Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2020/529 E. 2020/2329 K. 10.03.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/529
KARAR NO : 2020/2329
KARAR TARİHİ : 10.03.2020

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

K A R A R

Davacı alacaklı vekili, 09.01.2014 tarihinde borçlunun Ziraat Bankasındaki hak ve alacaklarının haczi için davalı Bankaya haciz müzekkeresi gönderildiğini, davalı Bankanın borçlunun banka nezdinde hesabı bulunduğunu, ancak hesaptaki paranın rehin sözleşmesi gereğince kıdem tazminatı fon hesabında tutulduğunu, dosyaya ödeme yapılamayacağını bildirdiğini açıklayarak, davalı Bankanın istihkak iddiasının reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı üçüncü kişi Ziraat Bankası AŞ. vekili, müvekkili Banka ile borçlu şirket arasında güvenlik sözleşmesi imzalandığını, sözleşmede bankanın rehin hakkının açıkça yazıldığını ve imzalandığını, mevduat hesap sözleşmelerinin içeriğinin de rehin hakkını kapsadığını, bu hesabın güvenlik hizmeti veren işçilerin kıdem tazminatını korumaya yönelik olduğunu ve bu paranın Bankada saklanmak zorunda olduğunu belirterek, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan ilk yargılama sonucunda, davanın reddine ilişkin verilen karar, davacı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiş, Dairemizin 12.05.2016 tarihli ve 2014/18385 Esas, 2016/8767 Karar sayılı ilamı ile; Banka ile borçlu arasında haciz tarihinden önce yapılmış 16.02.2009 tarihli Hizmet Sözleşmesi bulunduğundan, bu sözleşme ve özellikle sözleşmenin 20.maddesi gözönünde tutularak sözleşmede belirtilen fon hesabının sözleşmeye uygun kullanılıp kullanılmadığı, cari başka bir işlem yapılıp yapılmadığı, ayrıca Bankanın yasal sorumluluk miktarı kadar riski bulunduğundan, davalı Bankanın toplam riskinin tam olarak belirlenebilmesi amacı ile bilirkişi raporu alınması ve dosyada bulunan diğer delillerle birlikte değerlendirilerek karar verlmesi gerektiğinden bahisle karar bozulmuş, alacaklı vekilinin karar düzeltme istemi de reddedilmiştir. Mahkemece, bozmaya uyularak, davalı borçlu şirketin davalı Banka nezdinde işçilerin kıdem tazminatı fonuna ilişkin ayrıca bir fon hesabının mevcut olduğu, fon hesabında bulunan paraların vadeli mevduatta değerlendirildiği ve buna ilişkin faiz ile vergi kesintisine ilişkin hareketler içerdiği, cari başka bir işlem yapılmadığı, davalı bankanın gerek haciz tarihleri ve gerekse dava tarihi itibari ile davalı borçlu şirkete ilişkin risklerini dava konusu fon hesabından tahsil etmediği, fon hesabının amacına uygun olarak kullanıldığı ve korunduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, karar davacı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, alacaklının İİK’nin 99. maddesine dayalı istihkak iddiasının reddi talebine ilişkindir.
Mahkemece, bozma ilamı doğrultusunda bilirkişi raporu alınmış olup bilirkişi raporuna göre, borçlu firmanın TC Ziraat Bankası Balgat Şubesinde bulunan 47036184- 5006 nolu hesapta 21.1.2014 tarihi itibari ile 1.706,60 TL para bulunduğu, anılan mevduat hesabında herhangi bir hareket ve işlem olmadığı; 47036184-5032 nolu hesapta ise 9.587.727,94 TL para bulunduğu, anılan mevduat hesabının işçilerin kıdem tazminatı fonuna ilişkin ayrı bir fon hesabı olduğu, paranın vadeli hesapta değerlendirildiği, buna ilişkin faiz ve vergi kesintisine ilişkin hareketler içerdiği, cari başka bir işlem yapılmadığı, borçlunun davalı Bankadan kullandığı kredilerine karşılık 3.982.261,42 TL risk olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla müzekkere tarihi itibariyle kredi sözleşmesinden doğan borcun tamamının ödenmemiş olduğu, toplamda 3.982.261,42 TL risk bulunduğu hükme esas alınan bilirkişi raporu ve dosya içerisinde bulunan diğer belgeler ile sabit olup, haczin, rehin hakkından sonra geçerli olduğunun kabulü gerekir. Buna göre; borçlunun hesabında bulunan paranın davalı üçüncü kişi Bankanın risklerini karşılayacak miktardan fazla olması sebebiyle, alacaklının talebi de gözetilerek, riski aşan tutar yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın tümden reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK’nin 366 ve HUMK’un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca İİK’nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 10.03.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.