinde, … …’in vekil edeninin çocuğu olduğuna dair Mahkemenin 2004/884-2008/793 sayılı “babalık hükmünün” HMK’nin 375/1-c,ç maddeleri gereğince yargılamanın yenilenmesi yoluyla kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, çocuk … … yönünden davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine, diğer davalılar anne … ve kayyım … yönünden ise çocuğun reşit olması nedeniyle husumetten reddine karar verilmiş, davacı vekilinin istinaf istemi İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince esastan reddedilmiş, istinaf isteminin esastan reddine dair karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, babalık hükmüne karşı yargılamanın yenilenmesi istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK’nin 375. maddesinin 1/c bendinde “Vekil veya temsilci olmayan kimselerin huzuruyla davanın görülmüş ve karara bağlanmış olması”, 1/ç bendinde “Yargılama sırasında, aleyhine hüküm verilen tarafın elinde olmayan nedenlerle elde edilemeyen bir belgenin, kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olması” yargılamanın yenilenmesi sebeplerinden olarak sayılmış; aynı Kanun’un 377. maddesinde de hak düşürücü sürenin, 375. maddenin 1/b-c bentlerinde öngörülen hâllerde, kararın davalıya veya gerçek vekil veya temsilciye tebliğ edildiği, alacaklı veya davalı yerine geçenlerin karardan usulen haberdar olduğu, yeni belgenin elde edildiği veya hilenin farkına varıldığı tarihten itibaren üç ay ve her hâlde iade talebine konu olan hükmün kesinleşmesinden itibaren on yıl olduğu hüküm altına alınmıştır.
Dosya içindeki bilgi ve belgelerin incelenmesinden, yargılamanın yenilenmesi istenen babalığın hükmen tespiti istemine dair davanın 20.09.2004 tarihinde anne … tarafından açıldığı ve 29.07.1994 doğumlu küçük … …’in babasının … olduğunun tespitine karar verilmesinin istendiği, bildirilen yurt içi ve yurt dışı adreslerine tebligat yapılamaması nedeniyle davanın ilanen tebliğ üzerinden yürütüldüğü, nihayet ilanen tebliğe çıkarılan davanın kabulüne dair kararın 17.01.2013 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın 09.01.2015 tarihinde açıldığı, bu davanın dilekçesinde davanın vekil edenin katılımı olmaksızın yürütüldüğü ve neticelendirildiği, davada DNA araştırması yaptırılmadığı, kesinleşen babalık hükmüne istinaden vekil eden hakkında icra takibi başlatıldığı ve nafaka hükümlerine uymadığından bahisle İcra Ceza Mahkemesinde cezalandırıldığı ve hakkında yakalama kararı çıkarıldığı, yakalama kararının vekil edence 01.12.2014 tarihinde öğrenildiği, akabinde 04.12.2014 tarihinde davacı vekiline yetki verildiği, vekilin yaptığı araştırma neticesinde de babalık hükmünden ve diğer kararlardan haberdar olunduğunun iddia edildiği, davalı vekilinin somut olayda yargılamanın yenilenmesini gerektirir sebep bulunmadığını savunduğu, İlk Derece Mahkemesince davacının yurt dışında yaşamasına karşın yapılan araştırmada 20.11.2012 tarihinden itibaren yurt dışından bir çok kez ülkeye giriş-çıkış yaptığı 25.06.2013 tarihinde Selçuklu Nüfus Müdürlüğüne adres beyanında bulunduğu, davacının karardan 01.12.2014 tarihinde haberdar olduğuna dair geçerli bir delil sunamadığı, davanın 3 aylık süre geçtikten sonra açıldığından bahisle reddedildiği, Bölge Adliye Mahkemesinin aynı gerekçe ile istinaf istemini esastan reddettiği anlaşılmıştır.
Somut olayda, İlk Derece Mahkemesince hak düşürücü süreden davanın reddine karar verilmiş ise de, davacının Nüfus Müdürlüğünde adres beyanında bulunması, hakkında verilen babalık hükmünden ve nüfus kaydına işlenen çocuktan haberdar olduğu anlamına gelmeyeceği gibi dosya kapsamına göre, davacının bildirdiği tarihten daha önce hükmü öğrendiğine ilişkin savunma ve ispat mevcut değildir. Buna göre, işin esasının incelenmesi gerekirken hak düşürücü süreden davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş; Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf isteminin esastan reddine dair kararı kaldırılarak, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nin 373/1 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının HMK’nin 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, karardan bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 16.11.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.