Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2020/769 E. 2020/5140 K. 15.09.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/769
KARAR NO : 2020/5140
KARAR TARİHİ : 15.09.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Asıl Dava; Elatmanın Önlenmesi Ve Yıkım Bir. 2010/355 Esas Sayılı Dava;Ecrimisil, birleşen 2011/132 Esas sayılı dava Elatmanın Önlenmesi, Yıkım ve Ecrimisil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiş olup, hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtayca incelenmesi davalı vekilleri tarafından ayrı ayrı istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 15.09.2020 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden T.C. Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Yardımlaşma Derneği vekili Avukat … ve … vekili Avukat … ve karşı taraftan Atatürk Orman Çiftliği vekili Avukat … geldiler. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

KARAR

… tarafından, T.C Gazi Üniversitesi Rektörlüğüne karşı açılan asıl davada davacı vekili, mülkiyeti vekil edenine ait olan 2098 ada 46 parsel sayılı taşınmaza davalı tarafın, otopark ve kafeterya olarak kullanmak suretiyle müdahalede bulunduğunu açıklayarak, davalının müdahalesinin men’ine ve yapıların kal’ine karar verilmesini istemiş, ayrıca … tarafından, T.C …’ne karşı açılan birleşen 2010/355 Esas ve 2010/297 Karar sayılı davada davacı vekili, davalı kurumun haksız müdahalesinden dolayı dava tarihinden geriye doğru beş yıl için 2.015.416,00 TL ecrimisilin davalıdan alınmasına karar verilmesini istemiş, ayrıca … tarafından, T.C Gazi Üniversitesi Hastanesi Yardım ve Yardımlaşma Derneğine karşı açılan birleşen 2011/132 Esas ve 2011/79 Karar sayılı davada davacı vekili, davalı derneğin, mülkiyeti vekil edenine ait olan 2098 ada 46 parsel sayılı taşınmaza haksız müdahalede bulunduğunu, bu gayrimenkulü otopark olarak kullandığını, kiraya verdiği kafeteryanın bir kısmı ile fakülte binasının bir kısmının da bu taşınmaza tecavüzlü bulunduğunu açıklayarak, davalının müdahalesinin men’i ile yapıların kal’ine, dava tarihinden geriye doğru beş yıl için 5.000,00 TL ecrimisilin davalıdan alınmasına karar verilmesini istemiş, davalılar vekilleri ayrı ayrı davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne ve kısmen reddine ilişkin olarak verilen 21.5.2015 tarih ve 2009/429 Esas, 2015/238 Karar sayılı kararın, Yargıtay 1.Hukuk Dairesi’nin 22.12.2015 tarih ve 2015/12833 Esas, 2015/14919 Karar sayılı ilamı ile bozulması üzerine, bozmaya uyulmak suretiyle yapılan yeniden yargılama sonucunda, Mahkemece;
“A – ASIL DAVADA:
1.Davacının kafeteryalara ilişkin talebinin KABULÜ ile; davalı Üniversitenin bilirkişi Nusret Kaya tarafından düzenlenen 16.10.2014 tarihli krokide A harfi ile gösterilen kafeterya, B harfi ile gösterilen kafeterya bölümüne MÜDAHALESİNİN MEN’İNE, krokide gösterilen bu bölümlerdeki yapıların KAL’İNE,
2.Davalı Üniversitenin bilirkişi Nusret Kaya tarafından düzenlenen 16.10.2014 tarihli krokide su deposu olarak gösterilen bölüme, prefabrik derslik olarak gösterilen bölüme ve havalandırma santrali olarak gösterilen bölüme MÜDAHALESİNİN MEN’İNE ve bu bölümlerdeki yapıların KAL’İNE dair hükmün kesinleşmiş olması sebebiyle bu hususta YENİDEN HÜKÜM TESİSİNE YER OLMADIĞINA,
3.Davacının, davalı üniversite yönünden taşınmazın diğer bölümlerine yönelik talebinin husumetten reddine dair hükmün kesinleşmiş olması sebebiyle bu hususta YENİDEN HÜKÜM TESİSİNE YER OLMADIĞINA,
B-BİRLEŞEN MAHKEMEMİZİN 2010/355 E. 2010/297 K. SAYILI DOSYASINDA:
Davanın FERAGAT NEDENİYLE REDDİNE,
C-BİRLEŞEN 21. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNİN 2011/132 E. 2011/79 K. SAYILI DOSYASINDA,
1.Davanın ecri misil talebine yönelik kısmın FERAGAT NEDENİYLE REDDİNE,
2.Davalı Derneğin bilirkişi Nusret Kaya tarafından düzenlenen 16/10/2014 tarihli krokide kulübe olarak gösterilen bölüme ve asıl davada belirtilen yerler dışındaki yerlere MÜDAHALESİNİN MEN’İNE, kulübe olarak gösterilen yapının KAL’İNE, dair hükmün kesinleşmiş olması sebebiyle bu hususta YENİDEN HÜKÜM TESİSİNE YER OLMADIĞINA karar verilmesi üzerine; hüküm, davalılar vekillerince ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
Asıl ve birleşen davalar, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi, ecrimisil ve yıkım isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, bozma ilamına uyulmuş ise de, bozma içeriğine uygun hüküm tesis edilmemiştir.
Şöyle ki;
A-Asıl davada davalı T.C … vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
1.Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve uyulan bozma ilâmında açıklandığı üzere işlem yapılıp sonucu dairesinde hüküm tesis edildiğine göre, davalı T.C … vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-a)Yargıtay 1.Hukuk Dairesi’nin 22.12.2015 tarihli ve 2015/12833 Esas, 2015/14919 karar sayılı ilamında; “Hâl böyle olunca, taşınmazın son imar durumunun araştırılması, dava konusu 2098 ada 46 sayılı taşınmazın tüm gitti kayıtlarının getirtilmesi, yukarıda belirtilen ilkeler doğrultusunda ecrimisilin başlangıç tarihinin dikkate alınarak hesaplama yapılması, tapu kaydının beyanlar hanesindeki ‘amme hizmetine tahsislidir’ şerhinin değerlendirilmesi, komşu parsellerde yer alan ve yıkımına karar verilen kısım dışında kalan yapılarla ilgili olarak yukarıda değinilen araştırmanın yapılması, elatmanın önlenmesi bakımından davacı taraf yararına harcı tamamlanan değer üzerinden vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetli değildir” açıklamalarına yer verilmiştir.
Her ne kadar davada, elatmanın önlenmesi ve kal istekleri yönünden kararın kesinleşmiş olması nedeniyle yeniden hüküm tesisine yer olmadığına karar verilmiş ve bozma öncesi dosyaya ibraz edilen 16.10.2014 tarihli teknik bilirkişi raporuna atıfta bulunulmuş ise de, az yukarıda açıklaması yapılan bozma ilamında, dava konusu alanda yapılan imar uygulaması neticesinde yeni parsellerin oluştuğu belirtilmek suretiyle taşınmazın son imar durumunun araştırılması, dava konusu 2098 ada 46 parsel sayılı taşınmazın tüm gitti kayıtlarının getirtilmesi ondan sonra elatmanın önlenmesi ve kal istekleri yönünden bir karar verilmesi gereğine değinilmiş olup, bu durumda, elatmanın önlenmesi ve kal isteklerinin bozma kapsamı dışında kalarak kesinleştiğini söyleme imkanı yoktur. Nitekim, bozma sonrası yapılan yargılama sırasında dosyaya ibraz edilen 26.9.2017 tarihli bilirkişi raporu ve eki krokiye göre, dava konusu alanda yapılan imar uygulaması nedeniyle yeni parsellerin oluştuğu, ayrıca bozma öncesi müdahaleli alanlar ile bozma sonrası müdahaleli alanların m2’sinde de değişiklik olduğu anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca, bozma sonrası yapılan yargılama sırasında dosyaya ibraz edilen 26.9.2017 tarihli bilirkişi raporu ve eki krokiye göre, dava konusu alanda yapılan imar uygulaması nedeniyle oluşan yeni parseller ve mevcut müdahaleli durum dikkate alınmak suretiyle bir karar verilmesi gerekirken, elatmanın önlenmesi ve kal istekleri yönünden kararın kesinleşmiş olması nedeniyle yeniden hüküm tesisine yer olmadığına karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
b)Her ne kadar, bozma öncesi yapılan yargılamada bilirkişiler tarafından dosyaya ibraz edilen raporlarda, elatılan taşınmazın değeri tespit edilmiş ve davacı tarafından bu bu değer üzerinden harç tamamlanmış ise de, bozma sonrası yapılan yargılama sırasında bilirkişiler tarafından elatılan taşınmaz değerleri yeniden tespit edilmiştir. Bozma öncesi yapılan değer tespitlerinde keşif tarihinin esas alınması, bozma sonrasında yapılan tespitlerde ise dava tarihinin esas alınması ve değer tespiti konusunda denetime elverişli rapor sunulmuş olması nedeniyle yargılama giderleri ve yargılama giderlerinden olan vekalet ücretinin hesabında bu rakamların esas alınması gerekirken, bozma öncesi değer tespitlerine itibar edilmek suretiyle yargılama giderlerine hükmedilmesi doğru olmamıştır.
B-Birleşen 2010/355 Esas ve 2010/297 Karar sayılı davada davalı T.C … vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve uyulan bozma ilâmında açıklandığı üzere işlem yapılıp sonucu dairesinde hüküm tesis edildiğine göre, davalı T.C … vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
C-Birleşen 2011/132 Esas ve 2011/179 Karar sayılı davada davalı T.C Gazi Üniversitesi Hastanesi Yardım ve Yardımlaşma Derneği vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
1.Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve uyulan bozma ilâmında açıklandığı üzere işlem yapılıp sonucu dairesinde hüküm tesis edildiğine göre, davalı T.C Gazi Üniversitesi Hastanesi Yardım ve Yardımlaşma Derneği vekilinin vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.a)Az yukarıda yapılan açıklamalar ışığında, elatmanın önlenmesi ve kal isteklerinin bozma kapsamı dışında kalarak kesinleştiğini söyleme imkanı bulunmadığına ve davacı vekili 14.5.2019 tarihli duruşmada; davalı derneğin, taşınmazda gerçekleştirdiği müdahalesine son vererek taşınmazı terk ettiğini, davanın diğer davalı T.C Gazi Üniversitesi Rektörlüğüne karşı devam ettiğini beyan ettiğine göre, elatmanın önlenmesi ve kal talepleri yönünden davanın konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken, elatmanın önlenmesi ve kal istekleri yönünden kararın kesinleşmiş olması nedeniyle yeniden hüküm tesisine yer olmadığına karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
b)Her ne kadar, bozma öncesi yapılan yargılamada bilirkişiler tarafından dosyaya ibraz edilen raporlarda, el atılan taşınmazın değeri tespit edilmiş ve davacı tarafından da bu bu değer üzerinden harç tamamlanmış ise de, bozma sonrası yapılan yargılama sırasında bilirkişiler tarafından elatılan taşınmaz değerleri yeniden tespit edilmiştir. Bozma öncesi yapılan değer tespitlerinde keşif tarihinin esas alınması, bozma sonrasında yapılan tespitlerde ise dava tarihinin esas alınması ve değer tespiti konusunda denetime elverişli rapor sunulmuş olması nedeniyle yargılama giderleri ve yargılama giderlerinden olan vekalet ücretinin hesabında bu rakamların esas alınması (el atmanın önlenmesi ve kal isteği yönünden konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği hususun da gözönünde bulundurulması) gerekirken, bozma öncesi değer tespitlerine itibar edilerek yargılama giderlerine hükmedilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Davalılardan T.C … vekilinin temyiz itirazları yukarıda A-2-a ve b, bentlerinde açıklanan nedenlerle, davalılardan T.C Gazi Üniversitesi Hastanesi Yardım ve Yardımlaşma Derneği vekilinin temyiz itirazları ise C-2-a ve b bentlerinde açıklanan nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davalılardan T.C … vekilinin sair temyiz itirazlarının A-1 ve B bentlerinde açıklanan nedenlerle reddine, davalılardan T.C Gazi Üniversitesi Hastanesi Yardım ve Yardımlaşma Derneği vekilinin sair temyiz itirazlarının C-1 bendinde açıklanan nedenlerle reddine, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 2.540,00 TL avukatlık ücretinin asıl davada davacıdan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan T.C. Gazi Üniversitesi Rektörlüğüne verilmesine, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 2.540,00 TL avukatlık ücretinin birleşen 355 Esas sayılı davada T.C. …’nden alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davacıya verilmesine, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 2.540,00 TL avukatlık ücretinin birleşen 132 sayılı dosyada davacıdan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan T.C. Gazi Üniversitesi Hastanesi Yardım ve Yar. Derneği’ne verilmesine, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 15.9.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.