Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2020/966 E. 2020/3292 K. 10.06.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/966
KARAR NO : 2020/3292
KARAR TARİHİ : 10.06.2020

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davalı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

K A R A R

Davacı alacaklı vekili, davalı şirket ile borçlu şirketin yetkililerinin aynı kişiler olduğunu, aralarında organik bağ bulunduğunu, mahcuz malların faturasının haciz sırasında ibraz edilmediğini, icra dosyasına sunulan faturaların yeni tarihli olup her zaman düzenlettirilebilecek nitelikte olduğunu, tarafların muvazaalı olarak müvekkilinden mal kaçırma amacıyla hareket ettiklerini belirterek, davanın kabulünü talep etmiştir.
Davalı üçüncü kişi vekili, haczedilen malların müvekkili şirkete ait olduğunu ve faturalarının sunulduğunu, haciz yapılan adresin borçlu şirketin eski adresi olduğunu, icra takibinde tebligatın yeni adrese tebliğ edildiğini, yani haciz yapılan adresin borçlu şirkete ait olmadığını belirterek, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, dava konusu haczin, borçlu şirketin ödeme emri tebliğ edilen ve daha önce ticaret sicilinde kayıtlı olan adresinde yapıldığı, ayrıca borçlu şirketin daha önce yetkilisi olup borçlu şirket adına borca itiraz ederek takibi durduran İbrahim Özkağnıcı’nın huzurunda tatbik edildiği, bu durumda İİK’nin 97. maddesindeki mülkiyet karinesinin borçlu, dolayısı ile alacaklı yararına olduğu, borcun doğum tarihinden sonraya ait fatura ve belgelerin karinenin aksini ispat için yeterli olmayacağı gerekçeleri ile davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı üçüncü kişi vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, alacaklının İİK’nin 99. maddesine dayalı üçüncü kişinin istihkak iddiasının reddi talebine ilişkindir.
Somut olayda, borçlu şirketin 22.05.2015 tarihinde ticaret sicil kaydının silindiği, dava konusu haczin ise 25.11.2015 tarihinde yapıldığı anlaşılmıştır. Ticaret sicilinden terkin edilen borçlu şirket hakkında takip işlemlerine devam edilebilmesi, tasfiye memuru ile ticaret sicile yöneltilecek dava sonucunda tüzel kişiliğin yeniden ihyası ile mümkündür. Bu kapsamda borçlu şirket ihya edilmeden yapılan takip işlemleri hukuken geçersiz ve yok hükmünde olup, Mahkemece dava tarihinde geçerli bir haciz bulunmadığı gerekçesi ile davanın ön koşul yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde esastan kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı üçüncü kişi şirket yetkilisinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK’nin 366 ve 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK’nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 10.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.