Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/10029 E. 2021/11457 K. 18.11.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/10029
KARAR NO : 2021/11457
KARAR TARİHİ : 18.11.2021

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonucunda Mahkemece verilen davanın kısmen kabulüne kısmen reddine ilişkin hükmün, davacı mirasçısı … tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesi’nin 22.4.2019 tarih ve 2016/7265 Esas, 2019/2981 Karar sayılı ilamı ile onanmasına karar verilmiş olup, davacı mirasçısı … tarafından süresinde kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla; dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, … İlçesi … Köyü çalışma alanında bulunan 145 ada 17 parsel sayılı 6.228,27 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, tarla vasfıyla … adına; 145 ada 19 parsel sayılı 4.421,39 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, tarla vasfıyla … adına; 145 ada 20 parsel sayılı 3.009,77 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, tarla vasfıyla … adına; 145 ada 27 parsel sayılı 3.785,94 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, tarla vasfıyla eşit payla …, … ve … adına; 145 ada 28 parsel sayılı 4.106,53 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, tarla vasfıyla … adına; 183 ada 7 parsel sayılı 8.420,41 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, tarla vasfıyla eşit payla …, …, …, …, … adına tespit edilmiştir.
Davacı … miras yoluyla gelen hakka dayanarak, kardeşlerinin paylarını kendisine devretmesinden dolayı çekişmeli taşınmazlarda 1/2 payının olduğu iddiası ile dava açmıştır. Davacı … ve arkadaşları tarafından, 145 ada 28 parsel sayılı ve 4.106,53 metrekare yüzölçümündeki taşınmazın bir kısmının … ’dan bir kısmının ise …’dan satın alındığı iddiası ile tespit maliki …’a karşı açılmış olan dava, eldeki dosya ile birleştirilmiştir.
Mahkemece, “davacı …’ın dayanmış olduğu tapu kayıtları ile komşu taşınmazlara ait tapu vergi kayıtlarının tüm tedavüllerinin getirtilerek yeniden uygulanması” gereğine değinilen bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davacı …’ın 183 ada 7 sayılı parsele yönelik davasının kabulüne, diğer parseller hakkındaki davasının reddine; 183 ada 7 sayılı parselin kadastro tespitinin iptali ile, taşınmaz toplamda 172.800 pay kabul edilerek, bunun; 1/2 payının (86400 payının) … mirasçıları, 1/2 payının (86400 payının) … mirasçıları adına tesciline; davacı … ve müşterekleri vekilinin 145 ada 28 sayılı parsel sayılı taşınmaza yönelik davasının kabulüne, bu taşınmaz 3 pay kabul edilerek eşit paylarla …, … ve … Uluçay adlarına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hükmün, davacı … tarafından temyiz edilmesi üzerine,Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesi’nin 22.4.2019 tarih ve 2016/7265 Esas, 2019/2981 Karar sayılı ilamı ile onanmasına karar verilmiş, bu kez davacı … tarafından 145 ada 17, 19, 20, 27 ve 28 parseller yönünden karar düzeltme isteminde bulunulmuştur.
Mahkemece, taraflar arasında taşınmazların taksim edildiği kabul edilmek suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ve Yargıtayca da onanmış ise de, yapılan araştırma ve incelemenin hüküm vermeye yeterli olmadığı anlaşılmaktadır. Şöyle ki; karar düzeltme istemine konu taşınmazların tarafların müşterek kök murisi olan … oğlu …’dan geldiği hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, murisin ölümünden sonra terekesinin taksim edilip edilmediği, taksim edilmiş ise çekişmeli taşınmazların kime isabet ettiği noktasında toplanmaktadır. Davacı taraf, terekenin taksim edilmediğini ileri sürmü; davalı taraf ise, taşınmazların taksimen kendilerine isabet ettiğini savunmaktadır. Mahkemece bozma öncesinde yapılan 2004 tarihli keşifte dinlenen mahalli bilirkişi ve tanıklar, çekişme konusu taşınmazların kök muris …’nın ölümü üzerine davacının murisi … ile davalı tarafın murisi …’a kaldığını, onların ölümü ile de … ve …’ün mirasçıları olan taraflarca kullanıldığını beyan etmiş; bozma sonrası 11.02.2015 tarihli duruşmada davalı tanığı olarak dinlenen … ve …, dava konusu taşınmazlarda davacı tarafın hakkı bulunmadığını ifade etmekle birlikte, … ile … arasında babaları …’dan kalan malların tamamının ya da bir kısmının taksim edilip edilmediği hususunda bilgisi olmadığını söylemiş olup, taşınmazlarda davacıların hangi nedenle hakkının bulunmadığı hususu tanıklara açıklattırılmamıştır. Çekişmeli taşınmazlar başında yapılan 22.10.2014 tarihli keşifte dinlenen mahalli bilirkişi ve tutanak tanıkları, çekişmeli 145 ada 17, 19, 20, 27, ve 28 nolu parsel sayılı taşınmazların mirasen intikal ettiğini, zamanla mirasçılar arasında zeminde görüldüğü şekilde fiili taksimler yapılmış ise de, bu taksimin (fiili kullanımın) neye göre yapıldığına dair doğrudan bilgi sahibi olmadıklarını beyan etmiş ve hangi taşınmazın kim tarafından fiilen kullanıldığını bildirmişlerdir. Mahkemece de bu fiili kullanım esas alınarak taksimin varlığı kabul edilmiş ise de, mahkemenin de gerekçesinde bildirdiği gibi davacı … mirasçısı …, aynı zamanda davalı tarafın murisi ve …’üm kardeşi …’ın mirasçısı olan … ile evlidir. Dolayısıyla davalı tarafın iddia ettiği taksimin tarafların kök murisi … mirasçıları arasında mı yoksa davalıların ortak murisi … mirasçıları arasında mı yapıldığı, … mirasçıları arasında yapılan taksime göre mi fiili kullanım durumu oluştuğu, davacıların murisi …’ün bu taksime iştirak edip etmediği ya da razı gelip gelmediği hususlarında yeterli inceleme ve araştırma yapılmamıştır. Öte yandan, davalılardan çekişmeli 145 ada 17 parsel maliki …, bozma öncesi 7.4.2004 tarihli celsede, davacı …’ ün taşınmazlardaki (miras yoluyla gelen hakkının ) iddia ettiği gibi 1/2 değil, 1/3 olduğu yönünde (imzasız) beyanda bulunduğu; yine davalı 147 ada 19 parsel sayılı taşınmazın tespit maliki …’ın ise 04.10.2002 tarihli celsede alınan “dava konusu taşınmazlarda davacının hakkı bulunduğu doğrudur. ….. ancak ne kadar pay sahibi olduğunu bilmem” şeklindeki imzalı beyanda bulunduğu halde; bu beyanlar dahi tartışılıp değerlendirilmemiştir. Bu şekilde eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulamaz.
Hal böyle olunca; doğru sonuca varılabilmesi için Mahkemece, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıklarının katılımıyla mahallinde yeniden keşif yapılmalı ve yapılacak bu keşifte; dava konusu taşınmazların, kök muris … mirasçıları arasında, tüm mirasçıların katılımı ile usulünce paylaşılıp paylaşılmadığı ve paylaşılmış ise paylaşımın ne zaman yapıldığı, çekişmeli taşınmazların paylaşıma konu olup olmadığı, paylaşımda her bir mirasçıya yer verilip verilmediği, paylaşımdan sonra taşınmazları kimin kullandığı, davacı … mirasçısı … adına tespit gören ve feragat edilen 18 parselin hangi nedene dayalı olarak … adına tespit gördüğü; davalı tarafça, murisin terekesine dahil olduğu iddia edilip taksimen davacı tarafa düştüğü bildirilen 145 ada 33 ve 145 ada 31 parsel sayılı dava dışı taşınmazların evveliyatının kime ait olduğu, muris …’ya ait ise taksimen …’e düşüp düşmediği hususlarında yerel bilirkişi ve tanıklardan maddi olaylara dayalı olarak bilgi alınmalı, yerel bilirkişi ve tanık beyanları tutanak içerikleri ile denetlenmeli; tanık beyanları ile yerel bilirkişilerin beyanları çeliştiği takdirde gerektiğinde yüzleştirme yapılarak çelişki giderilmeye çalışılmalı; çelişkinin giderilememesi halinde hangi beyana ne sebeple üstünlük tanıdığı tartışılıp gerekçeli kararda açıklanmalı; 2014 yılında yapılan keşifte davacı … mirasçısı …’ın, “Kasım oğlu … evlatları … ve … babalarından kalan taşınmazları 1/2 hisseli olacak şekilde aralarında bölüşmüşlerdir,tespitinde bu şekilde yapılması gerekir” beyanıyla ne kastettiği kendisine açıklattırılmalı: uyuşmazlığın niteliğine göre, deliller değerlendirilirken paylaşmada her bir mirasçıya eşit yüzölçümde ve eşit verimlilikte taşınmaz ya da ekonomik yönden aynı parasal değerde menkul mal isabet etmesinin paylaşmanın koşulu olmadığı göz önünde tutulmalı ve sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Mahkemece, belirtilen şekilde araştırma ve inceleme yapılmaksızın karar verilmesi isabetsiz olup, hükmün bu nedenlerle bozulması gerekirken sehven onandığı anlaşılmakla, onama ilamının kaldırılarak, yerel mahkeme hükmünün bozulmasına karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
SONUÇ: 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla uygulanacak olan 1086 sayılı HUMK’un 442/3. maddesi gereğince, davacı mirasçısı … ’ın karar düzeltme isteğinin yukarıda açıklanan nedenlerle kabulüne; Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 22.4.2019 tarih ve 2016/7265 Esas, 2019/2981 Karar sayılı onama ilamının kaldırılmasına, Yerel Mahkeme hükmünün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde karar düzeltme isteyene iadesine, 18.11.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.