YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/2957
KARAR NO : 2020/7022
KARAR TARİHİ : 10.11.2020
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Muhdesatın Tespiti
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün bir kısım davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacılar vekili, Yeşilhisar Sulh Hukuk Mahkemesinin 2009/256 Esas sayılı dosyasında ortaklığın giderilmesi davasına konu olan 651 parsel sayılı taşınmazda bulunan elma bahçesinin vekil edeni tarafından meydana getirildiğini belirterek, dava konusu elma ağaçlarının vekil edenine ait olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Bir kısım davalılar/bir kısım davalılar vekilleri, davanın reddini savunmuşlardır.
Bir kısım davalılar, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne, kadastro bilirkişisi …’ün 27.10.2015 havale tarihli raporuna ekli krokide A harfi ile gösterilen 14.483 m2 ve B harfi ile gösterilen 15,477 m2lik kısımlarda yer alan elma ağaçlarının davacılara aidiyetinin tespitine karar verilmiş, hüküm …, … ve … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, muhdesatın tespiti isteğine ilişkindir.
Tüm dosya içeriği ve toplanan delillerden, dava konusu muhdesatların üzerinde yer aldığı 651 parsel sayılı taşınmazın davalılar/davalılar murisleri ve davacılar murisi adına paylı mülkiyet şeklinde tapuda kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır.
Taşınmaz üzerindeki muhdesatın tespiti davaları kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun sonucu olarak bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Muhdesat tespiti davalarında ortaklığın giderilmesi davasının yargılaması sırasında muhdesatın davacı tarafça meydana getirildiğini açıkça kabul edenler dışında kalan ve muhdesatın üzerinde bulunduğu taşınmazda paydaş olan diğer tüm tapu maliklerinin veya tapu kayıt malikinin mirasçılarının davada taraf olarak yer almaları zorunludur.
Somut olayda, Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş ise de, geri çevirme kararı ile dosya arasına alınan veraset ilamları incelendiğinde, muhdesatın üzerinde bulunduğu taşınmazda paydaş olan tüm kayıt maliklerinin mirasçılarının davada taraf olarak yer aldıklarını söyleyebilme olanağı bulunmamaktadır.
İlk olarak, Yeşilhisar Sulh Hukuk Mahkemesinin 21.04.2010 tarihli ve 2010/98 Esas, 2010/100 Karar sayılı veraset ilamının, … kızı …’e ait olduğu, ancak tapu kaydındaki malik hanesinde ise … kızı … adlı kişinin bulunduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece, … kızı …’in veraset ilamına göre, mirasçıları davaya katılmış ise de, tapu maliki … ile veraset ilamındaki …’in aynı kişi olduğu hususunda tereddüt oluşmuştur.
Yine, tapu maliklerinden …’ın mirasçılarından …’ın, tapu maliklerinden …’in mirasçılarından …’in, tapu maliklerinden …’ın mirasçısı …’ın ölü olup olmadıkları dosya arasındaki veraset ilamları ve nüfus kayıtlarına göre anlaşılamamış olup, dosya içeriğine göre, davaya katılmadıkları anlaşılmış, tapu maliklerinden … mirasçısı …’in yargılama sırasında ve karardan sonra beyanda bulunduğu anlaşılmış ise de, bu mirasçının da davada yer almadığı anlaşılmıştır.
O halde, Mahkemece yapılması gereken iş, öncelikle, dava konusu taşınmaza ilişkin ortaklığın giderilmesi dosyasının yargılamasının devam edip etmediğinin başka bir anlatımla eldeki davada güncel hukuki yararın devam edip etmediğinin denetlenmesi, hukuki yararın devam ettiğinin belirlenmesi halinde, … kızı … yönünden, davacı tarafa tapu kaydında düzeltim işlemlerinin yapılması için süre ve imkan tanınarak, düzeltilmesi halinde, taraf teşkilinin bu doğrultuda sağlanması, tapu kaydındaki … ile veraset ilamındaki …’nın aynı kişi olduğunun tespit edilmesi halinde, tapu maliki …’nin mirasçılarından olan …, … ve …’in dava tarihinden önce öldükleri göz önüne alınarak bir karar verilmesi olmalıdır. Yine, az yukarıda belirlenen mirasçıların (…, …, …, …) ve Mahkemece dosya arasına alınan/alınacak olan veraset ilamları ile tespit edilecek mirasçıların davaya katılmasının sağlanması, tüm bunlar yapılırken, dava konusu taşınmaz hakkında açılmış olan ortaklığın giderilmesi davasında, bahsi geçen davalıların muhdesatların davacı tarafça meydana getirildiğini açıkça kabul edip etmediklerinin birlikte değerlendirilerek, taraf teşkilinin eksiksiz olarak yerine getirilmesi olmalıdır. Mahkemece taraf teşkili sağlanmadan işin esası hakkında karar verilmesi doğru olmadığından, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Bir kısım davalılar vekilinin temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenle yerinde olduğundan kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 10.11.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.