Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/10005 E. 2021/12552 K. 16.12.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/10005
KARAR NO : 2021/12552
KARAR TARİHİ : 16.12.2021

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davacılar ile bir kısım müdahil davacıların davasının kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davacı … mirasçıları … ve müşterekleri vekili ile … ve müşterekleri vekilince temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Karaman İlinde 2613 sayılı Yasa uyarınca yapılan kadastro sırasında, … Mahallesi çalışma alanında bulunan 158 ada 1 parsel sayılı 370.534 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, tapu kaydı, vergi kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle hisseleri oranında (… evlatları) … , … ve … ile … ve diğerleri adına tespit edilmiştir.
Tespit maliklerinden … mirasçıları ve … mirasçıları ile … , tespite esas tapu kayıtları ile birlikte dava konusu taşınmaza ait olduğunu iddia ettikleri bir kısım tapu kayıtlarının kadastro tespitinde yanlış parsellere uygulandığı, bir kısım tapu kayıtlarının ise hiç uygulanmadığı iddiasına dayanarak, söz konusu tapu kayıtlarının ihtiva ettikleri sahanın tespiti ile tapu kayıtlarındaki hisseleri oranında malikleri adına tescili istemiyle dava açmışlardır. Yargılama sırasında müdahil …, … ve müşterekleri ile … , miras yoluyla gelen hakka dayanarak davaya katılmışlardır.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, davacıların ve müdahil … dışındaki müdahil davacıların davasının kabulüne, dava konusu … ili … Mahallesinde bulunan 158 ada 1 nolu parselin tespit gibi tesciline, ancak kayıt maliklerinden bir kısmı ölü olduğundan taşınmazın tamamı 13.824 hisse kabul edilerek hükümde gösterilen paylarla tespit malikleri olan davalılar/ölen davalıların mirasçıları ve tespit maliki davacılar ile ölen davacıların mirasçıları adlarına tesciline karar verilmiş; hüküm, müdahiller ile davacı … mirasçıları … ve müşterekleri vekili ile … ve müşterekleri vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davacıların dayandıkları tapu kayıtlarının hudutları itibariyle çekişmeli 158 ada 1 parsele uymadığı, tespit tutanağında ismi geçen maliklerden … , … ve … dışındaki “…” soy isimli davacı kişilerin iddia ettikleri gibi, taşınmazda kök muris … ’ dan gelen haklarının olmadığı, ancak tespit maliklerinden (ve davacılardan) … ’nın çocuksuz olarak ölmesi nedeniyle … ’dan dolayı dava konusu taşınmazlarda hak sahibi oldukları, diğer davacılar … ve … mirasçılarının ise hem davacılar … ve … ’dan, hemde davacı murisleri … ’dan hisse alacak şekilde dava konusu taşınmazda hak sahibi oldukları, aksi ispatlanmayan tutanaktaki gibi taşınmazın tespit gibi tesciline karar vermek gerektiği, ancak tespit maliklerinin bir kısmının ölmüş olması nedeni ile tespit tutanağında olduğu gibi toplamda tespit maliklerinin hisselerini teyit edecek şekilde mirasçılar arasında pay dağılımı yapılarak hüküm kurulması gerektiği gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiştir.
Çekişmeli taşınmaz, T.sani 1928 tarih ve 6 sıra numaralı tapu kaydı ve bu tapu kaydının tedavülleri nedeniyle (… evlatları) … , … ve … ile … ve diğerleri adına tespit edilmiş olup eldeki dava, tespite esas tapu kayıt maliklerinden … ve … ile … tarafından, çekişmeli taşınmazın tespitinde sadece T.sani 1928 tarih ve 6 sıra numaralı tapu kaydının uygulanmasının yanlış olduğu, zira bu parselin aynı zamanda T.sani 1928 tarih ve 4 ve 5 nolu tapularında kapsamında kaldığı, bu tapulardan T.sani 5 numaralı kaydın kadastro çalışmaları sırasında hiç uygulanmadığı, T.sani 1928 tarih ve 4 nolu tapu kaydının ise hatalı olarak komşu 876 ada 3 parsele uygulandığı, oysaki her üç tapu kaydının da çekişmeli 158 ada 1 parsele ait olduğu ileri sürülerek, bu 3 tapu kaydının bir bütün olarak 158 ada 1 parsele uygulanıp kapsamının tayin edilmesi istemiyle açılmıştır. Dolayısıyla Mahkemece yapılması gereken iş; dayanak her üç tapu kaydının yöntemince uygulanması suretiyle tapu kayıtlarının kapsamını tayin etmek ve çekişmeli 158 ada 1 parsele ait olup olmadığını belirleyip, ait iseler bu tapu kayıtlarının intikalleri olan tapu kayıtları incelenerek adı geçenlerin paylarında iddia ettikleri gibi tespitteki paylarına nazaran daha fazla pay elde edip edemeyeceklerini belirlemek; müdahil davacılar açısından ise (çekişmeli taşınmazın tespite esas tapu kayıtlarının malikleri -… mirasçılarından- yalnızca … , … ve … olduğuna göre) … ’nın tespit maliki olmayan diğer mirasçılarının, kök muris … ’ dan gelen ve çekişmeli taşınmazda tapu kaydına dayalı bir haklarının bulunup bulunmadığını tespit etmekten ibarettir.
Mahkemece taşınmaz başında iki kez keşif yapılmış olup, ne var ki; 17.10.2003 tarihli keşifte, davacılar tarafından niza konusu edilmeyen ve davaya konu taşınmaza aidiyeti konusunda aksi iddia olunmayan T.sani 1928 tarih ve 6 sıra numaralı tapu kaydı okunup sorulmakla yetinilmiş, T.sani 1928 tarihli 4 ve 5 nolu tapu kayıtları sorulup kapsamları belirlenmemiş; yine 25.10.2013 tarihinde yapılan keşifte ise, yine tespite esas 6 sıra nolu tapu kaydı ile bu kaydın tedavül gördüğü hisse tapuları okunup sorulmakla yetinilmiş ve yine uyuşmazlığın temelini oluşturan T.sani 1928 tarihli 4 ve 5 nolu tapu kayıtları okunup sorulmamıştır. Bilahare, bu tapu kayıtlarının kapsamı dosya üzerinden alınan ek raporlarla belirlenmeye çalışılmış ise de, tapu kayıtlarıyla ilgili beyan alınıp hudutları ayrı ayrı gösterilip saptanmadığından, ek raporların salt bilirkişi görüşüne dayalı soyut nitelikli olduğu ve denetlenmesine imkan bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu şekilde yetersiz araştırma ve inceleme yapılarak hüküm kurulması usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için Mahkemece, öncelikle davacı yanın dayandığı T.sani 1928 tarihli 4 ve 5 sıra nolu tapu kayıtları ile tespite esas T.sani 1928 tarih ve 6 sıra nolu tapu kaydı tesislerinden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte (müfrez tapu olmaları durumunda varsa ifraz haritaları da) getirtilmeli, bundan sonra çekişmeli taşınmaz başında, mahalli bilirkişiler ve taraf tanıkları ile fen bilirkişi eşliğinde yeniden keşif yapılarak, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 20. maddesi uyarınca dayanak tapu kayıtları uygulanıp kapsamları tayin edilmeli, bu uygulama yapılıken çekişmeli taşınmaza aidiyeti iddia edilip komşu 876 ada 3 parsel sayılı taşınmazın tespitinde uygulanan 4 nolu tapu kaydının aynı mahkemenin 2009/6 Esas sayılı dava dosyasında uygulamasının yapıldığı dikkate alınarak, bu dosyadaki keşif zabıtları ile bu zabıtlardaki beyanlardan ve tapu kaydının uygulamasına ilişkin bilirkişi rapor ve eki haritalardan da yararlanılmalı, beyanlar arasında çelişki oluştuğu takdirde bu çelişkinin de yöntemince giderilmesine çalışılmalı, taşınmazın tespite esas tapu kaydı ile birlikte aynı zamanda 4 ve 5 nolu tapu kayıtlarının da kapsamında kalması halinde, bu tapu kayıtlarındaki pay oranları ve intikalleri gözetilerek sonucuna göre karar verilmelidir.
Mahkemece bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi, kabule göre de; Mahkemece, eldeki davanın esasını oluşturan tapu kayıtlarının dava konusu taşınmaza ait olmadığı, bir başka ifade ile, davanın ispatlanamadığı kabul edildiği halde, “davacıların (davacılar … mirasçıları ile … mirasçıları ve … ’ın ‘ davasının kabulüne “; yine müdahil davacılar olan ve taşınmazın muris … ’dan geldiği iddiasıyla davaya katılanlar yönünden ise, “müdahillerin taşınmazda kök muris … ’dan gelen haklarının olmadığı, ancak tespit maliklerinden ve davacılardan … ’nın çocuksuz olarak ölmesi nedeni ile … ’dan dolayı dava konusu taşınmazlarda hak sahibi oldukları”, yani iddianın ileri sürülüş biçimine göre, davanın ispat edilemediği açıklandığı halde onlar yönünden de ‘davalarının kabulüne’ şeklinde karar verilmesi suretiyle hüküm fıkrası ile gerekçe arasında çelişki oluşturulmuş olması da usul ve yasaya uygun bulunmadığından hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, müdahiller ile davacı … mirasçıları … ve müşterekleri vekili ve … ve müşterekleri vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edenlere iadesine, 16.12.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.