Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2020/3783 E. 2021/2970 K. 31.03.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/3783
KARAR NO : 2021/2970
KARAR TARİHİ : 31.03.2021

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi, Yıkım Ve Ecrimisil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonucunda Mahkemece verilen davanın reddine dair kararın davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 06.07.2020 tarihli ve 2018/4996 Esas, 2020/4465 Karar sayılı ilamı ile bozulmasına karar verilmişti. Davacı vekili tarafından süresinde kararın düzeltilmesi istenmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, taşkın inşaat nedeniyle davalının elatmasının önlenmesine, taşan kısmın kal’ine ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 3.000,00 TL ecrimisilin tahsiline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, 06.11.2012 tarihli ilk kararla davanın kısmen kabulüyle, 6712 ada 7 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişisinin 18.12.2011 tarihli krokili raporunda sarıya boyalı A=20,95 m2’lik kısma bina yapmak suretiyle vaki haksız müdahalesinin binanın kal-i suretiyle men-ine, muarazanın bu şekilde giderilmesine ve 2.016,08 TL ecrimisilin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, davalı tarafın temyizi üzerine, 1. Hukuk Dairesinin 30.10.2013 tarihli ilamıyla, ”Taşkınlığın imar öncesinde mi sonrasında mı oluştuğu hususunun duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi ve çekişme konusu 6712 ada 2 parsel sayılı taşınmazda davalı dışındaki diğer paydaşlara, geldi parselleri dikkate alınarak korunmaya değer bir haklarının olduğunun saptanması halinde husumet tevcih edilmesi, taraf teşkilinin sağlanması” gerekçesiyle bozulmuş, bozmaya uyularak yargılamaya devam edilmiştir. Mahkemece, 02.03.2016 tarihli kararla, ”Bozma öncesi keşif sonucu düzenlenen 18.12.2011 tarihli bilirkişi raporunda davalıya ait binanın yaşının 5 olarak hesaplandığı, sonuç kısmında davalının sözü edilen muhdesatı imar uygulaması öncesinde yaptığının belirtildiği, yapılan yapıya ilişkin inşaat ruhsatının bulunmadığı, tecavüzün imar uygulaması sonucunda oluştuğunun kabulü gerektiği, 3194 sayılı İmar Yasası’nın 18. maddesi uyarınca davalıya ait yapının bedelinin yapı sahibine ödenmediği veya aralarında bu yönde bir anlaşma yapılmadığı ya da ortaklığın giderilmesi davası açılmadığı sürece bu yapıların ömürlerini dolduruncaya kadar eski sahiplerine kullanma imkanı tanıdığı, davalının tecavüzünün kendi arzu ve iradesi dışında idari kararla oluşması sebebiyle müdahalede kusurlu sayılamayacağı, bir an için yapının 2006 tarihli uygulama imar planından sonra yapıldığı kabul edilse bile bu planın da mahkeme kararıyla iptal edildiği iptal kararı doğrultusunda dosyaya ibraz edilen Osmangazi Belediyesinin 07.07.2010 tarihli ve 456 karar nolu kararı ile iptal edilip plan değişikliği yapıldığı” gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş,hükmün, davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 06.07.2020 tarihli ve 2018/4996 Esas, 2020/4465 Karar sayılı ilamı ile davacının sair temyiz talepleri reddedilerek hüküm “….Dosya içeriği ve toplanan delillerden; hükme esas alınan bilirkişi raporundan da anlaşılacağı üzere, dava konusu 6712 ada 7 parsel üzerinde gerçekleşen 20,95 m2’lik taşkın durum imar uygulaması neticesinde meydana gelmiştir. Davalının imar öncesinde hukuken korunmaya değer hakları bulunmakta olup elatmanın önlenmesi ve kal’i istenen muhdesatların bedeli depo ettirilmek suretiyle bu istemler yönünden değerlendirme yapılmalıdır. Somut olaya gelince, Mahkemece davacı tarafa elatmanın önlenmesi ve kal’i istenen muhdesatların bedelini depo etmesi için süre verilmeden davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. O halde, Mahkemece mahallinde yeniden keşif yapılmak suretiyle dava konusu muhdesatların yeni güncel değerlerinin belirlenmesi, tespit edilecek yeni bedelin mahkeme veznesi depo ettirilmesi için davacı tarafa süre ve imkan tanınması, davacı tarafça muhdesat bedelinin depo edilmesi halinde; davacının davanın açıldığı tarih itibari ile kal talep etmesinde hukuki yararı bulunmakla birlikte, yargılama sonucunda 3194 sayılı Yasa’nın 18. maddesinde öngörülen yapının kaim bedelinin davacı tarafından Mahkeme veznesine depo ettirilmesi ile zeminin maliki olan davacı, üzerindeki muhdesatın da tasarruf hakkını elde etmiş olacağından, dolayısıyla hem arzın hem de üzerindeki yapının tasarruf hakkına sahip olan davacının söz konusu yapıyı yıkması için Mahkeme hükmüne gerek bulunmayacağından, başlangıçta var olan hukuki yararın devam ettiğini söyleyebilme imkanı bulunmayacağından, taşan kısmın yıkımı hakkında “karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi”ne ve elatmanın önlenmesi talebi yönünden kabulüne karar verilmesi, muhdesat bedellerinin yatırılmaması halinde yazılı şekilde reddine karar verilmesi gerekir.” denmekle bozulması üzerine, bu defa davacı vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; dava konusu 6712 ada 7 parselin, 6577 ada 52 parsel sayılı taşınmazın şuyulandırılması ile oluşarak 01.03.2007 tarihinde tapuya tescil edildiği, Belediye Encümeninin 08.06.2006 tarih ve 2022 sayılı kararıyla kabul edilen imar uygulamasının (parselasyonun) ve 1/1000 ölçekli Havaalanı Kuzey Yunuseli Yerleşimi 4. Bölge Revizyon Uygulama İmar Planının iptali istemiyle açılan davada Bursa 1. İdare Mahkemesinin 26.03.2020 tarih ve 2009/225 Esas, 2010/182 Karar sayılı ilamı ile “…. dava konusu imar planının, 5 metre ön bahçe mesafesi bırakılmasına yönelik kısmının, yapıların cephe hattında bir karmaşaya ve düzensiz bir gelişmeye yol açması ve eşitlik ilkesine aykırı olması nedeniyle şehircilik ve planlama ilkeleri ile kamu yararına uygun olmadığı, 3194 sayılı Kanunun 18. maddesi uyarınca yapılan imar uygulamasının da üst ölçekli planlara, imar mevzuatına, şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına uygun olduğu ve imar planındaki 5 m. ön bahçe mesafesi bırakılmasına yönelik kısmın iptalinin de parselasyonun iptalini gerektirmediği sonucuna varılmıştır.” denmekle dava konusu 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planının iptaline, davanın parselasyona yönelik kısmının ise reddine karar verildiği, 07.07.2010 tarihli Belediye Meclis kararı ile İdare Mahkemesince verilen karar dikkate alındığında parselasyon planının değiştirilmesinin gerekmediğinin belirtildiği, neticeten Büyükşehir Belediyesince 29.07.2010 tarih ve 700 sayılı kararı 16021071/203 sayılı ile onaylı 1/1000 ölçekli Havaalanı Kuzey Yunuseli Yerleşimi 4. Bölge Revizyon Uygulama İmar Planının Revizyon edildiği ve 6712 ada 7 parsel sayılı taşınmazın bitişik nizam 2 kat H:6.50 m2 konut alanında kaldığı anlaşılmıştır.
Dosya içerisinde yer alan ve Teknik Bilirkişi Özcan Özçelik tarafından hazırlanan 11.01.2016 tarihli ek raporda; 2006 tarihli imar planının iptalinin, imar uygulamasının (parselasyon) iptali anlamına gelmediğinin,tapuda tescilli imar uygulamasının geri dönüşüm yapılmak suretiyle tapu kaydı durumunun değiştirilmediği, bu nedenle davalının korunmaya değer hakkının 01.03.2007 tarihi itibariyle değerlendirildiği belirtilmiş, yine aynı bilirkişi tarafından hazırlanan 25.05.2015 tarihli raporda da 27 Haziran 2006 tarihli Bursa Haber Gazetesinde ve Yunuseli Mahalle Muhtarlığında ilan edilen imar uygulamasına ait ölçü krokisinde dava konusu edilen tecavüzlü yapının görünmediğinin, 16.05.2007 tarihli eski uydu görüntüsünde tecavüzlü yapı bulunmazken, 28.03.2010 tarihli eski uydu görüntüsünde yapının mevcut olduğunun, buna göre yapının 16.05.2007- 28.03.2010 tarihleri arasındaki zaman diliminde yapıldığının belirtildiği, 03.11.2011 tarihli celsede dinlenen davalı tanığı Şenol Aydın’ın “Davalı … benim bacanağım olur. Evi kendisi 2007 yılı mayıs ayından sonra yapmıştır.” şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür.
Hal böyle olunca; Belediye Encümeninin 08.06.2006 tarih ve 2022 sayılı kararıyla kabul edilen imar uygulamasının (parselasyonun ) İdare Mahkemesince iptaline karar verilmiş ise de parselasyon planının değiştirilmediği, bu durumda 6572 ada 7 parsel sayılı taşınmazın ilk oluşturulma tarihindeki durumu ile aynı kaldığının, gerek imar uygulamasına ait ölçü planı ,gerek 16.05.2007 tarihli uydu görüntüsü gerekse tanık beyanından dava konusu tecavüzlü yapının iptal edilen imar planından sonra yapıldığının anlaşılması karşısında 20,95 m2’lik taşkın yapının imar uygulaması neticesinde meydana geldiğinin kabulünün mümkün olmadığı, bu durumda davalının iyiniyetli sayılamayacağı gözetilerek davalının elatmasının önlenmesi ile yapının taşan 20,95 m2’lik kısmının kal’ine ve ecrimisile karar verilmesi gerektiği, Dairemizin 06.07.2020 tarihli ve 2018/4996 Esas, 2020/4465 Karar sayılı ilamında belirtilen sebeplerle kararın bozulmasının doğru olmadığı bu defaki incelemede anlaşılmakla karar düzeltme talebinin kabulüyle hükmün yukarıda açıklanan gerekçe ile bozulmasına, karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle davacı vekilinin karar düzeltme isteği yerinde görüldüğünden, Kabulüyle, Dairemizin 06.07.2020 tarihli ve 2018/4996 Esas, 2020/4465 Kararsayılı bozma kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca değiştirilen gerekçe ile BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde karar düzeltme isteyene iadesine, 31.03.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.