YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/10144
KARAR NO : 2021/9521
KARAR TARİHİ : 27.09.2021
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi
Taraflar arasında Sakarya 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen dava sonucunda verilen hükme karşı davalı Hazine vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunu reddine karar verilmiş olup, bu kez davalı Hazine vekili tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararı temyiz edilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı …, … İlçesi … Mahallesinde bulunan ve tespit harici bırakılan temyize konu taşınmaz hakkında, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile kazanma koşulları oluştuğunu ileri sürerek, taşınmazın adına tescili istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, 23.05.2017 havale tarihli fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 5.610,10 metrekarelik bölümün davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hükmün davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesinin 20.12.2018 tarihli ve 2018/1261-2343 E.K sayılı ilamıyla istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş ve iş bu karra davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ve Bölge Adliye Mahkemesince de istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş ise de, yapılan inceleme ve araştırma hüküm vermeye yeterli değildir. Şöyle ki; davacı kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayandığı halde Mahkemece dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgeyi kapsayan hava fotoğrafları getirtilerek inceleme yapılmadığı gibi, dava konusu taşınmazın 1977 yılında yapıldığı anlaşılan genel arazi kadastro çalışmasında hangi sebeple tespit dışı bırakıldığı araştırılmamış ve yine bölgede yapılan imar çalışmalarında taşınmazın imar planı kapsamına alınıp alınmadığı da ilgili belediyelerden sorularak açıklığa kavuşturulmamıştır. Bu şekilde eksik araştırma ve inceleme ile karar verilemez.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için Mahkemece öncelikle, yöreye ait “en eski” ve dava tarihinden 20-25 yıl öncesine ait (1990-1995) tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarının tamamı ile amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları hükmen oluşmuş ise mahkeme karar örnekleri ve varsa ilgili Yargıtay ilamlarının örnekleri ilgili yerlerden getirtilmeli, yine taşınmazın genel arazi kadastrosunda tespit dışı bırakılma sebebi araştırılmalı ve taşınmazın bölgede yapılan imar çalışmalarında imar planı kapsamına alınıp alınmadığı ilgili belediyelerden sorularak açıklığa kavuşturulmalı, bundan sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan, aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek orman mühendisi bilirkişi, bir ziraat mühendisi, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi aracılığıyla yeniden keşif yapılmalı ve bu keşifte, getirtilen belgeler çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle, taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişileri ile orman bilirkişisi eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmaz çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli, taşınmazın gerçek eğimi klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; stereoskopik hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak temyize konu taşınmazın niteliği, üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı, tasarruf sınırlarının belirgin olup olmadığı ile imar ihya edilip edilmediği, edilmiş ise hangi tarihte imar ihyasına başlanıldığı ve hangi tarihte bitirildiği hususlarında müşterek imzalı şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalı ve böylelikle çekişmeli taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığı tereddüte mahal bırakmayacak şekilde belirlenerek sonucuna göre hüküm kurulmalıdır.
SONUÇ: Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda yazılı nedenlerle kabulüyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nin 373/1 maddesi uyarınca kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının HMK’nin 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, karardan bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27.09.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.