Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2020/791 E. 2020/2490 K. 12.03.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/791
KARAR NO : 2020/2490
KARAR TARİHİ : 12.03.2020

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davalı üçüncü kişi tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı alacaklı vekili, borçlu aleyhine yapılan takip nedeniyle borçlu adresinde haciz yapıldığını, bu nedenle mahcuzların üçüncü kişiye ait olmayıp, borçluya ait olduğunu her ne kadar üçüncü kişi devraldığını iddia etse de, üçüncü kişi ve borçlunun müvekkilinden mal kaçırmak amacıyla muvazaalı devir işlemini gerçekleştirdiklerini, bu nedenle istihkak iddiasının reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı üçüncü kişi vekili, müvekkiline ait işyerinde haciz yapıldığını, menkullerin borçluya ait olmadığını, işyerinin 4-5 ay önce borçludan devralındığını borçluyla başka bağının bulunmadığını beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan ilk yargılamada davanın reddine karar verilmiş, alacaklının temyizi üzerine Dairemizin 03.03.2016 tarih 2014/8716 E. 2016/3853 K. Sayılı ilamı ile karar bozulmuştur. Mahkemece bozma ilamına uyularak araştırma yapılmış ve davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, alacaklının İİK 99. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasının reddi talebine ilişkindir.
İcra ve İflas Kanunu’nun 71. maddesinin ikinci fıkrasında; “Borçlu, takibin kesinleşmesinden sonraki devrede borcun zamanaşımına uğradığını ileri sürecek olursa, 33/a maddesi hükmü kıyasen uygulanır” hükmü yeralmaktadır. 33/a maddesinin birinci fıkrasında ise “İlamın zamanaşımına uğradığı veya zamanaşımının kesildiği veya tatile uğradığı iddiaları icra mahkemesi tarafından resmi vesikalara müsteniden incelenerek icranın geri bırakılmasına veya devamına karar verilir” denilmektedir. Aynı maddenin ikinci fıkrasında da; “Alacaklı, icranın geri bırakılması kararının kesinleştiğinin kendisine tebliğinden sonra, zamanaşımının vaki olmadığını ispat sadedinde ve 7 gün içinde umumi mahkemelerde dava açabilir. Aksi takdirde icrası istenen ilamın zamanaşımına uğradığı hususu kesin hüküm teşkil eder” hükmüne yer verilmiştir.
Somut olayda; borçlu … tarafından Konya 5. İcra Müdürlüğünün 2015/6601 Esas sayılı dosyasında aleyhlerine yürütülen kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takibe karşı, takip dayanağı çekin zamanaşımına uğradığı itirazı üzerine, Konya 3. İcra Hukuk Mahkemesinin 11.10.2019 tarihli ve 2019-331/710 sayılı ilamı ile “Konya 5. İcra Müdürlüğünün 2015/6601 Esas sayılı dosyasında icranın geri bırakılmasına” karar verildiği, Konya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin 25.12.2019 tarihli ve 2019/1808-1815 sayılı ilamı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, temyiz yoluna başvurulmayarak 21.01.2020 tarihinde kesinleştiği, iş bu karara karşı İİK’nin 33/a-2 maddesi kapsamında dava açılmadığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
O halde; Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgulara göre, yukarıda sözü edilen 2019-331/710 sayılı icranın geri bırakılması kararının kesinleşme tarihinden önce 11.10.2010 tarihinde eldeki davanın açıldığı nazara alınarak konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi, yargılama gideri ve vekalet ücretinin ise tarafların haklılık durumu değerlendirilerek takdiri gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı üçüncü kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK’nin 366 ve HUMK’un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca İİK’nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 12.03.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.