YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/350
KARAR NO : 2020/5679
KARAR TARİHİ : 01.10.2020
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi, Yıkım, Tapu İptali Ve Tescil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, asıl davanın ve birleşen davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Mahkemece kesin karara ilişkin temyiz talebinin reddi yönünden ek karar verilmiştir. Bu ek kararın da davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı; asıl davada, 142 ada 2 parselin davalıya 142 ada 1 ve 3 parsellerin davacıya ait olduğunu davacının evine geçiş yolunun davalı arazisinden geçmek suretiyle sağlandığından bahisle bu geçiş yolunun davalı tarafından merdiven ve tuğla duvar örülerek engellendiğini, davalının müdahalesinin ortadan kaldırılarak (kal’ini) men’ini talep etmiştir. Davacı; birleşen davada ise babalarının sağlığında kendilerine verilen dava konusu bu taşınmazların tapuda belirtilen sınırlarının kadastrodan önce yapılan paylaşım anlaşmasına uymadığından bahisle krokide gösterildiği şekliyle tapusunun iptali ile evin önü bakımından yeniden tespit ve tescile karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; davalının başka yerden taşınmazına geçişinin mümkün olduğunu, kadastronun da son duruma uygun şekilde yapıldığını belirterek asıl ve birleşen davaların reddini savumuştur.
Mahkemece; ilk kararda kesin hüküm nedeniyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş olup davacının temyizi üzerine Dairemizin 25.09.2017 tarihli 2015/7381 Esas ve 2017/11470 karar sayılı ilamı ile yerel mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan inceleme sonucunda; dava konusu edilen merdiven ve duvarın davalının kendi taşınmazında kaldığı, davalının haksız müdahalesinin bulunmadığı gerekçesiyle asıl dava yönünden davanın reddine , kadastro tespitinin muris …’ın iradesine uygun şekilde yapıldığı gerekçesiyle birleşen dava yönünden de yine davanın reddine karar verilmiş olup ayrı ayrı dava değerleri itibariyle kararın kesin olduğu şeklinde hüküm kurulmuştur. Hüküm davacı asil tarafından süresi içerisinde temyiz edilmiştir. Bu defa Mahkemece 26.03.2019 tarihinde verilen ek karar ile asıl davadaki uyuşmazlık konusu edilen kısmın değeri 1059,76 TL olduğundan, birleşen davada uyuşmazlık konusu edilen kısmın değerinin ise 3522 TL olduğundan ayrı ayrı temyiz kesinlik sınırı içinde kaldığından temyiz talebinin kesin olarak verilmiş karara ilişkin olduğu gerekçesiyle temyiz talebinin reddine karar verilmiştir. Ek karar hükmü de davacı asil tarafından süresi içerisinde temyiz edilmiştir.
Asıl dava; elatmanın önlenmesi (Kal), birleşen dava ise tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir.
Bilindiği üzere; 6100 sayılı HMK geçici 3. madde 1. fıkrasında; “Bölge Adliye Mahkemelerinin, 26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2. maddesi uyarınca Resmî Gazete’de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanunun temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.” 2. fıkrasında; Bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26/09/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 454 üncü madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.” yine geçici 1. madde 2. fıkrasında da; “Bu Kanunun, senetle ispat, istinaf ve temyiz ile temyizde duruşma yapılmasına ilişkin parasal sınırlarla ilgili hükümleri Kanunun yürürlüğe girmesinden önceki tarihte açılmış olan dava ve işlerde uygulanmaz.” hükümlerine yer verilmiştir. Mahkemelerce verilen nihai kararlara karşı temyiz yoluna başvurulabileceği 1086 sayılı HUMK’un 427. maddesinde hüküm altına alınmıştır. Anılan madde hükmünde, miktar ve değeri yasada belirlenen taşınır mal ve alacak davaları yönünden temyiz sınırı belirlenmiş, taşınmazlara ilişkin kurulan hükümlere yönelik düzenleme yer almamıştır. Hal böyle olunca; gayrimenkulün aynına ilişkin davalar 427. maddede öngörülen kesinlik sınırı kapsamında değildir. Asıl dava, müdahalenin meni birleşen dava ise tapu iptal ve tescil istemine ilişkin olup, taşınmaz malın aynına yönelik bulunduğundan ve dava dosyasının geçirmiş olduğu safahat göz önüne alındığında Mahkemece ek karar ile yukarıda yazılı nedenle davacının temyiz isteminin reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Belirtilen nedenle Mahkemenin 26.03.2019 tarihli 2018/69 Esas, 2019/78 Karar sayılı ek kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
Asıl karar yönünden davacı asilin temyiz itirazları doğrultusunda yapılan inceleme sonucunda ise; dosya muhtevası, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve uyulan bozma ilamında açıklandığı üzere işlem yapılıp sonucu dairesinde hüküm tesis edildiğine göre yerinde olmayan davacı asilin temyiz itirazlarının reddi ile Usul, Kanun ve bozma gereklerine uygun bulunan yerel mahkeme hükmünün ONANMASINA; taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 54,40 TL onama harcının peşin harçtan mahsubu ile artan 34,40 TL’nin temyiz eden davacıya iadesine, 01.10.2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.