YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/3208
KARAR NO : 2020/6011
KARAR TARİHİ : 12.10.2020
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali Ve Tescil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonucunda Mahkemece verilen davanın kabulüne dair kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 12.03.2020 tarihli ve 2017/16944 Esas, 2020/2483 Karar sayılı ilamı ile bozulmasına karar verilmişti. Davacı vekili tarafından süresinde kararın düzeltilmesi istenmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, müvekkilinin 30 yılı aşkın süredir nizasız ve fasılasız malik sıfatı ile eklemeli olarak zilyetliğinde bulunan taşınmazın, kadastro çalışmaları sırasında 502 ada 3 parsel sayılı taşınmaz olarak davalı adına tespit gördüğünü, dava konusu taşınmaz müvekkilin zilyetliğinde iken kadastro çalışmaları sırasında her nasılsa İsmail oğlu 1958 doğumlu … adına tespit gördüğünü, nüfus kayıtlarının incelenmesinden de anlaşılacağı gibi böyle birinin bulunmadığını, …’ın davalı olduğunu, ancak davalı …’ın İsmail oğlu 1939 doğumlu olduğunu, dava konusu taşınmazın müvekkilin zilyetliğinde özel mülkiyete konu yerlerden olup davalı veya üçüncü şahısların ilgisinin olmadığını, açıklanan nedenlerle 502 ada 3 parsel sayılı taşınmaz olarak davalı … adına tespit gören taşınmaza ilişkin kaydın iptali ile müvekkil adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Hazine, taşınmazın davalının zilyetliğinde bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, çekişmeli taşınmazın malikinin belirlenemediği, davacının 20 yıldan fazla süre dava konusu yeri zilyetlik sıfatı ile kullandığı gerekçesiyle davanın kabulüne dair verilen kararın davalı Hazine vekilince temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 2017/16944 Esas, 2020/2483 Karar sayılı ilamıyla, davanın; TMK’nin 713/2. fıkrasında düzenlenen “…Maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan…” hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkin olduğu, çekişme konusu, tarla nitelikli 502 ada 3 parsel sayılı taşınmazın İsmail oğlu … adına kayıtlı olduğu, kadastro tespitinin 05.11.2001 tarihinde zilyetliğe dayalı olarak adı geçen adına yapıldığı ve tespit tutanağında …’ın nüfus bilgilerine de yer verilmiş olduğunun anlaşıldığı, kayıt maliki olan İsmail oğlu …’ın kadastro tespit tutanağında nüfus bilgilerinin verilmiş olduğu, kayıt malikinin tanınmıyor olması onun bilinmeyen bir kişi olduğu anlamına gelmediği gibi tapu kaydına esas belge ve kayıtlarda malike ilişkin bilgilere yer verilmesi halinde kayıt malikinin bilinen bir kişi olduğunun kabulünün gerekeceği bu nedenle, kayıt malikinin bilinen bir kişi olduğu gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığına işaret edilerek bozma kararı verilmiş, davacı vekili tarafından süresi içinde kararın düzeltilmesi isteminde bulunulmuştur.
Davacı vekilinin dava dilekçesindeki anlatımına göre, dava, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesine göre açılan kadastro tespiti öncesi kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine ve tespit sonrası TMK’nin 713/2 maddesine göre bilinmeme nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Hemen belirtilmelidir ki; kural olarak tapu iptali ve tescil davalarında, dava kayıt malikine, kayıt maliki ölmüş ise, saptanacak mirasçılarına yöneltilerek açılır. TMK’nin 713/2. maddesi uyarınca açılan tapu iptali ve tescil davalarında, taraf teşkilinin yargılama sırasında yerine getirilmesi de mümkündür. Davada taraf teşkili sağlanmadan işin esası hakkında hüküm kurulamaz (HGK’nin 22.02.2012 tarihli ve 2011/8-763 E., 2012/85 K. sayılı kararı).
Ayrıca, kural olarak TMK’nin 713/2. maddesine dayalı olarak açılan davalarda kayyımın yeri bulunmamaktadır. Başka bir anlatımla, kayıt malikine kayyım tayin edilerek bu tür davaların yürütülmesi mümkün değildir. Kayıt malikinin mirasçılarının bilinmesi halinde davaya dahil edilerek mirasçılar aleyhine yargılamaya devam edilmesi, aksi halde gerek tapu sicilinin tutulmasından sorumlu olması ve gerekse TMK’nin 501. maddesi hükmü uyarınca son mirasçı sıfatıyla Hazine aleyhine yargılamaya devam edilerek hüküm kurulması gereklidir.
Dosya kapsamına göre, mahkemenin davanın kabulüne ilişkin kararı üzerine ,davacının TMK’nin 713/2 maddesindeki bilinmeme nedenine dayalı tapu iptali ve tescil talebi yönünden Dairemizin bozma kararı yerinde ise de, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil talebiyle ilgili mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir. Dosya içerisinde yer alan kadastro tespit tutanağına göre, 05.11.2001 tarihinde yapılan kadastro tespitinde davaya konu taşınmazın 041/01 cilt 123 sıra numarasında nüfusa kayıtlı 1958 Midyat doğumlu İsmail oğlu … adına tespitinin yapıldığı, davanın açıldığı tarihte kayıt maliki olan …’ın sağ olup olmadığının, kadastro tespit tutanağında yer alan nüfus bilgileri dikkate alınarak araştırılması, sağ olduğunun anlaşılması halinde …’a tebligat çıkarılmak suretiyle davaya katılımının sağlanması, ölü olduğunun anlaşılması halinde hasımlı veraset belgesinin (hasım Hazine olacak şekilde) alınması için davacı tarafa süre ve imkan tanınması, malikin veraset belgesi alındığında ve mirasçılarının da olduğu anlaşıldığı takdirde davanın mirasçılarına yöneltilmesi, bu şekilde taraf teşkilinin sağlanması, hiç mirasçı bırakmadan ölmüş ise bu durumda TMK’nin 501. maddesinin göz önünde tutulması gerekirken, tespit öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine yönelik taraf teşkili sağlanmadan yazılı şekilde hüküm verilmesi doğru görülmemiştir.
Mahkeme kararının, yukarıdaki gerekçeyle de bozulmasına karar verilmesi gerekirken, bu husus gözden kaçırılarak karar verilmesi doğru olmadığından davacı vekilinin karar düzeltme talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda yazılı nedenlerle davacı vekilinin karar düzeltme talebi yerinden görüldüğünden kabulüyle, Dairemizin 12.03.2020 tarihli ve 2017/16944 Esas, 2020/2483 Karar sayılı bozma ilamına kadastro tespiti öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemi yönünden taraf teşkili sağlandıktan sonra işin esasının incelenmesine yönelik bozmanın da eklenmesi suretiyle Yerel Mahkeme hükmünün yukarıda yazılı nedenlerle 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde karar düzeltme isteyene iadesine, 12.10.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.