Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2020/810 E. 2020/2938 K. 03.06.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/810
KARAR NO : 2020/2938
KARAR TARİHİ : 03.06.2020

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
İLK DERECE
MAHKEMESİ : İstanbul 21. İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda İstanbul 21.İcra Hukuk Mahkemesinin 02.07.2018 tarihli ve 2016/599 Esas, 2018/707 Karar sayılı kararıyla kabulüne karar verilmiş, Mahkeme hükmüne karşı davacı üçüncü kişi vekili ve davalı alacaklı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine şeklinde hüküm kurulmuş olup, bu kez davalı alacaklı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

26.09.2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanuna paralel olarak, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun temyiz ve karar düzeltmeye ilişkin hükümlerinde değişiklik yaparak istinaf ve temyiz ile ilgili hükümleri yeniden düzenleyen 18.03.2005 tarihli ve 5311 sayılı Kanun ile İcra İflas Kanunu’na eklenen geçici 7.maddeye göre, 5311 sayılı Kanun hükümleri Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başladığı 20.07.2016 tarihinden sonra verilen kararlar hakkında uygulanır.
Somut olayda, İstanbul 21. İcra Hukuk Mahkemesinin 02/07/2018 tarihli ve 2016/599 E. – 2018/707 K. sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verildiği, hüküme karşılık, davacı üçüncü kişi vekili tarafından tazminat yönünden; davalı alacaklı vekili tarafından ise esas yönünden istinaf yoluna başvurulduğu, Bölge Adliye Mahkemesince taraf vekillerinin İlk Derece Mahkemesinin kararına ilişkin istinaf taleplerinin ayrı ayrı esastan reddine karar verildiği, bu kararın davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince temyiz talebinin süreden reddine karar verildiği, bu kez son kararın temyiz konusu yapıldığı anlaşılmaktadır.
02.03.2005 tarihli ve 5311 sayılı Kanunun 25.maddesi ile değişik 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 364/2.maddesine göre, temyiz yoluna başvurma ve incelemesi, Hukuk Muhakemeleri Kanununa göre yapılır. 6100 Sayılı HMK’nin 361/1. maddesi uyarınca ise, Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabilir.
Somut olayda, Bölge Adliye Mahkemesi kararının temyiz eden davalı alacaklı vekiline gerekçeli kararın 25/06/2019 tarihinde tebliğ edildiği, temyiz dilekçesinin iki haftalık yasal süre geçtikten sonra 04/11/2019 tarihinde dosyaya ibraz edildiği görülmektedir.
Bu durumda, davalı alacaklı vekilinin temyiz yoluna başvuru dilekçesini süresinde sunmadığı anlaşıldığından 5311 sayılı Kanunla değişik İİK’nin 364/2. maddesi ve 6100 Sayılı HMK’nin 366.maddesinin göndermesi ile uygulanması gereken aynı Kanunun 346/1. maddeleri uyarınca Bölge Adliye Mahkemesinin temyiz başvurusunun süreden reddine ilişkin ek kararı doğru olup, anılan kararın onanması gerekmiştir.
SONUÇ : Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesinin temyiz talebinin reddine dair son kararının 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK’nun 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK’nin 370. maddeleri uyarınca ONANMASINA, 44,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 10,00 TL’nin temyiz eden davalı alacaklıdan alınmasına, 03.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.